Bir ailenin üyelerinin kendi perspektifleri olmadan sadece aile çatısı altında kalıp yok oldukları ve özgürlükleri olmadan sadece görevlerini yapmak veya yapmamak arasında sıkışıp kaldıklarını göstermeye çabalayan film Bir Aile Filmi. Yugoslav yönetmen Olmo Omerzu tarafından kameranın bir aileye doğrultulduğu film, yönetmenin ikinci uzun metraj filmi. Bir Aile Filmi’nde klişelerden uzak bir dağın ardındaki ailenin bulutlu semasına tanıklık ediyor olsak da aslında yeniden kurgulanan aile dediğimiz yaratılmış prangaları ve seslerini izliyoruz filmde. Bir anne ve baba hetero normatif düzen içerisinde çocuklarıyla düzenli bir hayat içerisindedirler. Arabalarında var olan televizyon ile çocuklarının belgesel izlemesi ve köpeklerinin de aileden bir birey olarak görülmesine kadar birçok detay içerisinde bu aile modern ailenin göstergeleri içerisinde boğulan bir ailedir. Bu ailenin ebeveynleri modernizim içerisinde çocuklarına güven duygusunu beslediklerini hem çevrelerine hem de kendilerine göstermek için tatile çıktıklarında çocuklarını, lisedeki oğullarını ve ondan büyük kızlarını evde tek başlarına bırakırlar. Çıplaklık ile sınırsızlığı kendileri için bir etiket olarak yaşayan ailenin çocuklarında da mini kozmos olarak bir modernite arayışları görüyoruz. Evin genç kadını direkt evde yalnız kalınca arkadaşını çağırır ve bu kız eve girer girmez bir seks objesi olacaktır çünkü özgür modern gençlik bunu getirir, daha doğrusu sınırsız olduğunu göstermek isteyen sınırlı beyinde bu böyledir, yaratıcı tanrı bunu böyle ‘kurgular’. Bu eve gelen arzu nesnesi ergenlik içerisindeki evin genç özgür oğlu için bir deneyimler denizidir. Seksin bile beklenen sınırlar içerisinde olması filmin en büyük düştüğü çukurlardan biri. Film her bir aile üyesinin üzerine yüklenen yükler ile ilerliyor ve sıradanlık içerisinde boğuluyor, belki de bu boğulmadan sadece ailenin köpeği kurtuluyor!

Filmin tartışmak istediği konunun öznel yorumumla aile bireylerinin tekelde ve birliktelikte yarattığı etkileşim alanının bir çözümlemesi olduğunu düşünüyorum, lakin film bunu yapmak yerine sadece her karakter için yazılmış toplumsal normları tekrar kurgulamaktan öteye geçmiyor. Özellikle filmin ana ekseninde yer alan iki kardeşin üstlendikleri rolleri ve yaptıkları eylemleri düşünürsek, genç çocuğun ablasının arkadaşı ile ilişkiye girmesi kadar sinemada olağanlaşmış başka bir şey olmadığını görebiliriz. Fakat bu olağanlığa yönetmenin bir boyut getirmemesi ve hatta bu olağanlığı da eksik temeller üzerinden yapması filmi sadece havada bırakıyor, klişe olsa bile bir zemine indirmiyor. Karakterlerin içerisinde boğuldukları dram ve gizem aynı zamanda aslında hepsini yersiz yurtsuz bırakıyor. Hiçbiri köklerine ulaşamıyor ve hepsi kar üzerinde uyuyakalarak hayatın bilinmezliğinde birer hortlağa dönüşüyor. Peki filmdeki soru şu, bu hortlaklık nerede bitiyor, bitiyor mu? Bazı sorulara bazı filmlerin cevap vermemesi o filmi mükemmelleştirirken Bir Aile Filmi’nde cevapsız kalan sorular filmi dibe çekiyor çünkü karakterlerin oluşturduğu tesir alanı tam anlamıyla çerçevelenmediği için tarifin olmadığı bir yerde sorular sıkıcılığı ve tatminsizliği ile beraber bencil olan izleyici zihinlerimizde yer etmiyor, kurgulanan toplumu sorgulatmıyor.

Yersiz Yurtsuz Karakterlerin Klişe Anlatımı: Bir Aile Filmi

Filmin başlangıç sekanslarının gayet başarılı bir şekilde sorgulanan ana meseleyi yansıtması film için önemli noktalardan biri. Modern ailenin bir an için ne kadar kolay parçalanabileceğini, evin hayvan bireyinin de bu parçalanma ile sürüklenebileceğini hissettiren film bir noktadan sonra genç erkeğin cinsel dürtüleri ve asilik iç güdüsüyle boşluğun tarifsiz hazzının birleşimindeki boşalma ve tekrar arzulama hikayesine dönüyor. Kulağa fısıldanan sözlerin hareketleri alanında aslında arzu nesnesinin elde edilebilirlik ateşini yansıtıyor olması bir yandan ailenin de sahteliğine ve elde edilebilir hırçınlığına gönderme yapıyor. Lakin karakterlere neden ve niye gibi sorular yönelttiğimiz anda bu aile eleştirisi bir anda yerle bir oluyor. Sanatın her zaman cevaplar yanıtlaması gerektiğini düşünen bir birey olmasam da en azından bazı duvarları yıkmak için sorular sorması gerektiğini düşünüyorum. Bir Aile Filmi’nde aile parçalanır mı ya da yalnız kalan bireyler ailenin bütünlüğünün ruhunu öğrendikleri gibi devam ettirirler mi sorularını daha kuvvetli sormasını bekliyordum. Özellikle bir köpek üzerinden yapılabilecek birçok sözsüz, dile gelmeyen aile eleştirisi kuramlarını oluşturabilecekken bunun sadece bir kavuşma hikayesine dönüşmesi filmin yola çıktığı bütün ilkeleri ‘kötü’ alt üst etmesi demek oluyor. Film, tahrik etmek için yalanan bir kulağın kurumasından daha kısa bir sürede kendini kurutuyor ve filmin meselesi arzunun bedeni tahrik etmesinden daha kısa bir sürede aile kuramını sorunsallaştıracağı yerde yüceltiyor. Ve bu süresel, düşünsel, aktivist bozgunluklar izleyicinin filme karşı olan beklentisini yerle bir ederek filmi beklentinin çok aşağısına konumlandırtıyor, yok ediyor, parçalıyor. Filmin aile için yapmaya çabaladığı ve vazgeçtiğini izleyicinin gözü filme yapıyor.

Bir ailenin üyelerinin kendi perspektifleri olmadan sadece aile çatısı altında kalıp yok oldukları ve özgürlükleri olmadan sadece görevlerini yapmak veya yapmamak arasında sıkışıp kaldıklarını göstermeye çabalayan film Bir Aile Filmi. Yugoslav yönetmen Olmo Omerzu tarafından kameranın bir aileye doğrultulduğu film, yönetmenin ikinci uzun metraj filmi. Bir Aile Filmi'nde klişelerden uzak bir dağın ardındaki ailenin bulutlu semasına tanıklık ediyor olsak da aslında yeniden kurgulanan aile dediğimiz yaratılmış prangaları ve seslerini izliyoruz filmde. Bir anne ve baba hetero normatif düzen içerisinde çocuklarıyla düzenli bir hayat içerisindedirler. Arabalarında var olan televizyon ile çocuklarının belgesel izlemesi ve köpeklerinin de aileden bir birey olarak görülmesine kadar birçok detay içerisinde bu aile modern ailenin göstergeleri içerisinde boğulan bir ailedir. Bu ailenin ebeveynleri modernizim içerisinde çocuklarına güven duygusunu beslediklerini hem çevrelerine hem de kendilerine göstermek için tatile çıktıklarında çocuklarını, lisedeki oğullarını ve ondan büyük kızlarını evde tek başlarına bırakırlar. Çıplaklık ile sınırsızlığı kendileri için bir etiket olarak yaşayan ailenin çocuklarında da mini kozmos olarak bir modernite arayışları görüyoruz. Evin genç kadını direkt evde yalnız kalınca arkadaşını çağırır ve bu kız eve girer girmez bir seks objesi olacaktır çünkü özgür modern gençlik bunu getirir, daha doğrusu sınırsız olduğunu göstermek isteyen sınırlı beyinde bu böyledir, yaratıcı tanrı bunu böyle 'kurgular'. Bu eve gelen arzu nesnesi ergenlik içerisindeki evin genç özgür oğlu için bir deneyimler denizidir. Seksin bile beklenen sınırlar içerisinde olması filmin en büyük düştüğü çukurlardan biri. Film her bir aile üyesinin üzerine yüklenen yükler ile ilerliyor ve sıradanlık içerisinde boğuluyor, belki de bu boğulmadan sadece ailenin köpeği kurtuluyor! Filmin tartışmak istediği konunun öznel yorumumla aile bireylerinin tekelde ve birliktelikte yarattığı etkileşim alanının bir çözümlemesi olduğunu düşünüyorum, lakin film bunu yapmak yerine sadece her karakter için yazılmış toplumsal normları tekrar kurgulamaktan öteye geçmiyor. Özellikle filmin ana ekseninde yer alan iki kardeşin üstlendikleri rolleri ve yaptıkları eylemleri düşünürsek, genç çocuğun ablasının arkadaşı ile ilişkiye girmesi kadar sinemada olağanlaşmış başka bir şey olmadığını görebiliriz. Fakat bu olağanlığa yönetmenin bir boyut getirmemesi ve hatta bu olağanlığı da eksik temeller üzerinden yapması filmi sadece havada bırakıyor, klişe olsa bile bir zemine indirmiyor. Karakterlerin içerisinde boğuldukları dram ve gizem aynı zamanda aslında hepsini yersiz yurtsuz bırakıyor. Hiçbiri köklerine ulaşamıyor ve hepsi kar üzerinde uyuyakalarak hayatın bilinmezliğinde birer hortlağa dönüşüyor. Peki filmdeki soru şu, bu hortlaklık nerede bitiyor, bitiyor mu? Bazı sorulara bazı filmlerin cevap vermemesi o filmi mükemmelleştirirken Bir Aile Filmi'nde cevapsız kalan sorular filmi dibe çekiyor çünkü karakterlerin oluşturduğu tesir alanı tam anlamıyla çerçevelenmediği için tarifin olmadığı bir yerde sorular sıkıcılığı ve tatminsizliği ile beraber bencil olan izleyici zihinlerimizde yer etmiyor, kurgulanan toplumu sorgulatmıyor. Yersiz Yurtsuz Karakterlerin Klişe Anlatımı: Bir Aile Filmi Filmin başlangıç sekanslarının gayet başarılı bir şekilde sorgulanan ana meseleyi yansıtması film için önemli noktalardan biri. Modern ailenin bir an için ne kadar kolay parçalanabileceğini, evin hayvan bireyinin de bu parçalanma ile sürüklenebileceğini hissettiren film bir noktadan sonra genç erkeğin cinsel dürtüleri ve asilik iç güdüsüyle boşluğun tarifsiz hazzının birleşimindeki boşalma ve tekrar arzulama hikayesine dönüyor. Kulağa fısıldanan sözlerin hareketleri alanında aslında arzu nesnesinin elde edilebilirlik ateşini yansıtıyor olması bir yandan ailenin de sahteliğine…

Yazar Puanı

Puan - 49%

49%

Bir Aile Filmi'nde cevapsız kalan sorular filmi dibe çekiyor çünkü karakterlerin oluşturduğu tesir alanı tam anlamıyla çerçevelenmediği için tarifin olmadığı bir yerde sorular; sıkıcılığı ve tatminsizliği ile beraber bencil olan izleyici zihinlerimizde yer etmiyor, kurgulanan toplumu sorgulatmıyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
49
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi