Bilimkurgu severler kitaplarını okurken ya da filmlerini izlerken daha dikkatli oluyorlar haliyle. Hatalar, çelişkiler, bilimsel gerçeklerin filme yedirilişi, bilim ve kurgu arasındaki denge gibi faktörler bizler için önemli her zaman. Edebiyatını bir kenara koyarsak filmler için bunlar zaten elzem şeyler. Gücünü ve etkisini görsellikten aldığını düşünsek de senaryo zafiyeti bu tür için çok önemli ve seyir zevkini tamamıyla yok eden bir durum. Görselliğe verilmeye başlanan fazlaca önem, sektörün teknolojik imkânlar sayesinde inanılmaz gelişmesiyle doğru orantılı ancak bu bir dezavantaj haline gelebiliyor. İyi romanlardan uyarlama yapmak ya da senaryoları güçlendirmek bu yönde atılabilecek akıllıca bir adım olacaktır.

Bilimkurgu sevmeyenler ya da bizim kadar sevmeyenler de bu tür hatalara duyarlı; ancak onlarınki daha çok hataları bulup filmi ya da tümden bilimkurgu türünü kötüleme amacı güdüyor daha çok. “Burada bu olmaz, şurası saçma, böyle bir bilimsel gerçeklik yok” gibi yorumlar böyle böyle çıkıyor şahsi fikrime göre. Oysa bilimkurgunun doğuşu “What if?” sorusudur. Türkçe’ye “Ya …. Olsaydı?” gibi çevirebileceğimiz bu soru tarihin başlangıcından beri var. Hayal gücüne bağlı üretim zaten bilimin ve bu bağlamda bilimkurgunun gelişmesinin sebebi. Tarih Tesla, Einstein, Curieler gibi insanlarla dolu. Bunların yanına alet kullanmayı akıl eden hayvanlar, doğaya uyum sağlamak için şekil değiştiren türler, havadaki kozmik tozları ve benzer şeyleri de ekleyebiliriz. Her şey biraz bilim, her şey biraz gelecek kokar bu gezegende. Hatta geçmişimiz bile. Belki geçmişimiz daha çok.

Back to the Future’dan Predestination’a: Zaman Yolculuğu Paradoksu

Bu uzun girizgâhtan sonra 21.10.2015 tarihinin öneminden bahsedelim biraz. Çocukluğu 80’li yıllarda geçmiş herkes gibi biz de Back to the Future / Geleceğe Dönüş serisine bayılıyoruz. Marty McFly ve Dr. Emmet Brown’ın maceralarının hastasıyız. Üç bölümden oluşan bu muhteşem seri hem bir kısmımızı bilimkurgu meraklısı yapmış hem de çocukluğumuzun ve ilk gençliğimizin en güzel anıları arasında yerini almış durumda. Bu tarihin önemi ise 1989 yapımı Geleceğe Dönüş 2 filminde Marty ve Doktor’un gelecekte gittikleri tarih olması. İşin daha ilginç yanı geçmişte çekilmiş bir zaman yolculuğu filminde gelecek olarak görünen tarihin bizim için bu gece yarısından sonra geçmiş olacak olması. Böyle söyleyince karışık oldu değil mi? Zaman yolculuğu bunu yapabilir, evet. Kafamızı karıştırır ve düz zaman çizgisini bozarak bazı sıkıntılara sebep olabilir. Bunlara zaman yolculuğu paradoksu diyoruz genel olarak. Olayların oluş sırasını bozmak ya da geçmişe dönerek hiç olmamalarını sağlamak bazı geri dönülmez sonuçlara sebep oluyor ya da bunlar zaten bu bahsettiğimiz paradoks yüzünden hiç mümkün olamayacak şeyler aslında. Konuya çok hâkim olmayınca aman canım bu da ne denebilecek bu şeyler aslında bana sorarsanız bilimkurgunun en keyifli alanlarından biri. Kafa yakan sorular, içinden çıkılamayan denklemler ve bunları eşle dostla saatlerce tartışmak çok güzel bir şey. Haydi gelin biz de biraz yapalım.

Boot Paradoksu: “Bunu İlk Kim Yaptı?”

Back-to-the-Future-Robert-Filmloverss

Şöyle açıklayalım bunu: Gelecekten bir bilim adamı gelsin. Zaman makinasını bulduğunu söyleyip ona nasıl yapacağını anlatsın. Sonra geleceğe dönsün tekrar. Geçmişteki adam da zaman makinası yapsın ve geleceğe gitsin. Bu zaman makinasını ilk kim yaptı sizce? Örneklerini Doktor Who, Back to the Future gibi dizi ve filmlerde görmek mümkün.

Dede Paradoksu: “Dedemi Öldürsem Ben Olur muydum?”

desmond-lost-filmloverss

Zamanda yolculuk yapabiliyorum ve geçmişe gidip ben daha doğmadan dedemi öldürüyorum. Bu durumda doğmamam gerekir değil mi? Ama doğmazsam geçmişe gidip dedemi öldüremem de gerekir. Nasıl çıkacağız işin içinden? Yine Back to the Future’dan örnek verelim: Marty geçmişte bir şeyler değiştirdikçe silinen fotoğraflar, değişen gazete manşetleri buna örnek. Çok sevdiğimiz ama sonuna bir türlü razı olamadığımız Lost dizisinde de benzer örnekler var. En güzelleri de Desmond Hume “reyiz”in CONSTANT yani SABİT örneği üzerinden açıkladığı ve kuantum fiziğine yakın teoriler.

Loop Paradoksu: “Kırılamayan Zaman Döngüsüne Yakalanmak”

edge-of-tomorrow - filmloverss

En yakın ve akılda kalıcı örneğini Predestination filminde gördük bu paradoksun. Zaman çizgisini değiştirmeye ve geçmişteki belli bir tarihi değiştirmeye çalışırken bir döngünün içine hapsolmak ve farklı şekillerde denese de geçmiş ve gelecekteki halleri birbiriyle çeliştiği için hep aynı sonuca varmak; yani başarısız olmak. Aynı şey Tom Cruise’lu büyük prodüksyon The Edge of Tomorrow filminde de var. Ne yaparsan yap ölüyorsun, döngü bir türlü kırılmıyor. Ha, bu bir Hollywood blockbuster’ı olduğu için döngü kırıldı ama aslında bu çok da mümkün değil mantıksal olarak.

La Jetee (1962)

la-jetee-zaman-filmloverss

Aslında burya bir sürü film yazmak istedim bu paradoksları açıklamak için, ki yazının sonuna filmler koyacağım örnek olarak. Ama bu Chris Marker filmine özel bir parantez açmamız lazım. Tüm sinema okullarında ders olarak okutulan bu siyah beyaz şaheser, aslında fotoğraf karelerinden oluşan bir kısa film. Sadece tek bir sahnesinde kadın oyuncunun göz kırptığı bir film olarak nam salmış durumda. Konusu itibarıyla futuristik bir bilimkurgu ama tekniği ve anlatımı son derece klasik. Bahsi geçen tüm paradoksları bünyesinde barındırması ve bir başat kült film olan 12 Maymun’a esin kaynağı olması da cabası. Dünyayı kurtarma göreviyle gelecekten geçmişe yollanan kahramanımız bu sorunu çözemediği gibi bir de amansız bir aşkın pençesine düşüyor. Ne kimseyi kurtarabiliyor ne de sevdiği kadına ulaşabiliyor. Zamanın içinde yolculuk yapmak hem bedeni, hem zihni hem de olan biteni kontrol edebilmesi için elverişli değil. Sonuçta elimizde hem inanılmaz güzel bir bilimkurgu örneği hem çok romantik ve hüzünlü bir aşk hikayesi hem de bir sürü soru kalmış oluyor. Sadece bu filme özel bir yazıyla anlatmak isterim ileride mümkün olabilirse.

Zaman yolculuğu konusunu işleyen ve paradoksal durumlar yaratan filmler; kimi kült kimi de kıymeti bilinmemiş bence. Buradan başlaya duralım, daha sırada bununla aslında çok yakından bağlantılı “Kehanet Paradoksu” konusuna da değineceğiz. Şimdiden iyi seyirler ve iyi tartışmalar dileriz.

Anlatısını bahsi geçen paradokslar etrafında kuran filmler: 12 Monkeys, Primer, The Edge of Tomorrow, Frequency, Looper, Terminator Genisys, Predestination, Timecrimes, Maymunlar Cehennemi (ilk film).

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi