Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa


 

“Kelimeler bazen tüm duygularımızı ifade etmeye yetmiyor. Çok sönük kalıyor.”

Varoluşa ve sanata olan bakışıyla sinema tarihine damga vuran usta isim Andrey Tarkovski, düşsel resimleri ve şiirsel diliyle umutlu ve hüzünlü duyguları katmanlı bir şekilde izleyiciye yansıtıyor. Sekiz filmlik muazzam bir filmografiye sahip olan Tarkovski, 1975 yılında çektiği Ayna – Zerkalo filminde yıllarca peşini bırakmayan huzurunu bozan çocukluk anılarına bağlamaktadır. Tarkovski’nin diliyle Mühürlenmiş Zaman’da tanımladığı Ayna; “Film, canımdan çok sevdiğim ve çok iyi tanıdığım insanların hayatlarını yeniden canlandırmak amacını taşıyordu. kendisi için değerli olan insanların hakkını ödeyemeyeceğini, kendisine gösterilen sevgiyi, verilen onca şeyi hiçbir zaman gereğince karşılayamayacağını düşünen bir insanın çektiği acıları anlatmak istiyordum. bu insan, onları yeterince sevmediğine inanıyor ve bu, onun için gerçekten acı veren, katlanılması zor bir düşünce… Ayna’da benden değil, bana yakın olan insanlara karşı duygularımdan, onlarla olan ilişkilerimden, hiç tükenmeyecek anlayışımdan, ama aynı zamanda da onlara karşı işlediğim ve hiçbir zaman düzeltemeyeceğimi düşündüğüm günahlarımdan ve başarısızlığımdan söz etmek istemiştim.”

Sinema dünyasında bir nevi görsel manifesto olarak anılan Ayna, Tarkovski’nin en önemli filmlerinden biri! Yönetmenin bugün özellikle 90 ve 2000 yapımı filmlerde büyük bir ilham olduğunu biliyoruz. Modern Rus Sineması’ndan Türkiye Sineması’na Tarkovski’den özellikle de Ayna’dan izler taşıyan filmlerden 5 tanesini derledik.

Bir Andrey Tarkovski Başyapıtı: Ayna’dan İzler Taşıyan 5 Film!

Mat I Syn – 1997

mat-i-syn-filmloverss

Aleksandr Sokurov, modern Rus sinemasında Tarkovski’nin önde gelen mirasçılardan biri olarak görülüyor. Özellikle de iki yönetmen arasında estetik paralellikler bolca kuruluyor… Senaryosu Yuri Arabov ile Sokurov tarafından yazılan Mat I Syn, bir anne ile oğlun birlikte geçirdikleri son günü konu ediniyor. Psikanalizin babası olarak bilinen Sigmund Freud’un dediği gibi, bir erkeğin hayatına giren ilk kadının annesi veya annesi konumundaki kadın olduğu gerçeği, filmde de karşımıza çıkıyor. Son gününü yaşayan hasta annesine bakan oğlun normal hayatını bozmaması ve sakin atmosferiyle dikkat çeken yapım, Sokurov’un kendi sinemasal diline sahip. İç dünyası Tarkovski’den ayrı olan Sokurov, bu filmde doğanın farkındalığı, aileyi, toprağı ve uzun planlar ile Ayna’yı anımsatıyor.

Mayıs Sıkıntısı – 1999

mayis-sikintisi-filmloverss

Tarkovskş sinemasından esinlenen sinemacılar arasında Nuri Bilge Ceylan da var. Özellikle görsel anlatımıyla çok fazla benzerlik kurulan Ceylan ve Tarkovsky sineması, Mayıs Sıkıntısı’nda gördüğümüz Ayna yansımalarıyla da ortaya çıkmaktadır. Aslında genel anlamda pek temalarını Tarkovski sinemasını andırdığını söyleyemeyeceğimiz Ceylan, Mayıs Sıkıntısı’nda doğa sesleri, çekim planları ve görsel anlatımıyla bize Ayna’yı hatırlatır. Kasabada bu mayıs, sanki eskiye göre daha sıcak, daha sıkıntılı. Ama herkes küçük dertleriyle, sürprizlere kapalı hayatlarıyla yine de huzurlu görünüyor. Ancak bu huzur, çocukluğunu geçirdiği bu kasabada bir film çekmeyi kafasına koymuş Muzaffer’in gelişiyle zedeleniyor. Muzaffer’in mekanları tespit etmek, oyuncuları seçmek amacıyla yanından hiç eksik etmediği küçük bir video kamerası vardır. Babası Emin, sonu gelmez sınır mücadelelerine girişmiş, avukatlara güvenmediği için kalın kanun kitapları arasında kaybolmuştur. Zira alt komşusuyla aralarındaki bahçe duvarı yüzünden bir anlaşmazlık çıkmış, yıllarca süren mahkemeler sonunda, mahkeme yine sınırın eski yerinden geçmesine karar vermiştir.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi