Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Sinema tarihinde bazı yönetmenler, vermek istediği mesajları izleyicinin filme daha iyi adapte olabileceği düşüncesiyle bir günlük sürede ekrana aktarmayı tercih ederler. Genellikle olayların geçtiği tek bir mekana sahip olan bu filmler altyapısını bir bütünlük içerisinde oluşturur. Biz de bu yazımızda bir günlük süreyi kapsayan 10 muazzam filmi sizler için derledik.

Bir Günlük Süreyi Kapsayan 10 Muazzam Film

12 Angry Men (1957)

12-angry-men

Reginald Rose’un aynı adlı oyunundan 1957 yılında Sidney Lumet önderliğinde sinemaya uyarlanan 12 Angry Men, izlenmesi gereken zamanının ötesinde bir klasik. İzlenildiği zaman hayatla ilgili birçok kavramı sorgulatmayı başaran film, babasını öldürmekle suçlanan bir göçmen çocuğun duruşmasında bir jüri üyesinin diğer 11 jüri üyesini çocuğun suçsuz olduğu konusunda heyeti ikna etme çabalarını anlatır. Tamamı mahkeme salonunda geçen film, diğer 11 jüri üyesinin takındıkları ön yargılı görüşlerin etkisiyle göçmenlere karşı besledikleri yabancı düşmanlığını, ülkenin kanunlarına sonsuz güvenini ve sürü psikolojisine uymalarını 11 jüri üyesinin tutumundan sinemaya aktarır. Bu 11 jüriye karşı gelen ve suçsuz hükmü yönünde oy veren Henry Fonda’nın canlandırdığı 8. jüri ise olayın bütün detaylarının konuşulması gerektiğini savunarak hiç kimsenin konu bilinmeden yargılanmaması gerektiğini düşünür. Bu noktadan sonra filmde gerçeklerin detaycı bir şekilde ele alınmasıyla 11 jüri üyesinin ön yargıları bir bir yıkılmaya başlar ve bu durum bize hayatı pamuk ipliğine bağlı olan bir insanın yaşam hakkının elinden bu kadar kolay bir şekilde alınmaması durumunu açığa çıkartır. Tek mekanda geçmesine rağmen yönetmen Sidney Lumet, elindeki malzemeyi çok iyi bir şekilde kullanıp doğrunun peşinde gitmekten asla vazgeçmemenin ve sonuna kadar mücadele etmenin gerekliliği konusunu sosyolojik ve psikolojik açıdan izleyiciye anlatır. Sonuna kadar pür dikkat izlediğiniz 12 Angry Men; muazzam kurgusu, sağlam oyunculukları ve insanın düşüncelerinin nasıl şekillendiğini izleyicisine dürüstçe anlatan güncelliğini her zaman koruyacak olan bir film.

Mon Oncle Antoine (1971)

Mon-Oncle-Antoine-filmloverss

Eleştirmenler tarafından oldukça beğenilen ve aynı zamanda çekildiği yılki Chicago Film Festivali’nde En İyi Film seçilen 1971 yapımı Mon Oncle Antoine, Fransız filmlerine ev sahipliği yapan Quebec sinemasının diğer bir deyişle Kanada sinemasının klasikleri arasında kendine yer buluyor. Yönetmen Claude Jutra’nın harikalar yarattığı film; müthiş oyunculukları, atmosferi, müzikleri ve en önemlisi harikulade senaryosuyla her sinema izleyicisinin görmesi gereken bir yapım. Karakterin yaşadığı duyguyu izleyiciye yansıtmak için zoom tekniğine yer veren film, anlatmak istediğini net bir şekilde anlatarak izleyicinin aklını karıştırmıyor. Soğuk bir madenci kasabasında geçen film, Noel arifesinde yaşanan birtakım olayları Benoit isimli yetim bir çocuğun gözünden ekrana aktarıyor. Küçük bir kasabada hayatın irdelenişini mükemmel bir sinematografi ile anlatan Mon Oncle Antoine, nokta atışı niteliğindeki diyaloglarıyla izleyicisine güzel bir deneyim yaşatan bir film olarak kendini konumlandırıyor. Çekildiği zamanın çok ötesinde bir yapım olan Mon Oncle Antoine, hiçbir hileye başvurmadığı ve izleyicisini yormadığı bir anlatım biçimini benimseyerek sinema tarihinde her zaman Quebec sinemasının baş tacı yapımlarından biri olarak kabul edilecek.

The Breakfast Club (1985)

80’li yılların gençlik filmleri türünde bir klasik olarak kabul edilen The Breakfast Club, kült film statüsünde sıradan bir konuyu ele alma şekli bakımından birçok sinemasever tarafından tüm zamanların en fevkalade büyüme filmi olarak kabul edilir. Aynı zamanda yönetmen John Hudges’un en unutulmaz filmi kabul edilen The Breakfast Club, aynı lisede okuyup birbirlerini hiç tanımayan beş arkadaşın bir Cumartesi günü cezaya kalmalarını odaklanıyor. Bir günü beraber geçirmek zorunda kalan bu beşli zaman ilerledikçe aslında birbirlerinden çok da farklı olmadıklarını keşfediyorlarlar. Ortak bir şeyler paylaşıldığı insanların bir bütünlük içerisinde hareket edilebileceğinin bir göstergesidir The Breakfast Club. Samimi ve sıcakkanlı hikayesi ile asla eskimeyecek bir film olan The Breakfast Club, bir lise öğrencisinin yaşadığı aile baskısını, okuldaki gruplaşmalarda kendine yer edinmeye çalışmasını veya öğretmenlerin onlara karşı tavırlarını insan psikolojisini anlama açısından inceleyip eğlenceli bir anlatımı izleyiciye sunuyor. Karakterlerin gerçekliği ve diyalogların derinliği içerisinde, izleyicisini asla sıkmayan bir film The Breakfast Club. Sona erdiğinde beşlinin çok iyi anlaştığına şahit olduğumuz film, bize “Acaba pazartesi günü birbirlerine nasıl davranacaklar?” sorusunu sordurarak bizi tatlı bir tebessümle baş başa bırakıyor.

Before Sunrise (1995)

Before Sunrise - Filmloverss

Richard Linklater’ın sinema dünyasında daha geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan Before üçlemesinin ilk filmi olan Before Sunrise, düşük bütçesine rağmen sinema tarihinin en iyi romantik dram filmlerinden biri olma özelliğini ellerinde tutuyor. İlk gösteriminin ardından büyük bir beğeniyle karşılanan film, bir trende tanışan Jesse ve Celine’in Viyana sokaklarını arşınlayarak hayatlarını derinden etkileyecek bir birlikteliğe imza atmasıyla gerçekleşen olayları odak noktasına alıyor. Beraber vakit geçirdikleri sürede hayatlarında yaşadıkları zorluklardan birçok konudaki düşüncelerine kadar fikir alışverişinde bulunan Jesse ve Celine’in tek bir gece geçirecek olmalarının vermiş olduğu gerçekle birbirlerine karşı bir şey hissetmelerine rağmen bunu asla sözlere dökemezler. Belki de bu durumun yarattığı farkındalıktan dolayı tutkulu bir aşkın temellerini gördüğümüz film, izleyici içine çeken ve izleyicinin aklından uzun bir süre çıkamayan bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Her izlediğinde ilk defa izleniyormuş havası veren film, Richard Linklater’ın maharetli dokunuşuyla hayata bir an için pembe gözlükle bakmamızı ya da sıkıntılarımızdan birkaç saatliğine uzaklaşmamıza neden olan dokunaklı bir film. Bunun yanında harika diyalogları barındırmasıyla ve hayata olabildiğince yakın anlatımıyla samimi, naif ve aşkın en saf halini eylemlere döken biçimsel yönüyle tatlı bir tebessümü yüzünüzden eksik etmeyecek bir aşk hikayesi.

4 luni, 3 saptamâni si 2 zile (2007)

4-luni-3-saptamâni-si-2-zile-filmloverss

Distopik kısa filmi Zipping ile tanınan Cristian Mungiu’nun yönetmenliğini üstlendiği Altın Palmiye ödüllü 4 luni, 3 saptamâni si 2 zile, birçok eleştirmen tarafından Romen sinemasının rönesansı olarak nitelendiriliyor. Düşük bir bütçe ile çekilen film, fevkalade senaryosu ve gerçekleri tüm çıplaklığıyla anlatması bakımından inandırıcı bir etkiye sahip. 1987 yılında komünist rejimin hüküm sürdüğü Romanya’da Çavuşesku rejiminin son dönemlerinde geçen film, üniversitede oda arkadaşı olan iki öğrenciden birinin beklenmedik hamileliğini sonlandırması için yasa dışı kürtaja başvurması ile yaşanan olaylar anlatılıyor. Kürtaj için ayarlanan randevu anını ve sonrasında yaşananları yarım gün içinde anlatan film, kısıtlı bir süreyi izleyiciye yansıtmasına rağmen etkileyici anlatımıyla adından söz ettiriyor. Her ne kadar komünist Romanya’da geçen bir dönemi ya da kürtaj gibi hassas bir konu üzerinde duran film, temelde iki kadının sistemde var olma mücadelesini beyazperdede izleyici ile buluşturuyor. İzleyicinin filmdeki atmosfere girebilmesini kolaylaştıran uzun planların tercih edildiği film, sahneler üzerinden rejimin altında ezilmişliği ve insanoğlunun içinde bulunduğu sıkışmışlığı gözler önüne seriyor. Özellikle filmin başında akvaryum içerisinde yer alan bir süs balığının yüzdüğü sahne karakterlerin sıkışmışlığını alegorik olarak anlatıyor diyebiliriz. Ayrıca kürtaj gibi bir meselenin kadınlarda yaratmış olduğu psikolojik baskıyı filmde çok iyi kullanan yönetmen, bu açıdan filme birçok katmandan yaklaşıyor. Yapılan diyalogların doğallığı, yaratılan atmosferin izleyiciyi germesi, hikayenin gerçekçi bir yönden ele alınması bakımından rahatsız edici bir etkiye sahip 4 luni, 3 saptamâni si 2 zile; izlediğinizde unutamayacağınız ve sizi bazı konularda düşünmeye sevk eden bir yapım.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi