Geçtiğimiz günlerde Warner Bros.’un Yüzüklerin Efendisi’nin televizyon uyarlaması için Amazon ve Netflix’le görüştüğü yönünde haberler ortaya atıldı. Umarım bu görüşmelerden bir sonuç alınamaz. Yüzüklerin Efendisi’nin dizisi asla yapılmamalı. Hobbit rezilliğini yaşadıktan sonra bu ihtimal düşünülmemeli bile.

Bu haberi duyduğunda çok sevinen bir kitle olduğunu gördüğümde çok şaşırsam da onları gayet iyi anlayabiliyorum. Yüzüklerin Efendisi serisi sinema tarihinin en epik destanlarından biri. Buna kesinlikle bir lafım yok. Çok farklı düşünce yapısındaki, farklı zevkleri olan insanları ortak paydada toplayabilen, büyük bir konsensüs oluşturabilen serilerin belki de en önemlisi. Örneğin; Star Wars daha spesifik bir kitleye hitap eder. Herkes açıp da Star Wars serisinden bir film izleyemez fakat Yüzüklerin Efendisi kendini izlettirir. Benim babam televizyonda, bilgisayarda her nerede denk gelirse gelsin, İki Kule filminde Gandalf’ın beşinci günün şafağında Doğu’dan yetişmesini izledikten sonra ‘’Hey yavrum benim be’’ tepkisini verir. Aslında konuyu burada JRR Tolkien’in oğlu Christopher Tolkien‘ın Yüzüklerin Efendisi filmleri hakkında Peter Jackson‘ı “aksiyon filmlerine çevirerek kitabın bağırsaklarını çıkardı.” şeklinde suçlamasına da bağlayabiliriz. Babam başta olmak üzere büyük bir kitle Yüzüklerin Efendisi’nin edebi değerinden ya da yaratılan dünyadan etkilenmekten ziyade aksiyonundan etkilendi. O yüzden babama dizi haberini versem o gene sevinir. O Gandalf’ın peşinde. Ben ise bu habere sevinemem tam aksine hayata küserim.

Tolkien evreninde dizi haberi genelde yıllardır Silmarillion üzerinden dönerdi. Özellikle her 1 Nisan’da internet ortamında ‘’Silmarillion’ın Dizisi Çıkıyor’’ haberleri dolanırdı. Bu proje Tolkien Vakfı’nın telif anlayışı sebebiyle neredeyse hiçbir zaman gerçek olamayacak bir proje. İyi ki de öyle. Tolkien evrenine hakim, JRR Tolkien’in kitaplarını okumuş, onun dehasını az buçuk bilen hiç kimse Silmarillion’ın dizi olmasını istemez, bu meseleye iyi gözle bakmaz.

Daha önce belirttiğim gibi Yüzüklerin Efendisi, filmiyle beraber geniş kitlelere yayıldı. Günümüzde çok fazla insanın sevdiği kült bir film haline geldi. Doğal olarak kitaba hiç önem vermeyen, Tolkien’i duymamış, filmin sadece aksiyonuna kapılan bir kitle de Yüzüklerin Efendisi’yle tanışmış oldu.  Ben, üniversite bitirme projesi ‘’Tolkien’in Yarattığı Evrenin Göstergebilimsel İncelemesi’’ olan biri olarak filmler hakkında karışık duygular içerisinde olduğumu belirtmek istiyorum. Kitabın bazı noktalarını inanılmaz hunharca, anlamsızca kesip kırptığı, gereksiz kurguladığı için Peter Jackson’a kızgınım fakat tam olarak kafamdan geçen Orta Dünya atmosferini bana izlettiği ve epik bir oyuncu seçimi yaptığı için de hakkını veririm.

Aragorn – Arwen aşkını ön plana çıkarabilmek için harcanan Elf Beyi Glorfindel, Tolkien evreninin en gizemli karakteri efsanevi Tom Bombadil, Elrond’un oğulları, Minas Tirith kuşatmasının en önemli karakterlerinden Prens İmrahil… Filmlerde daha sabaha kadar sayabileceğim bir kıyım söz konusu. Bu arada bunları ‘’Kitap her zaman daha iyidir’’ üstten bakışıyla söylemiyorum. Ortadaki durumu anlatıyorum. Örneğin klasik bir seyirci için serinin en güzel, tüyleri diken diken eden sekanslarından biri olan; İki Kule filminde Miğfer Dibi’ne Elfler’in yardıma gelmesi, benim için tam bir hayal kırıklığıdır. Çünkü Peter Jackson etkileyici bir sahne çekebilmek için Tolkien’in yarattığı sosyolojiyi bozmuştur. Kitapları okuyan biri o dönemde Elfler’in insanlara asla yardıma gitmeyeceğini bilir. Söylediğim gibi Yüzüklerin Efendisi’nin film serisine karşı aynı anda hem muazzam bir aşk hem de kızgınlık besliyorum. Ne kadar kızsam da her izlediğimde beni Orta Dünya’da hissettiren muhteşem sanat yönetimine, sinematografisine ve başta Sir Ian McKellen olmak üzere muhteşem oyuncu seçimine de buradan saygılarımı sunuyorum.

Yüzüklerin Efendisi1 - FilmLoverss

Hobbit Serisinin Hali Ortadayken Dizi İşine Asla Girilmemeli

Yüzüklerin Efendisi serisine karşı karışık duygular içerisindeyken, Hobbit serisine karşı aynı duygularda olmadığımı ve seri her aklıma geldiğinde cinnet geçirdiğimi belirtmek istiyorum. Zaten ticari sebeplerden ötürü kitaptan olmayacak bir şekilde üçleme çıkarmaya çalışmak büyük bir ahmaklıktı. Hobbit serisini uzun uzun eleştirmek istediğim için şimdilik burada sadece birkaç şey sıralayacağım. Gandalf’ı bir Ork karşısında aciz duruma düşürmek… Gandalf bir Maia’dır ve güç olarak Sauron’la eşdeğer güçtedir. İnanılmaz karikatürize edilmiş Elf Kralı Thranduil ve kitapta yeri olmayan, ekrana koyalım da biraz para kazanırız anlayışıyla filme yerleştirilmiş Legolas… Peter Jackson’ın hiç utanmadan, bana göre büyük bir saygısızlık yaparak ‘’Dişi Elf’’ Tauriel ve ‘’Cüce’’ Kili arasında bir aşk yaratması, hatta ve hatta iyice coşup Legolas’ı da işin içine katarak bir aşk üçgeni yaratması… Ya bir kimse de film yapılırken sormadı mı, ‘’Sevgili Peter, bir Elf ve bir Cüce aşkı sence de biraz abartı olmadı mı?’’ Gölkent kasabasının Reis’inin bir yardımcısı vardı. İsmi Alfrid. Lütfen rica ediyorum internetten bakın bu karaktere. Bir filmde bu kadar alakasız bir şekilde, anlamsız ve kötü bir rolde inanılmaz yer kaplayan başka bir karakter hatırlamıyorum. Peki ya son film, Beş Ordular Savaşı… Arkadaşlar Beş Ordular Savaşı bu filmde yok, peşinen söyleyeyim..  Beş Ordular Savaşı denilen olay birbirleriyle savaşmak üzere olan Cüce ve Elf – İnsan ordularına, müttefik Ork ve Warg ordularının saldırması sonucu; ilk üçünün Ork ve Warglar’a karşı savaşmasıdır. Kötüye giden savaşta, İnsan – Elf – Cüce ittifakına bir grup Kartal ve Beorn desteğe gelir. Filmde ise beş tane ordu yok. Filmin adı neden Beş Ordular Savaşı?, Kitapta Thorin ve 12 cücenin gaza gelip yaptığı hücum, Kartalların ve Beorn’un desteği ve yükselen moralle iyilerin düşmanı yenişi anlatılıyor. Çok klasik, hoş, epik bir hikaye. Aşırı derinlikli ve ana akım sinemaya aykırı bir şey değil. Filmde ise Cüceler keçilere binip Azog’u öldürmek için CGI CGI geziyorlar. Garip bir savaştan sonra, sanırım Peter Jackson çok da önemliymiş gibi kendi filmlerinin devamlılığını korumak adına, Thranduil’e ‘’Legolas git Aragorn’u bul. Arkadaş ol.’’ dedirtmesi… Az eleştireceğim dediğim halde yine dayanamamışım. Hobbit serisi hayatımda en üzüldüğüm olaylardan biriydi.

Tüm bu deneyimlerimiz ışığında söylemek istiyorum ki; Yüzüklerin Efendisi dizisi büyük bir risk. Girilmemesi gereken bir risk. O muhteşem oyuncu seçimleri tekrar olmayacak, her şeyi önümüzde muazzam bir referans olarak duran filmlerle kıyaslayacağız, Tolkien’in dünyasında asla yeri olmayan gereksiz ve abartı aşk üçgenlerine maruz kalacağız, Hobbit serisi gibi CGI’a boğulacağız, kitapla uyumu zerre umursamayacaklar zira işin içinde Warner Bros. olacak.

Bazı şeylere dokunmamak gerek. Orada, öylece kalsınlar. Bazı meseleler kurcalanmamalı. Daha fazla para için güzellikler bozulmamalı, fakat ne yazık ki, Galadriel’in de dediği gibi; ‘’İnsan tamahkardır.’’ Umarım bu hatayı yapmazlar. Umarım.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi