Gelişen teknolojiyle paralel değişen yaşam şekilleri ve alışkanlıklar, her zaman olduğu gibi bugün de sinemanın beslendiği ana damarlardan biri olmaya devam etmektedir. İnternetin artık dünya nüfusunun büyük bir bölümünün kullanımında olduğu şu günlerde; standart bir kullanıcının yaptıkları dışında, bu sonsuz evrenin karanlık noktalarında kişisel çıkarlar veya para uğruna hareket eden korsanlar olduğu da bilinen bir gerçek. Bu siber korsanlar büyük kurumların, hükumetlerin, devletlerin en büyük korkularından biri çünkü, dijitalleşen dünyada bir şeyleri gizli tutmak eskisinden çok daha zor. Son bir iki sene içinde gerek sinema alanında gerekse televizyon serilerinde hacker’lık kavramının işlendiği yapımlara daha sık rastlar olduk. Yönetmenliğini 1978 İsviçre doğumlu Baran bo Odar’ın yaptığı Ben Kimim? – Who Am I, bir grup bilgisayar korsanının eğlenmek için başladıkları hack saldırılarının farklı gruplar ve devlet otoritesinin de içine bulaştığı bir sürece dönüşünün anlatıldığı başarılı sayılabilecek bir iş.

Ebeveynlerini küçük yaşta kaybeden ve büyükannesiyle beraber büyüyen Benjamin, içine düştüğü boşluğu bilgisayarda ve sanal ortamlarda kendini geliştirerek doldurmaya çalışmıştır. Hack sanatının inceliklerini öğrenen bu genç adam, tesadüf eseri tanıştığı bir grup ile masa başındaki hack saldırılarından daha aktif, saha hack’lemelerine başlar. Kendilerine CLAY ismini veren grup; yaptıklarıyla ünlenmek, popüler olmak istemektedirler ama eylemlerin boyutu büyüdükçe içine girdikleri problemler de o oranda büyüyecek, kurtulmak için farklı arayışlar içine gireceklerdir.

Ben Kimim?, sinematografik anlamda Hollywood estetiğini benimsemiş bir film. Avrupa ve Alman sinemasının kendisine has yapısından beslenme gereği duymayan yönetmen Bo Odar’ın sadece bazı dış çekimlerindeki geniş açı tercihinin 2008 Almanya yapımı Die Welle filmiyle benzerlikler taşıdığını söyleyebiliriz. Müzik kullanımının filmin yapısında oldukça belirleyici olduğuna inanan biri olarak şarkı tercihlerinin çok doğru ve yerinde olduğunu belirtebiliriz. Sadece CLAY ekibinin Porsche ile şehir turu yaptıkları sırada sahnenin yapısı, ışıklandırma ve şarkı Tron filmlerini anımsatıyordu. Yönetmenin farklı yapımlardan ilgisin çeken, hoşuna giden detayları filmine eklemlediği bu tarz detaylardan anlaşılabiliyor. Filmin belki de en yaratıcı, en takdir edilesi yanı Darknet kısmındaki kişilerin bir tren vagonu içinde yansıtılmaları olmuş. Kendi sanal odalarında konuşan ve yaptıkları ile birbirlerine üstünlük sağlayan, kendi içinde bir saygınlık mertebesinin olduğu bu ortamda, maskeler içinde anonim olan hacker’ların gösterimi  filmin kalite seviyesini yukarıya taşıyan detaylardan biri olarak dikkat çekiyor.

Ben Kimim? filminin en büyük kusuru, senaryosundaki küçük detaylar üzerine çok fazla kafa yorulmamış olması. Olabildiğince tesadüfler üzerine şekillenen filmde, küçük ayrıntılara oldukça önem verdikleri bilinen hacker’ların asla yapmayacakları pek çok basit hata yaptıkları görülüyor. Gerçek hayatta yapılsa yakayı anında ele verecekleri bu hatalar filmde herhangi bir olumsuzluğa sebebiyet vermediği için filmin kalitesinde bir nebze düşüklüğe sebep oluyor. Filmin, izleyenler tarafından yüceltilmesindeki en büyük etken olan finalde peş peşe gösterilen iki farklı sürpriz, amacına ulaşıp seyircide bir şaşkınlık yaşatıyor fakat bu da filmin bütününü başarılı kabul edebileceğimiz bir seviyeye ulaştıramıyor. Çünkü yine kendi yapısı içinde normal şartlar altında olmaması gereken olaylar, herhangi bir yere bağlanmadan sadece oluyor ve olaylar çözülüyor. Filmin tanıtım sürecinde Dövüş Kulübü ile benzerliklerinden oldukça sık bahsedildi ama rahatlıkla söyleyebiliriz ki Dövüş Kulübü’nden uzak bir film Ben Kimim?…

Yaz başında yayınlanmaya başlayan Mr. Robot dizisi ile taşıdığı benzerliklerden dolayı sık sık karşılaştırmalara sokulan film, seyir anlamında çok daha yoğun bir keyif yaşatma potansiyeline sahip olsa da hack kültürüne yakın olan kişilerin Mr. Robot’tan alacakları tatmin duygusu daha fazla olacaktır. İki yapımda da daha iyi bir dünya için mücadele eden Robin Hood ruhlu hacker’lar var, iki grup da maskelerden faydalanarak bir görsel algı operasyonu düzenliyor, iki yapımda da başroldeki hacker karakterlerimiz alabildiğine içine kapanık, silik ve toplumun gündelik yaşamda kendilerini önemsememesinden dolayı çıkışı başka noktalarda arayan kişiler. Burada üzerinde durulması gereken bir nokta var ki; iki yapımda da kendisine bir şekilde yer bulan, hacker’ların oldukça sık kullandığı bir yöntem: sosyal mühendislik. Hack olayları için kullanılan şekliyle ‘kişinin farkında olmadan kendisini hack’letecek bilgileri karşıya vermesi’ anlamına gelen kavram, özellikle Ben Kimim?’de biraz daha dillendiriliyor. Keşke bu kavramı biraz daha açsalar, filmin içine daha fazla yedirebilselermiş. O zaman Ben Kimim?, heyecanlı sinema izleyicilerinin şimdiden söylemeye başladığı gibi bir efsane olabilirmiş.

Yönetmenin üçüncü uzun metraj filmi olan Ben Kimim?; kendi içinde gerçekten seyir zevki bir hayli yüksek, keyifli bir film. Alman sinemasının son yıllardaki yükselen yıldızlarından Tom Schilling’in dönüşüm içeren karakterine gayet başarılı şekilde hayat verdiği film yukarıda da dediğim gibi senaryosundaki küçük detaylar üzerine biraz daha özenilseymiş efsane olabilirmiş. Yine de günümüzde iyice popülerlik kazanan hacker kavramına getirdiği yeni bakış açılarıyla kesinlikle izlenmeyi hak eden bir film.

Gelişen teknolojiyle paralel değişen yaşam şekilleri ve alışkanlıklar, her zaman olduğu gibi bugün de sinemanın beslendiği ana damarlardan biri olmaya devam etmektedir. İnternetin artık dünya nüfusunun büyük bir bölümünün kullanımında olduğu şu günlerde; standart bir kullanıcının yaptıkları dışında, bu sonsuz evrenin karanlık noktalarında kişisel çıkarlar veya para uğruna hareket eden korsanlar olduğu da bilinen bir gerçek. Bu siber korsanlar büyük kurumların, hükumetlerin, devletlerin en büyük korkularından biri çünkü, dijitalleşen dünyada bir şeyleri gizli tutmak eskisinden çok daha zor. Son bir iki sene içinde gerek sinema alanında gerekse televizyon serilerinde hacker’lık kavramının işlendiği yapımlara daha sık rastlar olduk. Yönetmenliğini 1978 İsviçre doğumlu Baran bo Odar’ın yaptığı Ben Kimim? - Who Am I, bir grup bilgisayar korsanının eğlenmek için başladıkları hack saldırılarının farklı gruplar ve devlet otoritesinin de içine bulaştığı bir sürece dönüşünün anlatıldığı başarılı sayılabilecek bir iş. Ebeveynlerini küçük yaşta kaybeden ve büyükannesiyle beraber büyüyen Benjamin, içine düştüğü boşluğu bilgisayarda ve sanal ortamlarda kendini geliştirerek doldurmaya çalışmıştır. Hack sanatının inceliklerini öğrenen bu genç adam, tesadüf eseri tanıştığı bir grup ile masa başındaki hack saldırılarından daha aktif, saha hack’lemelerine başlar. Kendilerine CLAY ismini veren grup; yaptıklarıyla ünlenmek, popüler olmak istemektedirler ama eylemlerin boyutu büyüdükçe içine girdikleri problemler de o oranda büyüyecek, kurtulmak için farklı arayışlar içine gireceklerdir. Ben Kimim?, sinematografik anlamda Hollywood estetiğini benimsemiş bir film. Avrupa ve Alman sinemasının kendisine has yapısından beslenme gereği duymayan yönetmen Bo Odar’ın sadece bazı dış çekimlerindeki geniş açı tercihinin 2008 Almanya yapımı Die Welle filmiyle benzerlikler taşıdığını söyleyebiliriz. Müzik kullanımının filmin yapısında oldukça belirleyici olduğuna inanan biri olarak şarkı tercihlerinin çok doğru ve yerinde olduğunu belirtebiliriz. Sadece CLAY ekibinin Porsche ile şehir turu yaptıkları sırada sahnenin yapısı, ışıklandırma ve şarkı Tron filmlerini anımsatıyordu. Yönetmenin farklı yapımlardan ilgisin çeken, hoşuna giden detayları filmine eklemlediği bu tarz detaylardan anlaşılabiliyor. Filmin belki de en yaratıcı, en takdir edilesi yanı Darknet kısmındaki kişilerin bir tren vagonu içinde yansıtılmaları olmuş. Kendi sanal odalarında konuşan ve yaptıkları ile birbirlerine üstünlük sağlayan, kendi içinde bir saygınlık mertebesinin olduğu bu ortamda, maskeler içinde anonim olan hacker’ların gösterimi  filmin kalite seviyesini yukarıya taşıyan detaylardan biri olarak dikkat çekiyor. Ben Kimim? filminin en büyük kusuru, senaryosundaki küçük detaylar üzerine çok fazla kafa yorulmamış olması. Olabildiğince tesadüfler üzerine şekillenen filmde, küçük ayrıntılara oldukça önem verdikleri bilinen hacker’ların asla yapmayacakları pek çok basit hata yaptıkları görülüyor. Gerçek hayatta yapılsa yakayı anında ele verecekleri bu hatalar filmde herhangi bir olumsuzluğa sebebiyet vermediği için filmin kalitesinde bir nebze düşüklüğe sebep oluyor. Filmin, izleyenler tarafından yüceltilmesindeki en büyük etken olan finalde peş peşe gösterilen iki farklı sürpriz, amacına ulaşıp seyircide bir şaşkınlık yaşatıyor fakat bu da filmin bütününü başarılı kabul edebileceğimiz bir seviyeye ulaştıramıyor. Çünkü yine kendi yapısı içinde normal şartlar altında olmaması gereken olaylar, herhangi bir yere bağlanmadan sadece oluyor ve olaylar çözülüyor. Filmin tanıtım sürecinde Dövüş Kulübü ile benzerliklerinden oldukça sık bahsedildi ama rahatlıkla söyleyebiliriz ki Dövüş Kulübü’nden uzak bir film Ben Kimim?... Yaz başında yayınlanmaya başlayan Mr. Robot dizisi ile taşıdığı benzerliklerden dolayı sık sık karşılaştırmalara sokulan film, seyir anlamında çok daha yoğun bir keyif yaşatma potansiyeline sahip…

Yazar Puanı

Puan - 68%

68%

Yönetmenin üçüncü uzun metraj filmi olan Ben Kimim?; kendi içinde gerçekten seyir zevki bir hayli yüksek, keyifli bir film. Alman sinemasının son yıllardaki yükselen yıldızlarından Tom Schilling’in dönüşüm içeren karakterine gayet başarılı şekilde hayat verdiği film yukarıda da dediğim gibi senaryosundaki küçük detaylar üzerine biraz daha özenilseymiş efsane olabilirmiş.

Kullanıcı Puanları: 4.15 ( 14 votes)
68
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi