Sanayileşmede önemli bir rol üstlenmiş Beykoz Kundura, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kesintisiz olarak faaliyet göstermiş nadir endüstriyel kültür mirası örneklerinden biri. Kundura’da bugün plato faaliyetlerinin yanında sanat merkezine dönüşme süreci kapsamında restorasyon projeleri de devam ediyor. Beykoz Kundura’da yaklaşık iki yıldır süren sözlü tarih çalışması da bunlardan biri. 2015 yılında, S. Buse Yıldırım’ın girişimiyle, Lita Yapım Evi ve Tarih Vakfı’nın işbirliğiyle başlayan sözlü tarih projesi bugün Saadet Özen koordinatörlüğünde Kundura Hafıza adresinde devam ediyor.

Eski Sümerbank emeklilerinin anlattığı hikâyeler Beykoz Kundura’nın kültür sanat etkinliklerini tasarlamak için ilham oldu. Fabrika çalışanlarının hikâyelerinde anlattığı gibi, Beykoz Kundura’da yaz gelince bahçeye kurulan açık hava sinemasında Ben Hur gibi klasiklerden western yapımlarına ve Yeşilçam’dan siyah-beyaz melodramlara kadar nice film gösterimi gerçekleşti. Bugün Kundura’nın sanat merkezine dönüşme sürecinde hafızası da tıpkı binaları gibi bir restorasyondan geçiyor.

Açık Havada Boğaz’a Karşı Sinema Klasikleri

Bu yıl ilk kez düzenlenecek Beykoz Kundura Restore Film Günleri’nde ise dünya sineması klasikleri restore edilmiş kopyalarıyla, arşivlerde saklı kalmış, yeniden keşfedilen filmler İstanbullu sanatseverlerle buluşuyor. 5-13 Ağutos 2017 tarihleri arasında Yeni Kundura terasında restore filmler ve canlı müzik eşliğinde sessiz film gösterimlerinin yanında gösterimlerden önce program içeriğine uygun sohbetler ve DJ performansları da etkinlik kapsamında yer alıyor.

Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri’nin ortak kurucusu ve sanat yönetmeni Nagehan Uskan küratörlüğünde hazırlanan programda Beykoz Kundura’nın geçirdiği dönüşüme uyumlu bir biçimde temasında fabrika bulunan; hafıza, arşiv, yeniden kullanım ve hayata geçirme kavramlarıyla uyum sağlayan filmler yer alıyor.

Birbirinden farklı coğrafyalara, hikâyelere, anlatılara, akımlara sahip bu filmlerin hepsi yıllar geçmesine rağmen değerinden hiçbir şey yitirmedi. Geçmişi, hafızayı, arşivleri, mekanları, ülkeleri, dönemleri sorguluyor, sorgulatıyor. Birçoğu ise modernizm ve endüstrileşmenin ürünü olan fabrikaları perdeye getirerek modernizmi ve dahası sinemanın kendisini mercek altına alıyor.

Kundura’nın gelecekteki kültür sanat kimliğine göz kırpan, müziğin, siyah beyaz filmlerin ritmini hissettiren, İstanbul’a, Boğaz’a nazır bu seyir deneyiminde yer alacak filmler ve gösterim tarihleri ise şöyle:

Fabrikaya Giriş: 5 Ağustos Cumartesi akşamı Lumière kardeşlerin çektiği sinema tarihinde fabrikayı gösteren ilk görüntüler ve İstanbul çekimlerinden oluşan seçki; Lumière kardeşlerin görüntüleriyle açılan Harun Farocki’nin İşçiler Fabrikadan Çıkarken belgeseli; Charlie Chaplin’in keskin zekası ve öngörüleriyle endüstrileşmeyi hicvettiği bir sessiz sinema klasiği Asri Zamanlar,

Kadınlar İş Başında: 6 Ağustos Pazar akşamı 20. yüzyıl başındaki kadın mücadelesini, özgürleşmesini ve kadının çalışma hayatındaki rolünü gözler önüne seren “Kadınlar İş Başında” seçkisi; ABD’nin ilk kadın yönetmeni Lois Weber’den bir mağazada tezgahtarlık yapan Eva’nın hayalleri ve engellerini anlatan Ayakkabılar; Eva gibi hayallerinden uzakta yaşayan Iris’i anlatan Aki Kaurismaki imzalı post modern masal uyarlaması Kibritçi Kız,

Ritim, Caz, Film: 11 Ağustos Cuma akşamı doğaçlamaya dayalı oyunculuk ve mizansen anlayışıyla sinema tarihini değiştiren filmlerin başında gelen, John Cassavetes’in ilk filmi Gölgeler; Orson Welles’in yıllarca kayıp sanılan ve mucizevi bir şekilde bulunan filmi Too Much Johnson; 20. Yüzyılın en büyük yazarlarından olan Samuel Beckett’in senaryosunu yazdığı sessiz, diyalogsuz, müziksiz filmi Film,

12 Ağustos Cumartesi akşamı Fritz Lang’in makineleşmiş işçilerin üzerine kurulmuş bir distopyayı resmeden bilim-kurgu sinemasını değiştirmiş klasiği Metropolis;

Meydan Okuyan Hafıza: 13 Ağustos Pazar akşamı Rüya gibi anlatıya sahip Bill Morrison’ın seyahatnamesi Liman İşçisinin Rüyası; Kütüphane ve arşivler üzerinden geçmişi ve hafızayı sorgulayan Alain Resnais’nin belgeseli Dünyanın Tüm Belleği; Fabrikaların içine de dışına da bakan Elio Petri’nin unutulmaz filmi İşçi Sınıfı Cennete Gider; Beykoz Kundura Restore Film Günleri’nde izlenebilir.

GÖSTERİM PROGRAMI

5 Ağustos – Cumartesi

Açılış Konseri 45’ Uninvited Jazz Band

Lumière Kardeşler Seçkisi (1895 – 1896) 2’- Canlı Müzik: Uninvited Jazz Band

İşçiler Fabrikadan Çıkarken / Workers Leaving the Factory (Harun Farocki, 1995) 36’

Asri Zamanlar / Modern Times (Charlie Chaplin, 1936) 87’ – Canlı Müzik: Uninvited Jazz Band

6 Ağustos- Pazar

Kadınlar İş Başında (Küratör: Elif Rongen Kaynakçı) 22’- Canlı Müzik: Burak Ayrancı

Ayakkabılar / Shoes (Lois Weber, 1916) 60’ – Canlı Müzik: Gonca Varol

Kibritçi Kız / Tulitikkutehtaan tyttö (Aki Kaurismäki, 1990) 68’

11 Ağustos – Cuma

Film (Alan Schneider, 1965) 24’

Too Much Johnson (Orson Welles, 1938) 67’- Canlı Müzik: Uninvited Jazz Band

Gölgeler / Shadows (John Cassavetes,1959) 87’

12 Ağustos – Cumartesi

Metropolis (Fritz Lang, 1927) 153’ – Canlı Müzik: Barkın Engin – Burak Tamer – Selçuk Artut – Gökçe Akçelik

13 Ağustos Pazar

Dünyanın Tüm Belleği / Toute la Memoire du Monde (Alain Resnais, 1957) 21’

Liman İşçisinin Rüyası / The Dockworker’s Dream (Bill Morrison, 2016) 19’

İşçi Sınıfı Cennete Gider / La classe operaia va in paradiso (Elio Petri, 1971) 125’

 

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi