Bastille günü ya da Fransızların kullandığı adıyla Ulusal Zafer Bayramı, 14 Temmuz 1789’da monarşiye karşı yapılan ayaklanmanın kilit günlerinden biri olarak tarih kitaplarında yer alır. Fransız İhtilali’nin de fitili ateşleyen günlerden olan Bastille Hapishanesi’ne yapılan baskın, günümüz Fransa’sının kuruluşunun ilk adımlarından birisi oluyor aynı zamanda. Özetle Bastille Günü, bizim 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mız ya da Amerikalıların 4 Temmuz’u gibi bir öneme sahip. Başrollerinde Idris Elba ve Richard Madden’ın bulunduğu Bastille Day – Baskın Günü, Paris’te Bastille Günü’nden birkaç gün önce başlayan ve asıl olarak 14 Temmuz’u hedef alan birtakım terörist saldırılarını konu alıyor.

Filmin konusunu özetleyecek olursak; Paris’te eylem hazırlığında olan bir terörist grubunun ilk saldırılarına hazırlanırken yaşanan bir hırsızlık olayı ile başlıyor. CIA için çalışan Sean Brier’ın (Idris Elba) hırsızlığı yapan Michael Mason’ın (Richard Madden) peşine düşmesiyle birlikte kurulan komplolar ortaya çıkmaya başlıyor. Baskın Günü, son yıllarda Avrupa’da yaşanan toplumsal ayrışmalara değinirken, yozlaşmış devlet kurumlarına ve kişilerine odaklanan başarılı bir polisiye olarak göze çarpıyor.

Paris’in ana kara Avrupası’nın merkezi konumunda olan önemi ve hemen her konuda üstlendiği baskınlığı sebebiyle, şehre odaklı bu tarz polisiye filmlerin örneklerine rastlamak mümkün. Baskın Günü, daha önce izlediğimiz Robert De Niro’lu Ronin ve Kevin Costner’lı 3 Days to Kill gibi ajan filmlerinden farklı bir portre çiziyor. Paris’te geçen konusu ve karakter ilişkileri açısından daha çok başrollerinde John Travolta ve Jonathan Rhys Meyers’ın bulunduğu 2010 yapımı From Paris With Love – Paris’ten Sevgilerle gibi filmlerle benzerlikler taşıyor. Ancak hedeflerin ve uygulayanların farklılığı sebebiyle Baskın Günü kendine farklı bir yer ediniyor. Yukarıda da bahsettiğim üzere, film Avrupa ülkelerinde gün geçtikçe artan toplumsal ayrışmaya, internet faktörünün bu konudaki rolüne ve devlet içi yozlaşmalara odaklanıyor ama bunu yaparken iyi veya kötü gösterdiği bir kesim olmadığını söyleyebiliriz. Film gücünü aldığı komploları işlerken uluslararası krizleri işin içine sokmayarak hikayenin sarpa sarmasına da izin vermiyor. Belki bu durum bazı sahneler sebebiyle çiğ kalmış gibi dursa da, hakkında pek düşündürtmüyor.

Bastille Day: Yetki Alanının Dışına Çıkmayan Bir Aksiyon

Eden Lake ve The Woman in Black gibi gerilim filmleriyle yönetmenlik kariyerine başlayan James Watkins, bu defa süresi ilerledikçe yeni katmanlar eklediği bir polisiye filmle karşımıza çıkıyor. Özellikle kovalamaca sahnelerini ve dövüş koreografilerini iyi kurgulamasıyla dikkat çeken yönetmen ortaya başarılı ve sürükleyici bir iş çıkarıyor. Odaklandığı birden çok nokta olmasına rağmen, filmin işleyişi ile ritmi arasına bu noktaları uygun bir şekilde yerleştirmesini ve işlemesini biliyor. Karakterlerin hikayelerini ve aralarındaki ilişkiyi de aynı özenle oturtarak izlemesi keyifli bir polisiye sunuyor.

Baskın Günü filmi asıl karakterlerinden ve hikayesinden sapmadığı için prodüksiyonda yer alan eksiklikler göz ardı edilebiliyor. Özellikle bütün şehirde ayaklanmalar yaşandığını ve güvenliğin en üst düzeyde olduğunu bildiğimiz halde, sokaklardaki bu kargaşayı haber bültenleriyle özetliyor ve sokaktayken de çerçeve dışının etkisini kullanıyor. Bu durumun en göze battığı kısım ise final sahnesinin hazırlanmasında ortaya çıkıyor. Senaryodaki en önemli eksiklik olan bu bölüm, filmin sonuna giden yolda kurban ediliyor diyebiliriz.

Idris Elba’nın kariyerini yükselişe geçiren işlerinden biri olan Luther dizisindeki karakterine fazlasıyla benzeyen Briar karakteri, haliyle oyuncuya tam oturuyor. Game of Thrones’tan bildiğimiz Kuzey’in eski kralı olan Robb Stark rolüyle tanınan Richard Madden ise bu defa farklı bir karakterle karşımıza çıkıyor. Mizahi yönü ve yetenekleriyle öne çıkan Michael Mason karakterini canlandıran Madden, Elba ile yalnız olduğu bazı araç içi sahnelerde yetersiz kalıyor izlenimi vererek göze batan bir oyunculuk sergilese de, genel olarak rolünü iyi kotarıyor ve filme tat vermeyi başarıyor. Filmi eğlenceli hale getirmesini bilen Elba ve Madden ikilisi iyi birer tercih olmuş diyebiliriz.

Aksiyon sinemasının gittikçe monotonlaştığı son zamanlarda rahat bir nefes aldıran Baskın Günü, eksiklerini iyi kapatan temposuyla izlemesi keyifli bir seyir ortaya koyuyor. Komploların kullanımı ve hikaye aktıkça artan gizemlerle katmanlı bir yapı kurarak olaylara olan bakış açısını değiştirebilmesiyle ilgiyi hak eden bir film olarak karşımıza çıkıyor.

Bastille günü ya da Fransızların kullandığı adıyla Ulusal Zafer Bayramı, 14 Temmuz 1789’da monarşiye karşı yapılan ayaklanmanın kilit günlerinden biri olarak tarih kitaplarında yer alır. Fransız İhtilali’nin de fitili ateşleyen günlerden olan Bastille Hapishanesi’ne yapılan baskın, günümüz Fransa’sının kuruluşunun ilk adımlarından birisi oluyor aynı zamanda. Özetle Bastille Günü, bizim 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mız ya da Amerikalıların 4 Temmuz’u gibi bir öneme sahip. Başrollerinde Idris Elba ve Richard Madden’ın bulunduğu Bastille Day - Baskın Günü, Paris’te Bastille Günü’nden birkaç gün önce başlayan ve asıl olarak 14 Temmuz’u hedef alan birtakım terörist saldırılarını konu alıyor. Filmin konusunu özetleyecek olursak; Paris'te eylem hazırlığında olan bir terörist grubunun ilk saldırılarına hazırlanırken yaşanan bir hırsızlık olayı ile başlıyor. CIA için çalışan Sean Brier'ın (Idris Elba) hırsızlığı yapan Michael Mason'ın (Richard Madden) peşine düşmesiyle birlikte kurulan komplolar ortaya çıkmaya başlıyor. Baskın Günü, son yıllarda Avrupa’da yaşanan toplumsal ayrışmalara değinirken, yozlaşmış devlet kurumlarına ve kişilerine odaklanan başarılı bir polisiye olarak göze çarpıyor. Paris’in ana kara Avrupası’nın merkezi konumunda olan önemi ve hemen her konuda üstlendiği baskınlığı sebebiyle, şehre odaklı bu tarz polisiye filmlerin örneklerine rastlamak mümkün. Baskın Günü, daha önce izlediğimiz Robert De Niro’lu Ronin ve Kevin Costner’lı 3 Days to Kill gibi ajan filmlerinden farklı bir portre çiziyor. Paris'te geçen konusu ve karakter ilişkileri açısından daha çok başrollerinde John Travolta ve Jonathan Rhys Meyers’ın bulunduğu 2010 yapımı From Paris With Love - Paris’ten Sevgilerle gibi filmlerle benzerlikler taşıyor. Ancak hedeflerin ve uygulayanların farklılığı sebebiyle Baskın Günü kendine farklı bir yer ediniyor. Yukarıda da bahsettiğim üzere, film Avrupa ülkelerinde gün geçtikçe artan toplumsal ayrışmaya, internet faktörünün bu konudaki rolüne ve devlet içi yozlaşmalara odaklanıyor ama bunu yaparken iyi veya kötü gösterdiği bir kesim olmadığını söyleyebiliriz. Film gücünü aldığı komploları işlerken uluslararası krizleri işin içine sokmayarak hikayenin sarpa sarmasına da izin vermiyor. Belki bu durum bazı sahneler sebebiyle çiğ kalmış gibi dursa da, hakkında pek düşündürtmüyor. Bastille Day: Yetki Alanının Dışına Çıkmayan Bir Aksiyon Eden Lake ve The Woman in Black gibi gerilim filmleriyle yönetmenlik kariyerine başlayan James Watkins, bu defa süresi ilerledikçe yeni katmanlar eklediği bir polisiye filmle karşımıza çıkıyor. Özellikle kovalamaca sahnelerini ve dövüş koreografilerini iyi kurgulamasıyla dikkat çeken yönetmen ortaya başarılı ve sürükleyici bir iş çıkarıyor. Odaklandığı birden çok nokta olmasına rağmen, filmin işleyişi ile ritmi arasına bu noktaları uygun bir şekilde yerleştirmesini ve işlemesini biliyor. Karakterlerin hikayelerini ve aralarındaki ilişkiyi de aynı özenle oturtarak izlemesi keyifli bir polisiye sunuyor. Baskın Günü filmi asıl karakterlerinden ve hikayesinden sapmadığı için prodüksiyonda yer alan eksiklikler göz ardı edilebiliyor. Özellikle bütün şehirde ayaklanmalar yaşandığını ve güvenliğin en üst düzeyde olduğunu bildiğimiz halde, sokaklardaki bu kargaşayı haber bültenleriyle özetliyor ve sokaktayken de çerçeve dışının etkisini kullanıyor. Bu durumun en göze battığı kısım ise final sahnesinin hazırlanmasında ortaya çıkıyor. Senaryodaki en önemli eksiklik olan bu bölüm, filmin sonuna giden yolda kurban ediliyor diyebiliriz. Idris Elba’nın kariyerini yükselişe geçiren işlerinden biri olan Luther dizisindeki karakterine fazlasıyla benzeyen Briar karakteri, haliyle oyuncuya tam oturuyor. Game of Thrones’tan bildiğimiz Kuzey'in eski kralı olan Robb Stark rolüyle tanınan Richard Madden ise bu defa farklı bir karakterle karşımıza…

Yazar Puanı

Puan - 68%

68%

68

Aksiyon sinemasının gittikçe monotonlaştığı son zamanlarda rahat bir nefes aldıran Baskın Günü, eksiklerini iyi kapatan temposuyla izlemesi keyifli bir seyir ortaya koyuyor.

Kullanıcı Puanları: 4.25 ( 9 votes)
68
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi