Abbas Kiyarüstemi’nin özellikle çocukları yönetmedeki başarısı; zarif bir sadelik olarak sinemasına yansır.  1970 yapımı ilk kısa filmi Nan va koutcheh ile 1987’de izleyiciyle buluşan uzun metraj yapımı Khane-ye doust kodjast’ta karşılaştığımız bu durum, bir takım elbise etrafında şekillenen olayları ve bu eksende kesişen üç genci anlattığı orta metraj filmi Bir Düğün Elbisesi – Lebassi Baraye Arossi ile karşımıza çıkar. Sade bir anlatım dilini benimseyen İranlı yönetmen, filmlerindeki küçük ayrıntılardan büyük hikayeler yaratmayı ihmal etmez ve izleyiciyi bu duruluğun içinde muazzam bir görsellikle buluşturur.  İnsanların olağan hayatlarında farkında olmadıkları ayrıntıları sinemaya taşıyan ve basit görünümlü önemsenmeyen konuları ön plana çıkararak hayata karşı derin bir bakış açısıyla bakabilen Kiyarüstemi, genellikle varoluşu nesnel bir dille sorgulamayı tercih eder.

Filmlerinde sıkça kurgu dışı ögelere de yer veren ve bunu izleyiciye sinemadaki gerçekliği sorgulatmak amaçlı yaptığını da dile getiren Kiyarüstemi, filmlerinde ‘gerçekçilik’ algısından uzaklaşmayı pek tercih etmezken, şiirsel bütünlükten de hem görsel olarak hem de diyaloglar üzerinden vazgeçmez. Kiyarüstemi’ye göre film yapımı sadeleştikçe, sinemanın artistik etkisi artmaktadır. Bu görüşünü her filminde uygulamayı başaran usta yönetmen şu sözlerinde de bazı duyguları ve düşünceleri somut bir nesneyle sunmasının nedenini açıklıyor; “Sanatçı bir parçayı, kimi düşünceleri, kavramları yada duyguları görünür kılmak, cisimleştirmek amacıyla tasarlar ve yaratır.” Kiyarüstemi, Bir Düğün Elbisesi – Lebassi Baraye Arossi’de bu nesnelliği ‘takım elbise’ ile tanımlar ve birçok düşünceyi/duyguyu bu nesnenin ekseninde ele alır.

Şiirsel diyaloglardan kaçmadan gerçekçi hikayelere yer verdiği filmleriyle İran Yeni Dalgası sinemasının önemli yönetmenlerinden biri olan Abbas Kiyarüstemi; 1976 yılında çektiği Bir Düğün Elbisesi – Lebassi Baraye Arossi’de de benzer diyaloglarla bezeli bir hikayeye yer verir. Somut bir varlık olarak ele alınan ‘takım elbise’ üzerine annenin “Eğer istediği buysa hayır diyemiyorum. Hayatta kendi kararlarını vermesini öğrenmeli; hayatta ne istediğini öğrenmesi için, özgür olması gerekecek.” sözleriyle karşılaştığımızda bu repliğin sadece bir ceket için yapılmadığını fark etmemiz kaçınılmazdır tabii ki. Kiyarüstemi’nin bu filminde ‘takım elbise’ye biçtiği rollerden biri şüphesiz ki yukarıda bahsettiğimiz annenin sözlerinin içinde gizlidir.

“Zaman değişti; bugün insanlar giydiklerine göre yargılanır duruma gelmiş.”

Bir kadının kız kardeşinin düğününde giymesi için oğluna bir takım elbise diktirmeye gelmesiyle başlayan film, odak noktasına aldığı ‘takım elbise’ üzerinden terzinin çırağı olan Ali ve onun iki farklı karaktere sahip arkadaşını çevresine alarak izleyiciyi yalın anlatımıyla dikkat çeken bir hikayeyle buluşturur. Üç farklı karakterdeki gencin ortak paydası olarak resmedilen ‘takım elbise’; aslında sadece bu üç arkadaşın değil; toplum tarafından biçilen statünün de siluetini tanımlar artık. Terzinin esnaf arkadaşıyla konuşurken dile getirdiği “Zaman değişti; bugün insanlar giydiklerine göre yargılanır duruma gelmiş.” sözleri de bu siluetin cümleye dökülmüş halini yansıtır. Ali’den bir geceliğine takım elbiseyi almak isteyen ve bunu hayatlarının olmazsa olmazı haline getiren Mamad ile Hossein’in ise takım elbiseye yükledikleri farklı amaçları vardır. Hırçın, kavgacı ve güvenilmez bir imaj çizen Mamad bir sihirbazlık gösterisinde sahneye çıkacağından güzel ve saygın görünmek ister ve o yüzden o takımı almalıdır, çünkü onun için bu takım elbise olmadan o saygınlığa erişmek imkansızdır; filmin başlangıcından itibaren Ali’nin hep yanında olan ve Mamad’a göre daha güvenilir bir profil çizen Hossein için ise durum daha duygusal bir boyutta yer alır. Hossein’in takım elbiseyi istemesindeki tek neden sadece hoşlandığı kızla dışarı çıkarken normalde olduğundan daha özenli ve daha yakışıklı görünmek arzusudur.

Kıyafeti bireyin önüne koymak, insanı değerlendirirken öncelikle fiziksel özelliklerini incelemek gibi sığ bir düşünce olsa da; toplum tarafından bu denli bir yargılama uzun zaman önce ne yazık ki kaçınılmaz bir hal almaya başlamıştır. Abbas Kiyarüstemi de Bir Düğün Elbisesi – Lebassi Baraye Arossi’de bu yargılama biçimini farklı kimlikler üzerinden farklı biçimlerde; gerçekle şiirsel bir dili harmanlayarak izleyiciye yansıtmayı başarır ve diğer birçok filminde olduğu gibi izleyiciyi zengin diyaloglarla bezeli yalın bir hikayeyle buluşturur.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi