Marilyn Monroe’yu bu kadar popüler yapan şey neydi?

1926 yılında Norma Jeane Mortenson adıyla dünyaya gelen oyuncu öldüğünde tüm dünyanın tanıdığı Hollywood sinemasının unutulmaz isimlerinden biri haline gelmişti. Kariyeri boyunca sansasyonel hayatı ve yasak ilişkileri rol aldığı filmlerden daha çok konuşuldu. Yıldız ışığına sahip bu genç kadın Amerikan sinemasında seks objesi olarak da ün yaptı. Marilyn, Arthur Miller’la evliliği döneminde kısa süreli ara verdiği çalkantılı kariyerine 1959 yılında “Bazıları Sıcak Sever” (Some Like it Hot) filmiyle görkemli bir geri dönüş yaptı. Kariyerinin inişli çıkışlı günlerinde bu komedi filmi ona çok iyi gelecekti.

Marilyn Monroe’nun Tony Curtis ve Jack Lemmon’la birlikte rol aldığı filmin yönetmenliğini Billy Wilder yapıyor. Taverna/bar müzisyeni olan iki arkadaş yer altı dünyasının azılı ismi, iyi bir Al Capone taklidi olan Spats Colombo’nun işlediği cinayete istemeden tanık olurlar ve izlerini kaybettirmek için kadın kılığına girip kızlar orkestrasına katılırlar. Katıldıkları grubun solisti Sugar (Monroe) öyle saf ve iyi niyetlidir ki bu iyi niyet başına hep dert olmuş, bu yüzden de aşk hayatında işler hiç yolunda gitmemiş ve aldatılmıştır. Saksafoncu ve kontrbasçı, eski adlarıyla Joe ve Jerry, yeni adlarıyla Josephine ve Daphne, Sugar’ın en yakın arkadaşları olurlar. Florida’ya gitmekte olan grup, Sugar için yeni bir şanstır ve burada tatil yapan zengin ve yakışıklı iş adamlarından birini bulup onu evliliğe ikna etmeye kararlıdır.

Marilyn Monroe, Newyork’ta Actor’s Studio’da yönetmen Lee Strasberg’den aldığı derslerden ve Arthur Miller’la olan evliliği sebebiyle kısa süreli aradan sonra yeniden sinemaya dönmüştü. Komedideki yeteneği ve filmin senaryosunun başarılı olması sayesinde o yıl sadece bir filmde yer almasına rağmen en çok konuşulan yıldızlardan biri oldu. Çocuksu masumiyetinin yanında arzu edilen seksi bir kadın olmak onun en büyük ayrıcalığıydı. Yine de set boyunca yaşanan sıkıntılar ve söylentiler peşini bırakmadı. Marilyn film boyunca hamileydi ve giderek daha da hantal hale geliyordu ki bu da işleri zorlaştırıyordu. Ancak tüm bunlara rağmen çekimler başarıyla tamamlandı.

Toplam 6 dalda Oscar’a aday olan film, “En İyi Kostüm Tasarımı” dalında ödülü kazandı. Diğer bir yandan Jerry rolü için düşünülen ilk isim olan Jerry Lewis’a teklif götürüldüğünde, Lewis kadın kılığına girmeyi kabul edemeyeceğini belirterek teklifi geri çevirir. Sonrasında rolü Jack Lemmon kabul edip Oscar’a aday olunca pişman olduğunu da itiraf etmiştir.

Film boyunca zekice yazılmış espriler (özellikle Shell benzinlikleri ve erkeklerin kadın kılığında yaşadıkları sıkıntılar hakkında olanlar) oldukça güldürüyor. Senaryo onların çok çaba sarf etmesine gerek bırakmasa da oyuncuların tümü eşsiz bir komedi örneği sergilemek için ellerinden geleni yapıyor. Bazıları Sıcak Sever Broadway uyarlamaları dışında İtalya, Fransa gibi ülkelerden sonra bizim ülkemizde de kendi oyuncularımızla yeniden çekildi. 1964 yılında “Fıstık gibi Maşallah” adıyla Türkan Şoray, İzzet Günay ve Sadri Alışık’la Türk sinema izleyicisiyle buluştu. Bazıları Sıcak Sever’in Amerikan izleyicisinde yarattığı etkiye benzer şekilde, Fıstık Gibi Maşallah da ülkemiz izleyicisi tarafından çok sevildi.

En başında sorduğum soruya dönersek, Marilyn’i bu kadar popüler yapan şey tam olarak budur diyemesem de Bazıları Sıcak Sever’in bu popülerliğe büyük bir katkıda bulunduğunu açıkça söyleyebilirim. Farklı organizasyonlar tarafından hazırlanan, gelmiş geçmiş en iyi komedi filmleri gibi listelerde her zaman ilk sıralarda yer alan filmi henüz izlemediyseniz vakit kaybetmeden izlemenizi tavsiye ederim.

Keyifli Seyirler…

  • Serdar Durdu

    Filmi bir kaç ay önce tekrar izledim ve yine müthiş eğlendim. Üzerine okumak da güzel oldu. Türk versiyonuna değinmen de hoş olmuş 🙂

  • ellerinize sağlık yazınız gerçekten çok iyidi..Öncelikle Some Like it Hot benim için güzel ve farklı bi deneyim oldu.. izleyeni sıkmayan çok akıcı bi filmdi, son zamanlarda izlediğim en güzel komedi filmi demek bile az kalır benim için siyah-beyaz filmleri daha samimi bulmaya başladım sanki dün izlediğim Total Recall filmini gördükten sonra.. Some Like it Hot dijitallikten uzak siyah-beyaz klasik fimlerin tadından hiçbir şey kaybettirmediğini gösterdi bir kez daha beni hem güldürerek hem de düşündürerek..Filmin son sahnesi hiç aklımdan çıkmıyor zaten, yönetmenin ‘Nobody is Perfect’ mesajını ileterek bu komedyayı sonlandırması çok güzeldi , teşekkürler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi