Sinema dünyasında, yaptığı yeni keşifler ve ağırlık verdiği sanatsal filmlerle önemli bir yere sahip olan Berlin Film Festivali’nin geçtiğimiz günlerde 65.si düzenlenmiş ve yine oldukça çok ses getirecek filmlere ödüller vermişti. Popüler kültüre olan görece uzaklığı sebebiyle festival dahilinde gösterilen ve de ödüllendirilen filmler maalesef bulup da izlemek öyle pek kolay değil. Ne mutlu ki İstanbul Film Festivali var!

Berlin’de Onursal Altın Ayı ile ödüllendirilen Wim Wenders’in Berlin Film Festivali’nde Yarışma Dışı gösterilen filmi Every Thing Will Be Fine da İstanbul Film Festivali’ne geliyor. James Franco, Charlotte Gainsbourg, Rachel McAdams ve Marie-Josée Croze’un oyuncu kadrosunda yer aldığı 3-boyutlu film, ölümlü bir trafik kazasına neden olan ve 12 yıl boyunca bu kazanın kendi üzerinde yarattığı travmatik etkileri inceleyen bir yazarın hikâyesini anlatıyor. Bu kurmaca filmin senaryo yazarı Norveçli Bjørn Olaf Johannessen, müzikler ise Alexander Desplat’ya ait. Wim Wenders’in Juliano Ribeiro Salgado ile ortaklaşa yönettiği, Cannes’da prömiyerini yapan Oscar adayı belgeseli Salt of the Earth de İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek.goldener-berlinale-ehrenbaer-fuer-wim-wenders-41-56774822

Amerikalı usta bağımsız sinemacı Hal Hartley’nin, 1997 yılında Henry Fool ile başlayan 2006 yılında Fay Grim ile devam eden üçlemesinin sonuncusu Ned Rifle. Grim ailesinin ve Amerika’nın değişimine tanık olacağınız Ned Rifleın, senarist, yönetmen ve yapımcı koltuğunda Hartley oturuyor. İntikam, başarısızlık ve aile bağları üzerine kurulan Ned Rifle, ilk gösterimini Toronto Film Festivali’nde yaptı, Berlin Film Festivali’nde de Panorama bölümünde gösterildi.

Ergenlik sorunlarının üstüne bir de sünnet derisi problemi eklenen 17 yaşındaki bir gencin hikâyesini anlatan Short Skin, İtalyan yönetmen Duccio Chiarini’nin ilk filmi. Dünya prömiyerini Venedik’te, uluslararası prömiyerini ise Berlin Generations bölümünde yapan Short Skin, İtalyan ailesini ti’ye alırken gençlik acılarını ve cinselliğin gizemlerini de mizahla ele alıyor.

Dünya prömiyerini Sundance’te, uluslararası Prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapan, H., Bağımsız Ruh Ödülleri’nde “Gözlerinizi Ayırmayın Ödülü”nü kazandı. Berlin’de Panorama bölümünde gösterilen H., bilimkurgu, gizem, gerilim ve dram arasında ince ve huzursuz edici bir çizgide duruyor. Rania Attieh ile Daniel Garcia’nın yönettiği film, bir meteorun düşüşüyle adı Helen olan iki kadının yaşamlarının nasıl alt üst olduğunu anlatıyor.120213_aj_06423_IMG_FIX_1200x800

Lisbon’da Jüri Özel Ödülü, San Sebastian’da ise Uluslararası Sinema Yazarları Birliği FIPRESCI Ödülü kazanan Phoenix, Alman sinemasının son dönemde çıkardığı en başarılı ve istikrarlı yönetmenlerden Christian Petzold’un son filmi. Petzold’un fetiş oyuncusu Nina Hoss’un başrolde olduğu Phoenix, 2. Dünya Savaşı’nda yüzü tamamen harap olan bir kadının estetik ameliyat sonrası kocasıyla yakınlaşmaya çalışmasını anlatıyor.

Haitili usta yönetmen Raoul Peck, bu kez ülkesinde 2010 yılında meydana gelen depremin yoksul insanlar üzerindeki etkisini, zenginken evlerini kaybeden bir aile ve ülkeye gelen yabancı yardım görevlileri üzerinden anlatıyor. Berlin’de Panorama bölümünde gösterilen Meurtre a Pacot / Murder in Pacot, dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yaptı.

Birbirinden bağımsız üç şiddet öyküsünü arka arkaya dizen Violencia, Kolombiyalı Jorge Forero’nun ilk filmi. Yönetmen ilk filminde şiddetin kaçınılmazlığı üzerine akıl yürütürken oldukça karanlık bir anlatım tutturuyor. Dünya Prömiyerini yaptığı Berlin Film Festivali’nin Forum bölümünde beğeniyle karşılanan Violencia, bu yılın keşfe değer ilk filmlerinden biri.

34. İstanbul Film Festivali programının tamamı 10 Mart’ta duyurulacaktır.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi