İran sineması denince akla gelen sinema dili oldukça belirgindir. Özellikle uluslararası festivallerde ses getiren İran filmleri dramın, muhteşem bir gerçekçilikle dramatize edilmeye gerek bile bırakmadan doruklara ulaştığı yapımlar olarak değerlendirilebilir. Bahman Ghobadi ve geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Abbas Kiarostami gibi yönetmenleri İran sineması mevzu bahis olduğunda anmadan geçmek elbette ki mümkün değildir. Ancak İran sinemasının bu yoğun gerçekçi yüzü, biz izleyicilerin festivaller vasıtasıyla izleyebildiğimiz yüzü, ağırlıklı olarak sanat filmleri izlediğimiz İran sinemasının bir de ülke içinde yoğun olarak tüketilen popüler yüzü var. Bu popüler yüzü ise Ben Salvador Değilim – I Am Not Salvador filminde görmek mümkün.

Ben Salvador Değilim : Devrim Öncesi ve Sonrası

İslami rejimin başa gelmesinden önce Pehlevi yönetimi sırasında İran’da Hollywood filmleri, girdiği her pazarda olduğu gibi burada da oldukça ön plana çıkmıştı. İran’da başı çekmeye başlayan Hollywood filmleriyle mücadele edebilmek adına İran sineması da gitgide daha çok şiddet ve erotizm içeren filmler üretmeye başladı. İran’daki bu süreç Türkiye’nin 1970’lerdeki filmlerinin erotik yönelimine benzetilebilir. İslami devrimin gerçekleşmesinden sonra İran sineması tamamen içe kapanır. Yasaklara kaynaklara ulaşılabilirlik de eklenince İran sineması açıkça söylenemeyenleri sembollerle gizlice aktarmayı öğrenmeye başlar. İran sinemasının bu süreci rejimden önceki sinemanın ucuzluğuna da bir tepki niteliğindedir.

Ülke dışındaki izleyiciler olarak İran sinemasının çok da denk gelemediğimiz bir yüzü olan komediyi, Ben Salvador Değilim – I Am Not Salvador filmiyle deneyimlemek yerinde olacaktır. Manouchehr Hadi’nin yönettiği Reza Maghsoodi’nin yazdığı filmin başrollerinde Reza Attaran ve Bri Fiocca’yı izliyoruz. Filmin konusuna kısaca değinmek gerekirse, İran’daki sistemi tamamen içselleştirmiş ve hayatını dini kurallara göre devam ettiren bir öğretmen olan Naser’in  yaptığı bir iyilik üzerine televizyona çıkmasının ardından kazandığı Barcelona tatili çerçevesinde ailesiyle birlikte başına gelen traji-komik olayları ele aldığını söylemek yerinde olacaktır. Naser’e tıpatıp benzeyen, Barselona’da yaşayan Salvador’un Angela’yı bırakıp kaçması üzerine Angela, büyükannesine bir oyun oynamak zorunda kalır. Bu oyunun bir parçası da Salvador’a çok benzeyen Naser olacaktır. Olayın iyice karıştığı noktalarda durumu karısına açıklamakta zorlanan Naser çözümü dürüstlükte bulur. Filmin bütün noktalarına nüfuz etmiş “gerçeği açıklamanın erdemi” filmin kültürel ögelerinin yanı sıra ana mesajını oluşturmaktadır.

Barselona ve İran’ın ortak yapımı olan Ben Salvador Değilim – I Am Not Salvador, Barselona’ya dair çok fazla bir şey göstermeden İran kültürüyle doğup büyümüş ve bu sistemin devamlılığını sağlayan bir ailenin batının yaşam tarzıyla mücadelesine odaklanır. Komediyi tam da bu tezat sayesinde oluşturmayı başaran Ben Salvador Değilim – I Am Not Salvador, klasik kodlarla yazılmış ve izleyiciye filmik çatışmanın ardından tanıdık bir katharsis sunan bir film olarak tanımlanabilir. Günah – sevap ve haram kavramlarının neredeyse filmin her sahnesinde yer alması elbette günah ve haramı çoğunlukla kadın üzerinden tanımlamaya da yol açıyor. Filmin izlerken düşündüren bir noktasının olup olmadığını ise tanımlamak biraz zor gibi görünüyor. Elbette İran’a dışarıdan bakan gözler, Ben Salvador Değilim – I Am Not Salvador filmini eleştirel bir bakış açısıyla tanımlamaya daha yatkınken, filmin İran’da izlendiği düşünüldüğünde zaten bu şekilde yaşayan insanlar Naser’in başına gelen durumları büyük ihtimalle garipsemeyecektir. Bu açıdan Türkiye’de izlediğimiz salt komedi filmlerinden hangi noktada ayrılabileceğini kestirmek güç. Ancak dışarıdan, islami kurallardan daha uzakta yaşayan kesimler için ise film eleştirel gibi görünebilir. En azından filmin batıyı yanlışlamadığını, salt kötülük ve günahkarlık atfetmediği ve iki kültürü ortada buluşturmak gibi bir amaç güttüğünü söyleyebiliriz.

Tüm bu noktalar göz önüne alındığında Ben Salvador Değilim – I Am Not Salvador, izlemesi keyifli, İran’da yaşamayan izleyiciler için karakterlerin verdiği tepkilerle ilgili yer yer şaşırtıcı ancak doğuyu ve batıyı “yardımseverlik” başlığı altında birleştirme amacı güden bir film olarak değerlendirilebilir.

İran sineması denince akla gelen sinema dili oldukça belirgindir. Özellikle uluslararası festivallerde ses getiren İran filmleri dramın, muhteşem bir gerçekçilikle dramatize edilmeye gerek bile bırakmadan doruklara ulaştığı yapımlar olarak değerlendirilebilir. Bahman Ghobadi ve geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Abbas Kiarostami gibi yönetmenleri İran sineması mevzu bahis olduğunda anmadan geçmek elbette ki mümkün değildir. Ancak İran sinemasının bu yoğun gerçekçi yüzü, biz izleyicilerin festivaller vasıtasıyla izleyebildiğimiz yüzü, ağırlıklı olarak sanat filmleri izlediğimiz İran sinemasının bir de ülke içinde yoğun olarak tüketilen popüler yüzü var. Bu popüler yüzü ise Ben Salvador Değilim - I Am Not Salvador filminde görmek mümkün. Ben Salvador Değilim : Devrim Öncesi ve Sonrası İslami rejimin başa gelmesinden önce Pehlevi yönetimi sırasında İran’da Hollywood filmleri, girdiği her pazarda olduğu gibi burada da oldukça ön plana çıkmıştı. İran’da başı çekmeye başlayan Hollywood filmleriyle mücadele edebilmek adına İran sineması da gitgide daha çok şiddet ve erotizm içeren filmler üretmeye başladı. İran’daki bu süreç Türkiye’nin 1970’lerdeki filmlerinin erotik yönelimine benzetilebilir. İslami devrimin gerçekleşmesinden sonra İran sineması tamamen içe kapanır. Yasaklara kaynaklara ulaşılabilirlik de eklenince İran sineması açıkça söylenemeyenleri sembollerle gizlice aktarmayı öğrenmeye başlar. İran sinemasının bu süreci rejimden önceki sinemanın ucuzluğuna da bir tepki niteliğindedir. Ülke dışındaki izleyiciler olarak İran sinemasının çok da denk gelemediğimiz bir yüzü olan komediyi, Ben Salvador Değilim - I Am Not Salvador filmiyle deneyimlemek yerinde olacaktır. Manouchehr Hadi’nin yönettiği Reza Maghsoodi’nin yazdığı filmin başrollerinde Reza Attaran ve Bri Fiocca’yı izliyoruz. Filmin konusuna kısaca değinmek gerekirse, İran’daki sistemi tamamen içselleştirmiş ve hayatını dini kurallara göre devam ettiren bir öğretmen olan Naser’in  yaptığı bir iyilik üzerine televizyona çıkmasının ardından kazandığı Barcelona tatili çerçevesinde ailesiyle birlikte başına gelen traji-komik olayları ele aldığını söylemek yerinde olacaktır. Naser’e tıpatıp benzeyen, Barselona’da yaşayan Salvador’un Angela’yı bırakıp kaçması üzerine Angela, büyükannesine bir oyun oynamak zorunda kalır. Bu oyunun bir parçası da Salvador’a çok benzeyen Naser olacaktır. Olayın iyice karıştığı noktalarda durumu karısına açıklamakta zorlanan Naser çözümü dürüstlükte bulur. Filmin bütün noktalarına nüfuz etmiş “gerçeği açıklamanın erdemi” filmin kültürel ögelerinin yanı sıra ana mesajını oluşturmaktadır. Barselona ve İran’ın ortak yapımı olan Ben Salvador Değilim - I Am Not Salvador, Barselona’ya dair çok fazla bir şey göstermeden İran kültürüyle doğup büyümüş ve bu sistemin devamlılığını sağlayan bir ailenin batının yaşam tarzıyla mücadelesine odaklanır. Komediyi tam da bu tezat sayesinde oluşturmayı başaran Ben Salvador Değilim - I Am Not Salvador, klasik kodlarla yazılmış ve izleyiciye filmik çatışmanın ardından tanıdık bir katharsis sunan bir film olarak tanımlanabilir. Günah – sevap ve haram kavramlarının neredeyse filmin her sahnesinde yer alması elbette günah ve haramı çoğunlukla kadın üzerinden tanımlamaya da yol açıyor. Filmin izlerken düşündüren bir noktasının olup olmadığını ise tanımlamak biraz zor gibi görünüyor. Elbette İran’a dışarıdan bakan gözler, Ben Salvador Değilim - I Am Not Salvador filmini eleştirel bir bakış açısıyla tanımlamaya daha yatkınken, filmin İran’da izlendiği düşünüldüğünde zaten bu şekilde yaşayan insanlar Naser’in başına gelen durumları büyük ihtimalle garipsemeyecektir. Bu açıdan Türkiye’de izlediğimiz salt komedi filmlerinden hangi noktada ayrılabileceğini kestirmek güç. Ancak dışarıdan, islami kurallardan daha uzakta yaşayan kesimler için ise film eleştirel gibi görünebilir. En azından filmin…

Yazar Puanı

Puan - 52%

52%

52

İzlemesi keyifli, İran’da yaşamayan izleyiciler için karakterlerin verdiği tepkilerle ilgili yer yer şaşırtıcı ancak doğuyu ve batıyı “yardımseverlik” başlığı altında birleştirme amacı güden bir film.

Kullanıcı Puanları: 4.75 ( 1 votes)
52
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi