Bir hayaletin yer aldığı uzamın dışına taşıp sinema salonunu dolduranların içine  işlenmesi sadece korku türünde karşımıza çıkmıyor. Dünyevi gerçeklikte dört bir yanımız var ettiğimiz hayaletlerle sarılı ve görünmez yoldaşlarımız kurguladıklarımızda bize dur durak bilmeden eşlik edebiliyor. Dram türünün üzerine aldığı rollerden biri ise hayaletlerimizi bize geri yansıtabilmek. Sahnelediği karakterlerle onların kayıpları arasında kurduğu ilişkiyle onlar üzerinden bizi anlatmak. L’attesa bir hayalet üzerinde birleşen iki kadının bekleyişleri üzerine kurulan bir film. Film ortak hayalete yüklenen anlam ve duygular üzerinden bir yıkımın ve ardının bekleyişini gözler önüne seren bir yapım.

Evlendikten sonra Sicilya’ya yerleşip ayrıldığı eşinden kalan eski bir villada yaşamını sürdüren Anna (Juliette Binoche) oğlu Guiseppe’in ani ölümüyle sarsılır. Guiseppe’in öldüğünü bilmeyen Jeanne (Lou de Laâge) davet edildiği için Sicilya’ya, Guiseppe’in yanına gider fakat yalnızca Anna’yı bulur. Kardeşinin öldüğünü söyleyen Anna, Guiseppe’in yokluğunu bu şekilde açıklar ve Paskalya kutlaması için dönmüş olacağını söyler. Anna oğlunun ölümünün yasını gizlice tutarken bir yandan da Jeanne’i tanımaya başlar ve varlığından hoşlandığı gibi gitmesini de istemez. Jeanne ise zor bir süreç geçiren ilişkilerini düzeltmek isteyen, hatalarını telafi etmeye çalışacağının izlenimini veren ve Guiseppe’in yokluğunu kendine mâl eden kaygılı biridir. Birbirlerini bağlayan kişinin soyutluğundan birbirlerini tanıma fırsatı bulan iki kadın, bir diğerini tanıyabilmek adına yakınlaşırlarken Guiseppe’in kendileri için ne olduğunu anlayabilmek üzere bireysel bir yolculuğa da çıkarlar.

Bekleyiş – L’atessa: Hayaletin Gölgesi

Her ne kadar hikâye Guiseppe’in ölümüyle başlasa ve karakter bedenleştirilmese de filmdeki yan karakter; iki kadını, anılarını ve gelecekteki ortak yaslarını birbirine bağlayan üçüncül kişidir. Nitekim, iki kadını izlediğimiz her sahnede varlığını duyumsuyoruz. Anna, Jeanne’in çağırmasına rağmen başta varlığını yasından dolayı kabullenemese de oğlunun yaşamından biri olduğu için varlığına tutunur. Yas tuttuğu odadan dışarıya adım atabildiyse bu genç kadının sayesindedir. Oğlu bir hayalettir fakat onu var edebildiğine inandığı iki somutluktan biri Jeanne’dir; diğeri ise oğlunun cep telefonu. Bu sayede hem oğlunu metalaştırdığı gibi hem de evdeki yabancı kadında oğlunun varlığını arayabileceği bir silâh olarak yaklaşır. Telefon filmdeki hayaletin bedeni haline gelir ve Anna’nın oğluyla baş başa geçirdiği bir zaman dilimidir. Odasından ayrıldığında ise Jeanne’in bekleyişine eşlik eder.

Jeanne’in durumu ise bambaşkadır. Jeanne’e, Guiseppe’in yokluğu dayısının ölümü üzerinden açıklansa da yokluğuna kendince anlamlar biçer. Guiseppe yitmeye yüz tutmuş bir ilişkinin kayıp eş karakteridir. İlişkileri üzerinden sevgilisinin yokluğuna anlamlar yükler ve ilişki kurgusu, sorumluluk ve yükümlülük üzerine içsel bir mücadele yaşar. İlişkileri hakkında çok azını öğreniyoruz ki şahsen bu filmin en ilgi çekici tarafı. Seyirci olarak ne Guiseppe-Jeanne ilişkisinin detaylarını öğrenebiliyoruz ne de Anna’nın yaşamını fakat böylelikle perdedeki karakterlerden birini diğeri üzerinden tanıma şansı yakalıyoruz. İki kadının başlarına neden bir öcünün dadandığını değil, varlığında birbirlerine sığınmalarını görebiliyoruz. Bu bağlamda kaybın izdüşümünde yaşamını kalanını bekleyen bir anne ve ilişkisini kurtarmaya bekleyen bir kadının çabalarını izlemek cezbedici.

Teolojik Öykünün Modern Yansıması

Ahitlerin Katolik anlatısını Sicilya uzamından anlatan yönetmen Piero Messina binlerce yıllık geçmişi olan motifleri, dini karakterleri modern dünyaya taşıyan bir hikâyeyi anlatıyor. Öncelikle karakterlerin Kitab-ı Mukaddes’ten yola çıkan ve İsa ve öncesinin anlatılarından gelen bekleyiş, filmde kutsal cumadan paskalya pazartesine kadarki süreci kapsıyor. Karakterlerin isimlerinin tarihsel anlamları var; Anna Meryem Ana’nın annesiyken Guiseppe Yusuf’un İtalyanca karşılığıdır. Daha da önemlisi, filmin öyküleme olarak İsa’nın ölümünü ve dirilişini günümüz gerçekliğinde ölümden sonraki bekleyiş olarak yaratmasında. Jeanne paskalyada döneceği söylenen sevgilisini bekleyen ve yokluğu kendi üzerinden anlamlandırmaya çalışan, içe dönük bir yolculuktadır. ‘Kutsal’ anne-oğul ilişkisi ise ölümden sonra oğlunun hayaletini veya dirilişini arayan bir annenin acı öyküsüdür. Paskalya kutlamasında İsa’nın diriliş ritüeli gerçekleşirken gün boyunca oğlunun yanılsamasıyla onu bekleyen bir anne, evlat kaybının zaman ve mekandan sıyrılan evrensel yasını gözler önüne serer.

L’attesa, ilk 15 dakikadaki diyalog yoksunluğu metaforlarla zenginleştirmiş bir film. Jeanne ve Anna buluştuktan sonra ise görsel metni başta çıkardığı çıtanın altına indirmediği gibi eski bir efsanenin modern yansımasını inşa ederek soyutun düşünsel olarak varlığını bugüne uyarlıyor. Sicilya’nın parlak güneşinden karanlık yas odalarını arasındaki kontrastın her bir anında perdeyi taramamak elde değil. Bir yandan da geçmişleri, anları ve gelecek beklentileri ayrık iki kadının şahane oyunculukları söz konusu. Sevginin daimiliğine, ölümün sonrası bekleyişe anlatan L’attesa yönetmen Messimo’nun gelecekteki filmlerinde ortaya koyacağı başarının izleği.

Bir hayaletin yer aldığı uzamın dışına taşıp sinema salonunu dolduranların içine  işlenmesi sadece korku türünde karşımıza çıkmıyor. Dünyevi gerçeklikte dört bir yanımız var ettiğimiz hayaletlerle sarılı ve görünmez yoldaşlarımız kurguladıklarımızda bize dur durak bilmeden eşlik edebiliyor. Dram türünün üzerine aldığı rollerden biri ise hayaletlerimizi bize geri yansıtabilmek. Sahnelediği karakterlerle onların kayıpları arasında kurduğu ilişkiyle onlar üzerinden bizi anlatmak. L’attesa bir hayalet üzerinde birleşen iki kadının bekleyişleri üzerine kurulan bir film. Film ortak hayalete yüklenen anlam ve duygular üzerinden bir yıkımın ve ardının bekleyişini gözler önüne seren bir yapım. Evlendikten sonra Sicilya’ya yerleşip ayrıldığı eşinden kalan eski bir villada yaşamını sürdüren Anna (Juliette Binoche) oğlu Guiseppe’in ani ölümüyle sarsılır. Guiseppe’in öldüğünü bilmeyen Jeanne (Lou de Laâge) davet edildiği için Sicilya’ya, Guiseppe’in yanına gider fakat yalnızca Anna’yı bulur. Kardeşinin öldüğünü söyleyen Anna, Guiseppe’in yokluğunu bu şekilde açıklar ve Paskalya kutlaması için dönmüş olacağını söyler. Anna oğlunun ölümünün yasını gizlice tutarken bir yandan da Jeanne’i tanımaya başlar ve varlığından hoşlandığı gibi gitmesini de istemez. Jeanne ise zor bir süreç geçiren ilişkilerini düzeltmek isteyen, hatalarını telafi etmeye çalışacağının izlenimini veren ve Guiseppe’in yokluğunu kendine mâl eden kaygılı biridir. Birbirlerini bağlayan kişinin soyutluğundan birbirlerini tanıma fırsatı bulan iki kadın, bir diğerini tanıyabilmek adına yakınlaşırlarken Guiseppe’in kendileri için ne olduğunu anlayabilmek üzere bireysel bir yolculuğa da çıkarlar. Bekleyiş - L'atessa: Hayaletin Gölgesi Her ne kadar hikâye Guiseppe’in ölümüyle başlasa ve karakter bedenleştirilmese de filmdeki yan karakter; iki kadını, anılarını ve gelecekteki ortak yaslarını birbirine bağlayan üçüncül kişidir. Nitekim, iki kadını izlediğimiz her sahnede varlığını duyumsuyoruz. Anna, Jeanne’in çağırmasına rağmen başta varlığını yasından dolayı kabullenemese de oğlunun yaşamından biri olduğu için varlığına tutunur. Yas tuttuğu odadan dışarıya adım atabildiyse bu genç kadının sayesindedir. Oğlu bir hayalettir fakat onu var edebildiğine inandığı iki somutluktan biri Jeanne’dir; diğeri ise oğlunun cep telefonu. Bu sayede hem oğlunu metalaştırdığı gibi hem de evdeki yabancı kadında oğlunun varlığını arayabileceği bir silâh olarak yaklaşır. Telefon filmdeki hayaletin bedeni haline gelir ve Anna’nın oğluyla baş başa geçirdiği bir zaman dilimidir. Odasından ayrıldığında ise Jeanne’in bekleyişine eşlik eder. Jeanne’in durumu ise bambaşkadır. Jeanne’e, Guiseppe’in yokluğu dayısının ölümü üzerinden açıklansa da yokluğuna kendince anlamlar biçer. Guiseppe yitmeye yüz tutmuş bir ilişkinin kayıp eş karakteridir. İlişkileri üzerinden sevgilisinin yokluğuna anlamlar yükler ve ilişki kurgusu, sorumluluk ve yükümlülük üzerine içsel bir mücadele yaşar. İlişkileri hakkında çok azını öğreniyoruz ki şahsen bu filmin en ilgi çekici tarafı. Seyirci olarak ne Guiseppe-Jeanne ilişkisinin detaylarını öğrenebiliyoruz ne de Anna’nın yaşamını fakat böylelikle perdedeki karakterlerden birini diğeri üzerinden tanıma şansı yakalıyoruz. İki kadının başlarına neden bir öcünün dadandığını değil, varlığında birbirlerine sığınmalarını görebiliyoruz. Bu bağlamda kaybın izdüşümünde yaşamını kalanını bekleyen bir anne ve ilişkisini kurtarmaya bekleyen bir kadının çabalarını izlemek cezbedici. Teolojik Öykünün Modern Yansıması Ahitlerin Katolik anlatısını Sicilya uzamından anlatan yönetmen Piero Messina binlerce yıllık geçmişi olan motifleri, dini karakterleri modern dünyaya taşıyan bir hikâyeyi anlatıyor. Öncelikle karakterlerin Kitab-ı Mukaddes’ten yola çıkan ve İsa ve öncesinin anlatılarından gelen bekleyiş, filmde kutsal cumadan paskalya pazartesine kadarki süreci kapsıyor. Karakterlerin isimlerinin tarihsel anlamları var; Anna Meryem Ana’nın annesiyken Guiseppe Yusuf’un İtalyanca karşılığıdır. Daha…

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

65

Juliette Binoche’un yas tutan bir anne olarak karşımıza çıkaran L’attesa, ölümün ardından geleni bekleyen bir anneyle sevgilisinin yokluğunda kendini ve ilişkisini sorgulayan genç kadını hayalet imgesi üzerinden bir araya getiren bir yapım.

Kullanıcı Puanları: 4.8 ( 1 votes)
65
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi