Kavuk’un eski sahibi, Yaşar Usta, Mahmut Hoca… Türkiye Sineması’nın ve Tiyatrosu’nun çınarını, büyük bir üstadı 93 yaşında kaybettik. Huzur içinde uyu sevgili Münir Özkul.

Münir Özkul bu ülkenin yetiştirdiği gelmiş geçmiş en iyi oyunculardan biriydi. Oynadığı yüzlerce filmde canlandırdığı birbirinden farklı karakterlerin neredeyse hepsiyle izleyici arasında duygusal bir etkileşim ve bağ oluştu. Birbirinden bu kadar farklı karakteri izleyiciye sevdirebilmek, muazzam bir yeteneğin ve çalışma disiplininin sonucundan başka hiçbir şey olamaz. Hem sinemada, hem de tiyatroda bu derece büyük başarı elde eden ve toplumun neredeyse her kesimi tarafından kucaklanan bir oyuncu olabilmek kolay değildir, sevgili Münir Özkul bunu başaran nadir isimlerden. Zaten bunu başarabilen diğer insanlar da Münir Özkul’un arkadaşları. Ne güzel bir dönemmiş…

İzleyiciyle arasında öyle bir bağ kurar ki; dramalardaki paerformanslarında izleyiciler de onunla birlikte ağlarlar bu iç paralayan sahnelerde. Onlarca film, onlarca tiyatro oyunu; neredeyse yaşamı boyunca sahnedeydi Münir Özkul. “Bazı şeylere sanatla ulaşmamız gerekir, diğerleri yazgı ya da şansla elde edilir” (Agathon). Ne hayatını ne de oynadığı oyunları, filmleri, bu kısa yazıya sığdırmak olanaklıdır. Yaşamı da oynadığı roller gibi gelgitlerle dolu geçer.

”1925 yılının 15 Ağustosu’nda Bakırköy’de doğar Münir Özkul. O doğuştan sanatçıdır. Daha ortaokul yıllarında yaptığı taklitlerle arkadaşlarını güldürür. Sahneye ilk kez 29 Ekim 1939’da Bakırköy Halkevinde çıkar. Çekingen, sıkılgan bir yapıya sahiptir.

“Yaptığı taklitlerin en gözdesi olan Arkaş Palabıyıkyan taklidini, Ferdi Tayfur’un ağzından, Grucho Marx’ın yürüyüşüyle canlandırarak, “ilk alkışını” alır. Lise yılları zorlu geçer. O, okuldan kaçıp kaçıp sinemalara, kütüphanelere gider. O yıllarda en çok karikatürist olmak istiyordur ve Cemal Nadir’i çok seviyordur. 1940 yılında, Reşit Baran’ın Eugene Labiche’den adapte ettiği Mahcuplar oyunuyla tiyatro serüveni başlar. Bu aynı zamanda Bakırköy Halkevinde, Rauf Adın’ın yönettiği Temsil Kolu faaliyetlerinin de ilkidir. 

Sinemayla ilk kez 1949’da tanışır. Vatan ve Namık Kemal filminde “soldan sekizinci asker” rolüyle figüran olarak başladığı sinemada, 1950’de Üçüncü Selim’in Gözdesi filmiyle figüranlıktan oyunculuğa terfi eder. İki yüzün üstünde filmde oynar.

Arena Tiyatrosunda birçok oyunda rol alır. Sonraki yıllarda da defalarca oynayacağı Kanlı Nigar oyunundaki İbiş rolüyle özdeşleşir. Sinemada da birçok ödül almıştır. Kanlı Nigar’ı izlemeye gelen İsmail Dümbüllü, oyun öncesinde “Münir fesini giymesin, ona kavuğumu vereceğim” diye haber gönderir. 19 Nisan 1968 gecesi Arena Tiyatrosunda eskilerin ‘icazet’ dedikleri bir törenle, İsmail Dümbüllü, Münir’e el vermiştir.

Arzu Film yapımlarının, Ertem Eğilmez filmlerinin vazgeçilmez oyuncusudur. Hababam Sınıfı filmlerinin Mahmut Hocası rolüyle yıllarca belleklerden silinmeyecek bir karakter oluşturur. Adile Naşit’le oluşturdukları ikili çok sevilir. 1978’de İzmir Fuarında Adile Naşit’le birlikte şov yaparlar. ’80’li yıllarda birçok filmde birlikte oynarlar. Ferhan Şensoy uzun süredir Münir Özkul’la çalışmak istiyordur. Sonunda ikna eder ve Erol Günaydın’la birlikte Özkul’u Köşe Dönücü filminde oynatır. 1987-88 tiyatro mevsiminde Erol Günaydın’la birlikte Ortaoyuncular’la tiyatroya dönüş yapar. 32 yıl sonra onu Münir Özkul yapan Küçük Sahneye yeniden oyuncu olarak gelir ve Ferhan Şensoy’un yazıp yönettiği İstanbul’u Satıyorum’da Mimar Sinan rolüyle, yeni bir kuşak onu, ayakta alkışlar.”

Huzur İçinde Uyu Sevgili Münir Özkul

Müniz Özkul - FilmLoverss

Münir Özkul 93 yaşında aramızdan ayrıldı. Çok büyük bir oyuncuydu. Yaptığı işlerden çok para kazanmıyordu, lüks içinde yaşamıyor, mesleğini seviyor, magazin malzemesi olmadan yaşayıp gidiyor ve tabii ki herkes tarafından seviliyordu. Şimdi böyle ustaların ellerine su bile dökemeyecek, tırnağı dahi olamayacak insanlar akla hayale sığmayacak paralar kazanmakta, günlerini gün etmektedirler. Güzel zamanlardı ama sanatçılar için aynı zamanda zor zamanlardı.

Münir Özkul’un son yılları sağlık sorunlarının pençesinde geçti. Kendisi ne yazık ki son yıllarda çeşitli zamanlarda anlık olarak gündemimize girdi. Trol diye tabir edilen insanlar ara ara sosyal medya mecralarında büyük üstadın ölüm haberini verip ortalığı bulandırdılar. Son yıllarda Münir Özkul’la alakalı sosyal medyada hakkında konuşulanların Türkiye Sineması’na ve Tiyatrosu’na kattıklarına, çeşitli filmlerdeki muhteşem oyunculuklarına, iyi – kötü performanslarına dair konular olması gerekirken; o, sürekli öldüğüne dair yalan haberlerle ve bir başka vefat eden güzel insan üzerinden yapılan anlamsız; ‘’Münir Özkul X’i de uğurladı’’ paylaşımlarıyla gündeme gelmek zorunda kaldı. Oynadığı karakterle vicdan, onur, şeref ne demek adeta tüm ülkeye ders veren oyuncuyu bu duruma alet edenler gerçekten de kendisinin bir filmini bile izlemiş olamazlar.

Adile Naşit, Kemal Sunal, Zeki Alasya, Halit Akçatepe, Tarık Akan gibi büyük oyuncuların yanına çok büyük bir oyuncu daha eklendi. Öyle bir oyuncu ki; bir filminde attığı tirat hala tüm ülkenin diline, Türkiye Sineması’na kazınan bir tirat:

“Bak beyim, sana iki çift lafım var. Koskoca adamsın. Paran var, pulun var, Her şeyin var. Binlerce kişi çalışıyor emrinde. Yakışır mı sana ekmekle oynamak? Yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu, karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak? Ama nasıl yakışmasın! Sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saadeti çok gören. Anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor. Ama ben boşuna konuşuyorum. Sevgiyi tanımayan adama, sevgiyi öğretmeye çalışıyorum. Hıh, sen, büyük patron, milyarder, fabrikalar sahibi Saim Bey! Sen mi büyüksün? Hayır, Ben büyüğüm! Ben, Yaşar Usta! Sen benim yanımda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç! Gözümde pul kadar bile değerin yok. Ama şunu iyi bil, ne oğluma ne de gelinime hiçbir şey yapamayacaksın. Yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi. Çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız. Bizler birbirimizi seviyoruz. Biz bir aileyiz. Biz güzel bir aileyiz. Bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun? Dokunma artık aileme! Dokunma çocuklarıma! Dokunma oğluma! Dokunma gelinime! Eğer onların kılına zarar gelirse, ben, ömründe bir karıncayı bile incitmemiş olan ben, Yaşar Usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni! Anlıyor musun, vururum ve dönüp arkama bakmam bile!”

Bizim de sana iki çift lafımız var sevgili Münir Özkul: Huzur içinde uyu.

Kaynak:

Evrensel

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi