2003 yılında çektiği “Good Bye Lenin!” ile hayranlığımızı kazanan Alman yönetmen Wolfgang Becker, yeni uzun metrajı Ben ve Kaminski – Me and Kaminski ile 13 yıl sonra geri dönüyor. Daniel Kehlmann’ın aynı isimli ve çok da uzun olmayan romanından uyarlanan film, iki saati biraz aşan süresiyle iddialı ve komik bir dostluk-yol hikayesi olma iddiasında.

Hırslı bir gazeteci olan Sebastian Zöllner (Daniel Brühl)’in, dünyaca ünlü ressam Manuel Kaminski (Jesper Christensen) hakkında bir kitap yazma amacıyla İsviçre’ye gitmesiyle başlayan hikaye, bir alternatif tarih anlatısı ile açılıyor. Normalde kurmaca bir karakter olan Kaminski’nin –kendisi Matisse’in öğrencisi ve Picasso’nun kankası olarak tanıtılıyor- dünyayı nasıl etkilediğine yönelik belge film görüntüleri, fotoğraflar arka arkaya veriliyor. Böylece Becker belki de en sevdiği şeyi yaparak tarihe damga vuran popüler kültür ikonlarını anmaktan kaçınmıyor. Fakat bu sefer “Good Bye Lenin!”in aksine filmdeki tarihi arka plan, daha çok karakterin geçmişine yapılan atıflarla ortaya çıkıyor.

Zöllner, son yıllarda filmlerde ve dizilerde karşımıza sıklıkla çıkan anti-kahramanlardan. Hayatta düzgün yapabildiği pek bir şey yok. Gazetecilik onun için bir meslekten ve tutkudan çok köşeyi dönme fırsatı. Benzer şekilde yaşadığı aşk ilişkileri yalan, hatta tam anlamıyla iyi bir insan olduğu da söylenemez. Nefret ettiği insanları hayalinde kurşuna dizebiliyor. Belki de bu nedenlerden ötürü ondan haz etmesek de, onun kusurlarını kendi kusurlarımızla bağdaştırıyoruz; içimizdeki şeytanı ortaya çıkarıyoruz. Zaten Becker’in filmi de karakterini öcü haline getirmiyor; tersine kendisine bile faydası olmayan bir kötülük anlayışı olduğunu vurguluyor.

Ben ve Kaminski: Epikürcü Felsefenin İzinde Bir Anlam Arayışı

Kaldı ki karakterin içindeki fesatlık, hayatının son demlerini yaşamakta olan Kaminski’nin aksi ama bilge yaklaşımıyla yok olmaya başlıyor. Filmin başlarında, yazacağı biyografinin çok satmasını Kaminski’nin ölümüne bağlı gören Sebastian ile ressam arasındaki yakınlık, karakterin yaşlılığı ile birlikte temelleri atılan Epikürcü bir ahlak yaklaşımı ile de doğrudan ilişkili hale geliyor. Üretken dönemlerini geride bırakan Kaminski, zamanla içine kapanıp insanlıktan uzaklaşsa da Sebastian’ın varlığı ile birlikte küçük mutlulukların ve hayatın peşinden gitmeye başlıyor. Yaşam, ölüm gibi kavramlar onun için anlamını yitirirken; ödülü üretkenlik, cezası ise hızlı yaşanan bir hayat ve acı dolu hazlar olan deneyimleri aracılığıyla Sebastian’ın yaşamına dokunmaya başlıyor. Ve en sonunda tüm bu değişim, duyumcu bakış açısını ortaya çıkarıyor. Kaminski’yi ünlü bir sanat adamına dönüştüren ve onun tuvalle olan ilişkisini belirleyen duyumları aracılığıyla iki karakter de arınma yaşıyorlar. Tüm bu süreçte kitaba bağlı kalınarak yaratılan epizodik anlatım ve yağlı boya tablolar sunan geçişler de izleyicinin bu süreci daha rahat takip etmesine olanak sağlıyor.

Becker’in elindeki malzemeyi sinemasal araçlarla etkileyici biçimde işlemesi takdire değer olsa da filmin uzun süresi, senaryonun tekrara düşmesine neden oluyor. Ressama ilham kaynağı olan kadının peşinde gidilen uzun yolun sonucunda karakterlerin karşılaştığı tablo, beklenen vuruculuğa sahip değil. Benzer biçimde filmin Kaminski kaynaklı ahlakçı yaklaşımı, Sebastian karakterinin dönüşümünün de fazlasıyla hızlı gerçekleşmesi ile sonuçlanıyor. Filmin yönetmeni Becker, bir röportajında gittikçe yaşlanmasına karşın adının ileride daha iyi işlerle hatırlanmasını istediğini; bu nedenle de senaryo konusunda titiz olduğunu ve arada farklı denemeler yapmaktan kaçındığını belirtiyor. Belki de hikayenin sarkmasındaki temel sorun, Becker’in farklı denemelerden kaçınmasında saklı. Yoksa yönetmenin, git gide eserine aşık olduğu ve kıyamadığı izlenimine kapılmamız mümkün.

Daniel Brühl ve Jesper Christensen’in harika performansları ile taşıdıkları, Denis Lavant ve Geraldine Chaplin gibi önemli isimlerin de hoş bir sürprizle konuk oldukları Ben ve Kaminski – Me and Kaminski, uzun zamandır Becker’den haber bekleyen sinemaseverleri memnun edecektir. Umarız, o da arayı çok açmaz.

2003 yılında çektiği “Good Bye Lenin!” ile hayranlığımızı kazanan Alman yönetmen Wolfgang Becker, yeni uzun metrajı Ben ve Kaminski – Me and Kaminski ile 13 yıl sonra geri dönüyor. Daniel Kehlmann’ın aynı isimli ve çok da uzun olmayan romanından uyarlanan film, iki saati biraz aşan süresiyle iddialı ve komik bir dostluk-yol hikayesi olma iddiasında. Hırslı bir gazeteci olan Sebastian Zöllner (Daniel Brühl)’in, dünyaca ünlü ressam Manuel Kaminski (Jesper Christensen) hakkında bir kitap yazma amacıyla İsviçre’ye gitmesiyle başlayan hikaye, bir alternatif tarih anlatısı ile açılıyor. Normalde kurmaca bir karakter olan Kaminski’nin –kendisi Matisse’in öğrencisi ve Picasso’nun kankası olarak tanıtılıyor- dünyayı nasıl etkilediğine yönelik belge film görüntüleri, fotoğraflar arka arkaya veriliyor. Böylece Becker belki de en sevdiği şeyi yaparak tarihe damga vuran popüler kültür ikonlarını anmaktan kaçınmıyor. Fakat bu sefer “Good Bye Lenin!”in aksine filmdeki tarihi arka plan, daha çok karakterin geçmişine yapılan atıflarla ortaya çıkıyor. Zöllner, son yıllarda filmlerde ve dizilerde karşımıza sıklıkla çıkan anti-kahramanlardan. Hayatta düzgün yapabildiği pek bir şey yok. Gazetecilik onun için bir meslekten ve tutkudan çok köşeyi dönme fırsatı. Benzer şekilde yaşadığı aşk ilişkileri yalan, hatta tam anlamıyla iyi bir insan olduğu da söylenemez. Nefret ettiği insanları hayalinde kurşuna dizebiliyor. Belki de bu nedenlerden ötürü ondan haz etmesek de, onun kusurlarını kendi kusurlarımızla bağdaştırıyoruz; içimizdeki şeytanı ortaya çıkarıyoruz. Zaten Becker’in filmi de karakterini öcü haline getirmiyor; tersine kendisine bile faydası olmayan bir kötülük anlayışı olduğunu vurguluyor. Ben ve Kaminski: Epikürcü Felsefenin İzinde Bir Anlam Arayışı Kaldı ki karakterin içindeki fesatlık, hayatının son demlerini yaşamakta olan Kaminski’nin aksi ama bilge yaklaşımıyla yok olmaya başlıyor. Filmin başlarında, yazacağı biyografinin çok satmasını Kaminski’nin ölümüne bağlı gören Sebastian ile ressam arasındaki yakınlık, karakterin yaşlılığı ile birlikte temelleri atılan Epikürcü bir ahlak yaklaşımı ile de doğrudan ilişkili hale geliyor. Üretken dönemlerini geride bırakan Kaminski, zamanla içine kapanıp insanlıktan uzaklaşsa da Sebastian’ın varlığı ile birlikte küçük mutlulukların ve hayatın peşinden gitmeye başlıyor. Yaşam, ölüm gibi kavramlar onun için anlamını yitirirken; ödülü üretkenlik, cezası ise hızlı yaşanan bir hayat ve acı dolu hazlar olan deneyimleri aracılığıyla Sebastian’ın yaşamına dokunmaya başlıyor. Ve en sonunda tüm bu değişim, duyumcu bakış açısını ortaya çıkarıyor. Kaminski’yi ünlü bir sanat adamına dönüştüren ve onun tuvalle olan ilişkisini belirleyen duyumları aracılığıyla iki karakter de arınma yaşıyorlar. Tüm bu süreçte kitaba bağlı kalınarak yaratılan epizodik anlatım ve yağlı boya tablolar sunan geçişler de izleyicinin bu süreci daha rahat takip etmesine olanak sağlıyor. Becker’in elindeki malzemeyi sinemasal araçlarla etkileyici biçimde işlemesi takdire değer olsa da filmin uzun süresi, senaryonun tekrara düşmesine neden oluyor. Ressama ilham kaynağı olan kadının peşinde gidilen uzun yolun sonucunda karakterlerin karşılaştığı tablo, beklenen vuruculuğa sahip değil. Benzer biçimde filmin Kaminski kaynaklı ahlakçı yaklaşımı, Sebastian karakterinin dönüşümünün de fazlasıyla hızlı gerçekleşmesi ile sonuçlanıyor. Filmin yönetmeni Becker, bir röportajında gittikçe yaşlanmasına karşın adının ileride daha iyi işlerle hatırlanmasını istediğini; bu nedenle de senaryo konusunda titiz olduğunu ve arada farklı denemeler yapmaktan kaçındığını belirtiyor. Belki de hikayenin sarkmasındaki temel sorun, Becker’in farklı denemelerden kaçınmasında saklı. Yoksa yönetmenin, git gide eserine aşık olduğu ve kıyamadığı izlenimine kapılmamız mümkün. Daniel Brühl ve Jesper Christensen’in harika performansları ile…

Yazar Puanı

Puan - 73%

73%

Ben ve Kaminski, uzun zamandır Becker’den haber bekleyen sinemaseverleri memnun edecektir.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
73
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi