“Ezel”, “Uçurum”, “20 Dakika” gibi sevilen ve alışıldık televizyon dizileriyle kıyaslandığında biraz daha ilginç senaryolara sahip dizilerin yazarı Kerem Deren’in ilk yönetmenlik denemesi “Bi Küçük Eylül Meselesi” bize sıra dışı bir aşk hikayesi anlatıyor. İstanbul’da dertsiz tasasız bir hayat süren Eylül, geçirdiği bir kazanın ardından hayatının son bir ayını hatırlamakta güçlük çeker. Çevresindeki herkes ona işlerin yolunda olduğunu söylese de Eylül içten içe bir şeylerin ters gittiğini anlar ve küçük ipuçlarının peşine düşerek Bozcaada’ya gider. Burada tüm yaşamını alt üst edecek gerçeklerle karşılaşacak olan Eylül kendini bu gizemi kovalamaktan alıkoyamaz.

Film enteresan hikayesinin yanı sıra yer yer seyirciyi ters köşeye yatıran dönüşleriyle de sonuna kadar kendini merakla izletmeyi başarıyor. Ancak zaman zaman izleyenin anladığından emin olmak için tekrarlanan vurgular can sıkıcı olabiliyor. İncelikle kaleme alınmış Eylül karakterinin aksine Engin Akyürek tarafından canlandırılan Tekin karakteri biraz zayıf kalıyor. Aşırı naif çizilen karakter, ne yazık ki Akyürek’in üstüne oturmuyor. “Bir Bulut Olsam” dizisindeki hafif psikopat bir karaktere ustalıkla can veren Engin Akyürek yazık ki tam tersi bir karaktere bürünmekte biraz zorlanıyor. Bunun aksine Farah Zeynep Abdullah, Eylül karakteriyle şimdiye kadarki kariyerinin zirvesine çıkıyor. Açık söylemek gerekirse fragmanı izlerken Abdullah’ın böyle çarpıcı bir performans sergileyeceğini ummamış ve yanlış oyuncu seçildiğini düşünmüştüm ama filmi izledikten sonra yanıldığımı sevinerek itiraf ediyorum. Belirtmeliyim ki Ceren Moray ve Onur Tuna da yan rollerde ellerinden geleni artlarına koymuyorlar ama keşke küçük oyuncu Serra Keskin’in rolü biraz daha fazla olsaydı da filme kattığı neşe daha da artsaydı.

Bi Küçük Eylül Meselesi - Filmloverss 1

Kabul etmek gerek ki Bi Küçük Eylül Meselesi’nin asıl başarısı Bozcaada gibi büyüleyici bir mekanda çekilmesinde ve görüntü yönetmenliğini Gökhan Tiryaki gibi usta bir ismin üstlenmesinde yatıyor. Her sahnede gözümüze sokulan mercan kırmızısı bir yerden sonra yorucu olsa da sinematografik olarak filme kusur bulmak pek mümkün değil. Nil Karaibrahimgil’in film için bestelediği ve günler öncesinden müzik kanallarında dönmeye başlayan Kanatlarım Var Ruhumda parçası da filmin tamamlayıcı unsurlarından biri olmayı başarıyor. Aynı şekilde Erdil Yaşaroğlu’nun çizdiği sevimli karikatürler de filmin can alıcı detaylarından birini oluşturuyor. Yine de Engin Akyürek gibi yakışıklı bir oyuncunun film boyunca “çirkin”likle itham edilmesinin özellikle kadın izleyicilerin şimşeklerini üzerine çekebileceğini de belirtmeden geçemeyeceğim.

Sonuç olarak; akıllıca bir hamleyle 14 Şubat Sevgililer Günü’nde vizyona sokulan filmin özellikle romantik sinemaseverleri salonlara toplayacağı ve iyi bir gişe başarısı elde edeceği aşikar. İlk uzun metrajlı işinde çıtayı pek de fena bir yere koymayan Kerem Deren’in yolunun  açık olmasını dilerken gelecek filmlerinde daha iyi işlenmiş karakterler görmeyi umduğumuzu da eklemeliyim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi