Delilik nedir? Ya da kimin tekelindedir? Birisini deli diye yaftaladığımız da aslında kendimizi akıllı varsayıp, onu ötekileştirmekten başka bir şey yapmıyoruz. Ben çok akıllıyım, çok zekiyim, hayatta amaçlarım var, para kazanıp iyi bir iş ve son model bir arabam olacak ya da olmalı… Ama deli etiketine sahipsen bunların hiçbirini düşünmekle yükümlü değilsin demektir. İstedikleri için mi deli olduklarını düşünmemizi istiyorlar yoksa gerçekten şalterler attığında istem dışı mı bu hale geliyorlar. Güney Kore sinemasının önemli ve son dönemde yıldızı parlayan ismi Chan-wook Park yönetmen koltuğunda “Ben Bir Robotum Ama Sorun Değil” filmiyle bizleri bu soruların ortasında bırakıyor. İntikam üçlemesiyle ve yakın zamanda vizyona girecek olan Stoker (Lanetli Kan) filmlerinden tanınan yönetmen, tüm bunlardan farklı olarak dram ve romantik komediyi bir araya getirerek, bu türün de hakkını veriyor. Park yaptığı bir röportajda da intikam serisinden sonra daha “basit” birşeyle uğraşmak istediğini söylerken bunu “Ben Bir Robotum Ama Sorun Değil” ile başarıyor. 

Filmde kendini Cyborg, yani bir robot sanan genç bir kızın akıl hastanesinde geçen hikayesine eşlik ediyoruz. Young-goon, kendini fare sanan büyükannesini, hastaneye kapatıp ölümüne sebep olan hemşireleri öldürmek ve intikam almak istemektedir; fakat yemek yemediğinden bünyesi giderek zayıf düşmektedir. Ona mekanizmasına zarar vermeyecek elektronik yiyecekler gerekmektedir. Robot olduğu için yemek yemeyen, (çünkü yemeklerin mekanizmasını bozmasından korkuyor) Young-goon açlıktan ölmek üzereyken imdadına Il-sun yetişiyor. Il-sun onu iyileştirmek, yani yemek yemesini sağlayacak düzeneği kuracak olan kurtarıcısıdır.

Yatırıldığı akıl hastanesinden birbirinden eğlenceli yeni karakterlerle tanışan Young-goon giderek bu ortama uyum sağlar. Konu ilerledikçe her karakterin kendine has özellikleri de açığa çıkar. Nezaketinden dolayı insanlara arkasını dönemeyenler, çoraplarını birbirine sürterek uçtuğunu sananlar ve insanların erdemlerini çaldığına inanlar. Tüm bunların arasında varoluş sebebini sorgulayan Young-goon ve ufukta görünen yeni aşk… Her biri kendine özgü süper güçlere (!) sahip olan, birbirinden deli hastalarla bu hikaye izleyiciyi sıkmadan eğlendirmeyi başarıyor.

Güney Kore’de ünlü bir şarkıcı olan Rain(Il-sun) ve yine kendi ülkesinde başarılı bir oyuncu olan Su-jeong Lim (Young-goon) filmin başrollerini başarıyla canlandırıyor olsa da filmin asıl keyifle izlenebilir olmasının arkasında diğer yan rollerin olduğunu söylemeliyim. Hastanenin içindeki tüm karakterler ayrı bir yeteneğe sahip ve izleyici neşelendirecek keyifli diyaloglarla filmi ciddi mana da besliyorlar.

Teknik olarak alışılmış Holywood yapımlarından farklı yöntemler sunan yapımda, renkli sahneler yavaş ilerleyen filmi daha zevkli hale getirmeye yetiyor. Eğer birbirinin aynı aksiyon filmlerinden ya da sıradan dramlardan farklı olarak, değişik türleri denemeyi düşünüyorsanız ve nerden başlayacağınızı bilemiyorsanız bu film tam size göre.

Keyifli seyirler… 


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi