Zamanın ve mekanın belli olduğu bir distopyanın bir kadın bedeni üzerinden resmedildiği ve insalığın eleştirisinin üstün ırk olarak görülen beyazlar üzerinden yapıldığı, insanın sadece kendi alanında var olduğunu kanıtlayan bir film Beyaz İnsanlar – White People. Film kendini ilk ifşa ettiği anda filmin 2015 İsveç’ine geçtiğini görüyoruz çünkü bize bu gösteriliyor. Lakin filmin de aslında tartışmak istediği bir nokta var ki; o da bize gösterilen her şeyin ‘doğru’ veya ‘gerçek’ olduğuna inanmalı mıyız? Bize gösterilen her olgu aslında birileri tarafından manipüle edilebilecek bir düzenin parçasıdır ve bu düzen içerisinde dönen çarklar içerisinde insanın gözleri ve kulakları aldatılabilir. Aldatılan insan duyuları elinde var olan olgular ışığında bir düşünce yaratır ve algısal bilgi diyebileceğimiz bir alan yaratır kendine. Bu alan içerisinde edindiğimiz bilgiler algıladıklarımızdır lakin bu algıladıklarımızın kaynağına inmek gerektiği anda bilgilerin zeminini sorgulamaya başlarız. White People filminde de büyük bir distopya havasını görmemiz ve zaman ya da mekandan farazi bir şekilde söz ediliyor olması filmin başında karşılaştığımız zaman ve mekan söylemini sorgulamamıza sebep oluyor. Bu sorgulamadan sonra zaten filmin başlamasıyla beraber sadece iç çekimlerin ve yersiz yurtsuz toprakların görsellikleri olduğu için filmi izlerken İsveç’in mekansallığını ve 2015’in zamansallığını unutuyoruz. Filmin bilinmezlik içerisinde yüzmesi de filmdeki olayların gerginliğini hissetmemizi kat be kat arttırıyor. Filmde bir kadının bir yere götürülmesini görmemizle başlıyoruz distopyaya. Bu distopyada İsveç denilen ülkeden oturmasına müsade edilmeyen insanların toplatıldığı ve burdan yuvalarına gönderildiği bir yer ile karşılaşıyoruz. Bu yer içerisinde beyaz insanların toplanılması belirsiz bir distopyayı ve eleştiriyi gösteriyor. Bu insanların başlarındaki insanın arkasındaki güç biraz Kafkavari bilinmez ve bir isimsiz kişilik olarak kendini gösterse de bir kurum bağlantısı olmaksızın olmayan bir korkunun her daim izleyiciler ve karakterler üzerinden meydana getirilmesi filmin belirsizlik havasını yüceltiyor. Filmde o bilinmez mekanda toplanmış insanlar İsveç’ten sürülerek yuvalarına onlar için iyi olana gönderilmek isteniyor lakin bu insanların bir yuvası olmaması onların geleceğini yersiz yurtsuz bir yerde yakalıyor ve insanlar zorla getirildikleri ve durmaya tahammül edemedikleri bu yerden çıkmamak istiyorlar. Bu çıkmak isteme ama gitmek de istememe arasında bir kadının kızına kavuşmasının ‘cansızlığını’ görüyoruz.

Beyaz İnsanın Çığlıkları İçinde Kendini Üstünleştirmesi: Beyaz İnsanlar

Filmde öncelikle dikkat çeken yerlerden biri; kadınlık sorunsallaştırılması adı altında kadınlara yüklenmiş olan anne olma iç güdüsünün bir yerde yüceltilmesi ve bir yerde de bunun hastalıklı olmasının göstergesinin manifestosunu yazmak. Bu kurumun idaresini yüklenen kadının bilinmez bir yerden elde ettiği annelik ile baş karakterin çocuğuna kavuşmak için rüyalarında bile anne olmanın hissini duyması arasındaki gerilimde bir kadın konumlandırılması eleştirisi mevcut. Aynı zamanda kadının annelik iç güdüsüyle beraber sanki kadının femme fatale olmasının bir karşıtlık içerisinde nedensizliği mevcut filmde. Kadınlar bir şeyleri elde etmek ve bir şeyleri elden çıkarmak için vücutlarının seks gücünü kullanıyorlar ve aslında bu sefer beyaz insanın ezildiğini göreceğiz diye sanarken yine beyaz insan üstünlüğü bir noktada sağlanıyor ve yine siyahi bir insan beyaz insan tarafından kullanıyor. Bu renkler üzerinden ilerlemenin filmsel bir eleştiri için çok sığ bir okuma olduğunu düşünsem de filmin titresinin ve üstüne aldığı olağan sorgulamanın bir beyaz insan yakarışı ve ezilişi olarak lanse edilmesi altında böyle bir şeyin ortaya çıkması izleyiciyi boğan bir durum haline geliyor.

Belirli bir yer ve zaman içinde kurgulanan zamansız ve mekansız distopyanın içerisinde çığlıklar atan yersiz yurtsuz beyaz insanların yuvalarına gönderilmek üzere girdikleri rahat işkencenin filmi White People. Filmde ışığın hem klişeler alanında kullanılması hem de sonunda ters köşe yapılarak oluşturulması ışığın bir ana özne olarak filmde yer etmesini sağlıyor. Filmde gerilimi arttırmak için gidip gelen bir ışığın kullanılması, filmin genel geçer bir gerilim filminin kıyısında gezmesine sebep oluyor. Bu klişeler içinde sonundaki ters döndürme ve alt üst etme hareketi filimin oluşturduğu tüm kötü imajı bir anda temizleyebiliyor. Güç ve sevgi dediğimiz egoist ihtiyaç için insanın bütün her şeye inanması ve ihtiyacı olduğunu düşünmesini konu alan filmin son gidişatı kaçışların içinde kendine yer bulan bir insanın sessizliği ile yok oluyor. Sistemin kölesi olmak pahasına da olsa bir insanın sevgisinin karşılığını görmek ve sevdiği, değer verdiği varlık ile beraber olma isteği tamamlanma ile ve yerini yurdunu belirginleştirme ile birleşince insan içindeki bütün iç güdüsel tavırları ortaya koyuyor. Beyaz insanlar birileri tarafından ezilmeye tahammül edemediği için üstünlük yaratabileceği her alanı kullanıyor. Bu bir çocuğun sessizliğini kullanmak da olabiliyor bir sigaranın istenmesi üzerinden kendine kazanç sağlamak da oluyor. Filmdeki en ilginç noktalardan biri ise yeni bir komün oluşturmanın insan için yersiz olmaktan daha manidar ve olasıl olması. Filmde yeni komün ilk başta bir birlik oluşturmak ve asiliği dizginlemek için yeni bir öğreti benzeri bir ritüeller topluluğu meydana getiriyor. Bu ritüellerin başında olan kişinin önceden yersiz yurtsuzlar arasında olması da filmde bir basamak atlamanın pahasına kuruma hizmet etmekten ve çarkın dönmesi için tüm şeyleri yeniden kurgulaması anlamına geliyor. Filmde din sorgusu, kurumsallık bencillik ve kapitalist sınırlar düzeni sorgusu ile beraber bir kadın figürü kafa karışıklığı meydana gelmiş olsa da aslında özünde insanın bencilliğine ve değişkenliğine ışık tutuyor. İnsan bir noktada sınırlar ve yasalar için yaşıyorsa da kendi içindeki yasaların var olması için elinden gelen her şeyi düşünmeden yapabiliyor. Bu düşünmeden yapabilme içerisinde insan korkunun hem öznesi hem de nesnesi haline geliyor.

Zamanın ve mekanın belli olduğu bir distopyanın bir kadın bedeni üzerinden resmedildiği ve insalığın eleştirisinin üstün ırk olarak görülen beyazlar üzerinden yapıldığı, insanın sadece kendi alanında var olduğunu kanıtlayan bir film Beyaz İnsanlar - White People. Film kendini ilk ifşa ettiği anda filmin 2015 İsveç'ine geçtiğini görüyoruz çünkü bize bu gösteriliyor. Lakin filmin de aslında tartışmak istediği bir nokta var ki; o da bize gösterilen her şeyin 'doğru' veya 'gerçek' olduğuna inanmalı mıyız? Bize gösterilen her olgu aslında birileri tarafından manipüle edilebilecek bir düzenin parçasıdır ve bu düzen içerisinde dönen çarklar içerisinde insanın gözleri ve kulakları aldatılabilir. Aldatılan insan duyuları elinde var olan olgular ışığında bir düşünce yaratır ve algısal bilgi diyebileceğimiz bir alan yaratır kendine. Bu alan içerisinde edindiğimiz bilgiler algıladıklarımızdır lakin bu algıladıklarımızın kaynağına inmek gerektiği anda bilgilerin zeminini sorgulamaya başlarız. White People filminde de büyük bir distopya havasını görmemiz ve zaman ya da mekandan farazi bir şekilde söz ediliyor olması filmin başında karşılaştığımız zaman ve mekan söylemini sorgulamamıza sebep oluyor. Bu sorgulamadan sonra zaten filmin başlamasıyla beraber sadece iç çekimlerin ve yersiz yurtsuz toprakların görsellikleri olduğu için filmi izlerken İsveç'in mekansallığını ve 2015'in zamansallığını unutuyoruz. Filmin bilinmezlik içerisinde yüzmesi de filmdeki olayların gerginliğini hissetmemizi kat be kat arttırıyor. Filmde bir kadının bir yere götürülmesini görmemizle başlıyoruz distopyaya. Bu distopyada İsveç denilen ülkeden oturmasına müsade edilmeyen insanların toplatıldığı ve burdan yuvalarına gönderildiği bir yer ile karşılaşıyoruz. Bu yer içerisinde beyaz insanların toplanılması belirsiz bir distopyayı ve eleştiriyi gösteriyor. Bu insanların başlarındaki insanın arkasındaki güç biraz Kafkavari bilinmez ve bir isimsiz kişilik olarak kendini gösterse de bir kurum bağlantısı olmaksızın olmayan bir korkunun her daim izleyiciler ve karakterler üzerinden meydana getirilmesi filmin belirsizlik havasını yüceltiyor. Filmde o bilinmez mekanda toplanmış insanlar İsveç'ten sürülerek yuvalarına onlar için iyi olana gönderilmek isteniyor lakin bu insanların bir yuvası olmaması onların geleceğini yersiz yurtsuz bir yerde yakalıyor ve insanlar zorla getirildikleri ve durmaya tahammül edemedikleri bu yerden çıkmamak istiyorlar. Bu çıkmak isteme ama gitmek de istememe arasında bir kadının kızına kavuşmasının 'cansızlığını' görüyoruz. Beyaz İnsanın Çığlıkları İçinde Kendini Üstünleştirmesi: Beyaz İnsanlar Filmde öncelikle dikkat çeken yerlerden biri; kadınlık sorunsallaştırılması adı altında kadınlara yüklenmiş olan anne olma iç güdüsünün bir yerde yüceltilmesi ve bir yerde de bunun hastalıklı olmasının göstergesinin manifestosunu yazmak. Bu kurumun idaresini yüklenen kadının bilinmez bir yerden elde ettiği annelik ile baş karakterin çocuğuna kavuşmak için rüyalarında bile anne olmanın hissini duyması arasındaki gerilimde bir kadın konumlandırılması eleştirisi mevcut. Aynı zamanda kadının annelik iç güdüsüyle beraber sanki kadının femme fatale olmasının bir karşıtlık içerisinde nedensizliği mevcut filmde. Kadınlar bir şeyleri elde etmek ve bir şeyleri elden çıkarmak için vücutlarının seks gücünü kullanıyorlar ve aslında bu sefer beyaz insanın ezildiğini göreceğiz diye sanarken yine beyaz insan üstünlüğü bir noktada sağlanıyor ve yine siyahi bir insan beyaz insan tarafından kullanıyor. Bu renkler üzerinden ilerlemenin filmsel bir eleştiri için çok sığ bir okuma olduğunu düşünsem de filmin titresinin ve üstüne aldığı olağan sorgulamanın bir beyaz insan yakarışı ve ezilişi olarak lanse edilmesi altında böyle bir şeyin ortaya çıkması izleyiciyi boğan bir durum haline geliyor.…

Yazar Puanı

Puan - 66%

66%

Belirli bir yer ve zaman içinde kurgulanan zamansız ve mekansız distopyanın içerisinde çığlıklar atan yersiz yurtsuz beyaz insanların yuvalarına gönderilmek üzere girdikleri rahat işkencenin filmi White People.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
66
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi