Son yılların en önemli tv fenomenlerinden olan Behzat Ç. dizisinin ikinci uzun metraj filmi nihayet sinema salonlarındaki yerini aldı. Sonda söyleyecek sözü başta söyleyerek başlayayım; “Behzat Ç. Ankara Yanıyor” dizinin fanları için çekilmiş çok özel bir film fakat bir sinema filmi değil. Ama siz de benim gibi dizi yayından kalktığından beri Behzat Ç ve onun sıra dışı ekibinin hasretini çekiyorsanız “Ankara Yanıyor” size de ilaç gibi gelecek.

Behzat Ç’nin görevden ayrılışının ardından Cinayet Büro’nun, filmde badem bıyıkla temsil edilen malum oluşumun eline geçişiyle başlayan hikâye, İçişleri Bakanı’na düzenlenen suikastın başka iki cinayetle bağlantısının yanı sıra tüm Ortadoğu coğrafyasını etkileyebilecek bir komploya kadar varan karmaşık olaylar zincirini anlatıyor. Senaryosu Ercan Mehmet Erdem tarafından kaleme alınan film yer yer Emrah Serbes’in eksikliğini hissettirse de mizah öğesinin fazlalığıyla kusurlarını kapatmayı başarıyor.

Akbaba, Harun, Hayalet ve görevde olsun olmasın her daim onların amirleri olan Behzat Ç’den oluşan ekip, filmin içine girmekte biraz zorlandığınız ilk 10 dakikanın ardından o tanıdık hal ve tavırlarıyla sizi sarıp sarmalıyor. Ancak hiç kuşkusuz filmin yıldızı izleyenlere bol bol kahkaha attıran Harun. İlk film “Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm”ün en çok eleştiri alan yönü dizinin karizmatik kötü karakteri Ercüment Çözer’in sinema filminde yer almayışı olmuştu. Bu eksiklik ikinci filmde giderilirken Nejat işler de yine bildik performansıyla rolün hakkını veriyor. Ercüment’in sevgilisini canlandıran Serenay Sarıkaya ise tek kelimeyle filmin sürprizi. Genelde televizyon dizilerinden tanıdığımız oyuncu filmdeki küçük rolüne rağmen göz dolduruyor. Üzülerek söylemek zorundayım ki filmin en zayıf performansı Erdal Beşikçioğlu ile başrolü paylaşan Sanem Çelik’e ait.

Behzat Ç. Ankara Yanıyor 2

Başta da belirttiğim gibi bence “Ankara Yanıyor” bir sinema filmi değil diziyi özleyenler için bir hasret giderme fırsatı. Bu yüzden aksiyon sahnelerinin zayıflığından, mahalle baskınları ve çatışmaların gerçek dışı atmosferinden bahsetmeye gerek görmüyorum. Yine de film Türkiye siyasetine dair söylemek istediklerini usul usul anlatan ama bunu yaparken asla didaktik olmak hatasına düşmeyen bir yapım. Özellikle belirtmek isterim ki filmin senaryosu Haziran ayında yaşanan Gezi direnişinden önce yazılmış. Hatta Gezi’den nemalanıyor denmesin diye pek çok sahne filmden atılmış. Yani demem o ki Behzat Ç. Ankara yanıyor bir Gezi filmi değil, anlamlı olmasının sebebi de bu zaten. Direnişin hemen ardından raflarda yerini almaya başlayan kitapların aksine, film Gezi’nin ekmeğini yemeğe çalışmıyor, sadece bir selam çakarak biz de buradayız diyor.

Bir Ankara Polisiyesi “Behzat Ç”yi sevenlerin filmi de kaçırmayacağı zaten aşikâr. Ama “Ankara Yanıyor”, diziyi takip etmemiş olanlar için bile izlenmesi gereken bir iş olmuş. Hele direnişe kıyısından köşesinden bulaşmışsanız gidin Ankara’yı yakanın ateş değil biber gazı olduğunu kendi gözlerinizle görün ve o final cümlesini Behzat Ç’nin ağzından duyun. 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi