2012’deki ilk filmi Kuma ile tanıdığımız yönetmen Umut Dağ’ın ikinci uzun metraj filmi Betondaki Çatlaklar (Risse im Beton); son dönemde çarpıcı eserlerin verildiği, yeni dalga sinemasının kurgusal anlayışından beslenen minimalist realist yaklaşımıyla duru bir anlatı sunmasına rağmen senaryo olarak bunu destekleyemeyerek yer yer sıkıcı ve beklenebilir hale gelen orta seviye bir film.

10 Yıl hapis yattıktan sonra özgürlüğüne kavuşan Ertan eski hayatını bir kenara bırakıp yeni bir sayfa açmak istemektedir. Fakat geçmiş bir türlü yakasını bırakmaz. Üstelik eski karısından olan oğlunun da onunla aynı kaderi paylaşmasından korkmaktadır. Fakat oğlu Mikal ile hiçbir iletişimleri yoktur dahası Mikail onun babası olduğundan dahi habersizdir. Viyana’nın arka sokakları ve varoşlarında hayallerinin peşinden gitmeye çalışan diğer gençler gibi Miakil’de babasının yıllar önce düştüğü hataları Ertan’ın tüm çabalarına rağmen tekrarlayacaktır.

Müzik kullanımlarından, kamera hareketlerine kadar yönetmen orijinal bir tarz gösteremiyor olsa da son dönem festival filmlerinde sıkça karşılaşılan tarzı oldukça başarılı bir şekilde hikayesine uygulamış. Ayrıca Kuma filminde de rolü olan Murat Muslu’nun Ertan karakterindeki performansı filmin ulaşmak istediği çarpıcı etkiye en büyük desteklerden biri hiç kuşkusuz. Ortam seslerinin belirginleştiği sahnelerde minimal mimiklerle birçok şey anlatmayı başarmış.

Betondaki Çatlaklar’ın giriş ve final sahnesi kesinlikle enfes fakat hikayenin ortalarında senaryonun da bocalamasıyla birlikte yenilikçi ve yaratıcı bir şeylerin eklenmemesi filmden gittikçe kopmanıza sebep oluyor. Çünkü benzer olayı benzer şekilde işlemiş onlarca film varken Umut Dağ yeni bir şey ortaya çıkaramamış.

Özellikle senaryodaki bazı bölümlerde hatalar öylesine gülünç ki filmin tüm gerçekçiliğini yıkıp neredeyse Yeşilçam melodramına geçiyor hikaye. Baba ve oğul arasında bir iletişim kurdurabilmek için yaratılan sahneler gerçekten çok kötü. Bir de buna filmin tam kırılma anlarından zirveye taşıması gerekirken günümüz kurgu anlayışına uygun yapılan çekimlere inat artık yıllar öncesinde kalmış teatral sahneler de eklenince Betondaki Çatlaklar kendi yarattığını kendi elleriyle yıkmış oluyor.

Viyana’nın arka sokaklarında göçmenlerin tekelindeki uyuşturucu ticaretinin filme temel seçilmesi gerçeklik anlamında başarı gösterirken orijinallik anlamında sınıfta kalıyor. Oyunculuk ve çekim tekniklerinde sürekli bir başarı varken senaryodaysa sürekli bir başarısızlık var. Tam bu ikisinin ortasındaysa kurgu dengeli bir seviyede duruyor. Özellikle izleyicinin beklenti içine girdiği sahnelerdeki kurgu oldukça başarılı ama en durağan, bir dakika bile sürmeyen sahnelerde dahi onlarca kesme yapılması filmin akıcılığına katkı sağlıyor olsa da atmosferi yaratma konusunda çok büyük bir hüsrana dönüşüyor.

Yönetmenin bazı konularda büyük başarı gösterip bazı konularda çuvallaması aslında gelecek sinema kariyeri açısından bir umut ışığı da yakmış oluyor. Ama şu an için iyi kötü ilgi çekici olan filmin geleceğe uzanabilen bir yapısı yok. Gerçi en azından yönetmenin yeni filmlerini takip etmek için bir araç olarak ele alındığında amacına ulaşabilen bir film.

2012’deki ilk filmi Kuma ile tanıdığımız yönetmen Umut Dağ’ın ikinci uzun metraj filmi Betondaki Çatlaklar (Risse im Beton); son dönemde çarpıcı eserlerin verildiği, yeni dalga sinemasının kurgusal anlayışından beslenen minimalist realist yaklaşımıyla duru bir anlatı sunmasına rağmen senaryo olarak bunu destekleyemeyerek yer yer sıkıcı ve beklenebilir hale gelen orta seviye bir film. 10 Yıl hapis yattıktan sonra özgürlüğüne kavuşan Ertan eski hayatını bir kenara bırakıp yeni bir sayfa açmak istemektedir. Fakat geçmiş bir türlü yakasını bırakmaz. Üstelik eski karısından olan oğlunun da onunla aynı kaderi paylaşmasından korkmaktadır. Fakat oğlu Mikal ile hiçbir iletişimleri yoktur dahası Mikail onun babası olduğundan dahi habersizdir. Viyana’nın arka sokakları ve varoşlarında hayallerinin peşinden gitmeye çalışan diğer gençler gibi Miakil’de babasının yıllar önce düştüğü hataları Ertan’ın tüm çabalarına rağmen tekrarlayacaktır. Müzik kullanımlarından, kamera hareketlerine kadar yönetmen orijinal bir tarz gösteremiyor olsa da son dönem festival filmlerinde sıkça karşılaşılan tarzı oldukça başarılı bir şekilde hikayesine uygulamış. Ayrıca Kuma filminde de rolü olan Murat Muslu’nun Ertan karakterindeki performansı filmin ulaşmak istediği çarpıcı etkiye en büyük desteklerden biri hiç kuşkusuz. Ortam seslerinin belirginleştiği sahnelerde minimal mimiklerle birçok şey anlatmayı başarmış. Betondaki Çatlaklar’ın giriş ve final sahnesi kesinlikle enfes fakat hikayenin ortalarında senaryonun da bocalamasıyla birlikte yenilikçi ve yaratıcı bir şeylerin eklenmemesi filmden gittikçe kopmanıza sebep oluyor. Çünkü benzer olayı benzer şekilde işlemiş onlarca film varken Umut Dağ yeni bir şey ortaya çıkaramamış. Özellikle senaryodaki bazı bölümlerde hatalar öylesine gülünç ki filmin tüm gerçekçiliğini yıkıp neredeyse Yeşilçam melodramına geçiyor hikaye. Baba ve oğul arasında bir iletişim kurdurabilmek için yaratılan sahneler gerçekten çok kötü. Bir de buna filmin tam kırılma anlarından zirveye taşıması gerekirken günümüz kurgu anlayışına uygun yapılan çekimlere inat artık yıllar öncesinde kalmış teatral sahneler de eklenince Betondaki Çatlaklar kendi yarattığını kendi elleriyle yıkmış oluyor. Viyana’nın arka sokaklarında göçmenlerin tekelindeki uyuşturucu ticaretinin filme temel seçilmesi gerçeklik anlamında başarı gösterirken orijinallik anlamında sınıfta kalıyor. Oyunculuk ve çekim tekniklerinde sürekli bir başarı varken senaryodaysa sürekli bir başarısızlık var. Tam bu ikisinin ortasındaysa kurgu dengeli bir seviyede duruyor. Özellikle izleyicinin beklenti içine girdiği sahnelerdeki kurgu oldukça başarılı ama en durağan, bir dakika bile sürmeyen sahnelerde dahi onlarca kesme yapılması filmin akıcılığına katkı sağlıyor olsa da atmosferi yaratma konusunda çok büyük bir hüsrana dönüşüyor. Yönetmenin bazı konularda büyük başarı gösterip bazı konularda çuvallaması aslında gelecek sinema kariyeri açısından bir umut ışığı da yakmış oluyor. Ama şu an için iyi kötü ilgi çekici olan filmin geleceğe uzanabilen bir yapısı yok. Gerçi en azından yönetmenin yeni filmlerini takip etmek için bir araç olarak ele alındığında amacına ulaşabilen bir film.
Puan - 56 / 100

5.6

Yönetmenin yeni filmlerini takip etmek için bir araç olarak ele alındığında amacına ulaşabilen bir film.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
6
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi