Çağan Irmak’ın son filmi Benim Adım Feridun, beğenmek için kendimi zorladığım ama sonra nafile bir çabayla kendimi düğün salonunun ortasına bıraktığım bir film oldu. Genelde Çağan Irmak filmlerini severim. Sıcaklığı, hikayesi, karakterleri bana iyi gelir ama bu filmde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu gibi filmin her yerinden saçılan mesajlardan bir hayli sıkıldım.

Mahir Ünsal Eriş’in hikayesinden uyarlanan film, asıl adı Ersan olan ama Feridun adında biriyle karıştırılan bir adamın ani değişimini anlatıyor diyebiliriz. İlk önce bir ayrılık hikayesinin evreleri olarak başlayan ve fena da gitmeyen hikaye, bir düğün salonundan içeri girdiği anda felce uğruyor ve ne yazık ki tat vermemeye başlıyor. Oyuncuların filmi kaldırma ve dik tutma çabaları da olmasa iyice yere yapışmış bir hikaye izleyecektik ne yazık ki. Düğün salonuna gelene kadar hızlı diyebileceğimiz bir kurguyla anlatılan durumlar, salondan içeri girince yavaşlamaya başlıyor ve karışıklıklar komedisi istenilen etkiyi veremiyor.

Neden böyle oldu diye kendime sormadan edemedim tabii. Owen Wilson’un başrolde olduğu Davetsiz Çapkınlar (2005) filmi geldi aklıma ama tabii bizim Ersan’ın çapkınlık damarı atmıyor, o hep uzun ilişkilere inanıyor. Uzun, boğucu ve ağdalı. Bu durumda böyle bir adam sosyalleşmek için kendini düğün salonunun kapısından içeri atar mı diye soruyoruz; zaten filmin ivme kaybı da buradan itibaren başlıyor. Birbirine her anlamda zıt iki aile, kız ve erkek tarafını temsil ediyor. Bu atışmalı düğünün üzerine bir de Almanya’dan gelen yeğen Feridun’un bitmeyen hikayesi eklenince filmde iyice sarkma yaşanıyor. Büşra Pekin’in canlandırdığı Hayal karakterinin Feridun’la uyuşma yaşayan akıllı kadın yanı da pek ortaya çıkmıyor. Yani Ersan’ı bunalımdan çıkarma hikayesi tüm çabalara rağmen bizim için çok ikna edici olmuyor. Bir yandan da yetkinlik var tabii. O kadar kalabalık sahneler arasında mekik dokuyan kamera, bir an olsun teklemiyor ve teknik bir akış sağlıyor. Bu da tiyatro sahnesi akıcılığı yaratıyor oyunda, sinema kumaşı pek ortaya çıkmıyor.

Benim Adım Feridun : Bir Mesaj Bombardımanı

Çağan Irmak’ın bir önceki filmi Nadide Hayat’ı beğenmiştim hatta dediğim gibi bu filmin başında da umutluydum ama bir kaybeden olarak Ersan’ın hikayesi zaten parlak bir durum vaat etmiyor. Parlak bir tarafı ya da bizi peşinden sürükleyecek bir mesajı yok. O yüzden Benim Adım Feridun seyirciyi kucaklamaktan uzak duruyor ki, ben sevmek için çok uğraştım dediğim gibi. Çağan Irmak iyi bir sinemacı, iyi bir hikayeci ama arada böyle vasat filmlerin çıkması normal diyelim.

Filmin başında bir yerlerde Çağan Irmak dokunuşu yoğundu ve o iyi geldi mesela. Sevgilisinden ayrılıp eve gelen Ersan’ın anılarını yaşadığı bölümler tam Çağan Irmak kafasıydı. Belki de biz onun şaşırtmacalarından, ufak fırça darbelerinden hoşlandığımız için Benim Adım Feridun filmini düz bulduk ve girdiğimiz salondan çıkıp biraz daha fantastik, belki de duygusal boyut istedik. Ersan’la Hayal arasındaki yakınlaşma da bize tam olarak geçmedi, inanmadık. Halbuki aşk duygusunu geçiren bir yönetmen Irmak. O yüzden mesaj bombardımanından filmin duygusuna ulaşamadığımızı düşünüyorum ve bu filmi biraz pas geçip Irmak’ın yeni filmlerini bekleyelim derim.

 

Çağan Irmak'ın son filmi Benim Adım Feridun, beğenmek için kendimi zorladığım ama sonra nafile bir çabayla kendimi düğün salonunun ortasına bıraktığım bir film oldu. Genelde Çağan Irmak filmlerini severim. Sıcaklığı, hikayesi, karakterleri bana iyi gelir ama bu filmde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu gibi filmin her yerinden saçılan mesajlardan bir hayli sıkıldım. Mahir Ünsal Eriş'in hikayesinden uyarlanan film, asıl adı Ersan olan ama Feridun adında biriyle karıştırılan bir adamın ani değişimini anlatıyor diyebiliriz. İlk önce bir ayrılık hikayesinin evreleri olarak başlayan ve fena da gitmeyen hikaye, bir düğün salonundan içeri girdiği anda felce uğruyor ve ne yazık ki tat vermemeye başlıyor. Oyuncuların filmi kaldırma ve dik tutma çabaları da olmasa iyice yere yapışmış bir hikaye izleyecektik ne yazık ki. Düğün salonuna gelene kadar hızlı diyebileceğimiz bir kurguyla anlatılan durumlar, salondan içeri girince yavaşlamaya başlıyor ve karışıklıklar komedisi istenilen etkiyi veremiyor. Neden böyle oldu diye kendime sormadan edemedim tabii. Owen Wilson'un başrolde olduğu Davetsiz Çapkınlar (2005) filmi geldi aklıma ama tabii bizim Ersan'ın çapkınlık damarı atmıyor, o hep uzun ilişkilere inanıyor. Uzun, boğucu ve ağdalı. Bu durumda böyle bir adam sosyalleşmek için kendini düğün salonunun kapısından içeri atar mı diye soruyoruz; zaten filmin ivme kaybı da buradan itibaren başlıyor. Birbirine her anlamda zıt iki aile, kız ve erkek tarafını temsil ediyor. Bu atışmalı düğünün üzerine bir de Almanya'dan gelen yeğen Feridun'un bitmeyen hikayesi eklenince filmde iyice sarkma yaşanıyor. Büşra Pekin'in canlandırdığı Hayal karakterinin Feridun'la uyuşma yaşayan akıllı kadın yanı da pek ortaya çıkmıyor. Yani Ersan'ı bunalımdan çıkarma hikayesi tüm çabalara rağmen bizim için çok ikna edici olmuyor. Bir yandan da yetkinlik var tabii. O kadar kalabalık sahneler arasında mekik dokuyan kamera, bir an olsun teklemiyor ve teknik bir akış sağlıyor. Bu da tiyatro sahnesi akıcılığı yaratıyor oyunda, sinema kumaşı pek ortaya çıkmıyor. Benim Adım Feridun : Bir Mesaj Bombardımanı Çağan Irmak'ın bir önceki filmi Nadide Hayat'ı beğenmiştim hatta dediğim gibi bu filmin başında da umutluydum ama bir kaybeden olarak Ersan'ın hikayesi zaten parlak bir durum vaat etmiyor. Parlak bir tarafı ya da bizi peşinden sürükleyecek bir mesajı yok. O yüzden Benim Adım Feridun seyirciyi kucaklamaktan uzak duruyor ki, ben sevmek için çok uğraştım dediğim gibi. Çağan Irmak iyi bir sinemacı, iyi bir hikayeci ama arada böyle vasat filmlerin çıkması normal diyelim. Filmin başında bir yerlerde Çağan Irmak dokunuşu yoğundu ve o iyi geldi mesela. Sevgilisinden ayrılıp eve gelen Ersan'ın anılarını yaşadığı bölümler tam Çağan Irmak kafasıydı. Belki de biz onun şaşırtmacalarından, ufak fırça darbelerinden hoşlandığımız için Benim Adım Feridun filmini düz bulduk ve girdiğimiz salondan çıkıp biraz daha fantastik, belki de duygusal boyut istedik. Ersan'la Hayal arasındaki yakınlaşma da bize tam olarak geçmedi, inanmadık. Halbuki aşk duygusunu geçiren bir yönetmen Irmak. O yüzden mesaj bombardımanından filmin duygusuna ulaşamadığımızı düşünüyorum ve bu filmi biraz pas geçip Irmak'ın yeni filmlerini bekleyelim derim.  

Yazar Puanı

puan - 45%

45%

Çağan Irmak'ın son filmi Benim Adım Feridun, beğenmek için kendimi zorladığım ama sonra nafile bir çabayla kendimi düğün salonunun ortasına bıraktığım bir film oldu.

Kullanıcı Puanları: 1.77 ( 9 votes)
45
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi