Bir tepki yazımda daha birlikteyiz sevgili okur. 

Bugün Emek Sineması geldi birden aklıma, akıbetini merak ettim ve araştırdım. Mayıs ayında mahkeme, yıkımı öngören proje hakkında yürütmeyi durduma kararı verdi.  İKSV Emek Sineması  ve Serkldoryan binasını kurtarabilmek adına projeyi üstlenmek isteyeceğini açıkladı ancak inşaat firması karşı çıktı, çeşitli argümanlarla kafa karıştırmaya çalıştı. Son durumdan bir haber yok, ancak Şubat başlarında İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı ile yapılan bir röportajdan Emek için bir öneride bulunduklarını ve sonucu beklediklerini öğrendik. Ben şahsen bir oh çektim. Yine yıllar yıllardır süren AKM kavgası, geçtiğimiz günlerde Sabancı Vakfı’nın 30 milyon TL’lik bir kaynak yaratacağını açıklamasıyla sona ermiş oldu. Bir kale daha kurtarıldı. 

Tabi bu konular kapanacak gibi olunca kafamız boş kalmasın diye düşünmüş olmalılar ki, 1-2 yıl önce “yanan” Haydarpaşa binası bu yılın başında hemen kapatıldı. “Otel mi” olacak? diye sorulduğunda ise “seçilecek projeye bağlı” dediler. Proje seçmeden neden kapattın o zaman?  Çünkü hızlı tren yapacağız, rayları düzleyeceğiz. E daha önce açsaydın proje ihalesini? 

İnönü Stadı yenilenecek. Malum hazır el değmişken bir otel bir de alışveriş merkezi konduruverelim. Malumunuz az AVM’miz var, çoğaltalım. Neyse ki geçtiğimiz günlerde projeden otel ve alışveriş merkezi çıkarıldı. 

Durmuyoruz. Tarlabaşı yenileniyor. Zaten 1984’te bir çamur deryasıyla, işkence gibi süren iki yılda yıkmıştınız? İnanmadın mı? Al bak, operasyon Dalan, kalmasın yıkılmadık alan:

Biz de yönetimimiz olarak İstanbul’un en önemli semtinde iz bırakmak isteriz. “Tarlabaşı Champs-Elysees olacak.” Vay bana vaylar bana. Şanzelize he mi? O la la beatris.. Kendi tarihimizi yıkalım da Fransızlarınkini alalım. 

Bitmedi! Tarlabaşı yenilemesi alana Taksim Yayalaştırma Projesi bizden hediye. Alttan alttan gitcek her şey, arabalar falan. Yolumuza ağaç çıkarsa kesiyoruz yalnız, darılmaca yok. Böyle açık, ferah, havadar.. Dümdüz beton dökcez ne de güzel, temiz temiz  : ))) 

Eskiyi bir tek ben mi seviyorum? Korkuyorum okur, yakında çekmeceme de gelecekler, eski kalemleri, sinema biletlerimi, fotoğraflarımı alacaklar diye. Sonra da çekmecemi geri verecekler, “tarihi dokuyu koruduk” diyecekler. İçindekini zerre önemsemeyecekler. Ne de olsa sana göre çöp, onlara göre çikolata. Haha değil değil, onlara göre de çöp. Bir tek bana göre tarih, benim hatıralarım, benim yaşantım. 

Hal böyleyken, İstanbul’un elinden hatıralarını neden alıyoruz? Neden kapandı Emek, neden kapandı Alkazar? Neden her yıl Beyoğlu Sineması kapanma tehlikesi yaşıyor? 

Bak beyim, sana iki çift lafım var. Koskocaman alışveriş merkezlerin var, gölgesi gecekondulara düşen gökdelenlerin var, her şeyin var. Sana diyecek laf bulamıyorum aslında aslında.. Ama ne olur, dokunma artık sinemalarıma, dokunma tarihime, dokunma İstanbul’a.

  • Deman Ronahi

    Aslında hep merak ettiğim bir konudur; neden halkın veya entelektüel kesimin karşı çıktığı olumsuzluklara egemen güçler ısrarla yaptırımlarını gerçekleştirmek için elinden geleni yaparlar?

    Herkes tarihiyle, çevresiyle barışık iken bizim burada gene ısrarla neden yok ederler?

    Öyle bir haldeyiz ki yenilenmek için tüm eskilerimizi el birliğiyle talan etmekteyiz! oysa yenilenmek de öz değerlerimizi kaybetmektir bir bakıma… Oysa özlemlerimiz, gülmelerimiz ve ağlamalarımız vardır her santiminde anılarımız ve çokça bağlı olduğumuz değerler…

    Ne olur artık yaşam biçimlerimize, değerlerimize ve tutkularımıza karışmayın. Siz paşa paşa oturun da mecliste tüketici olmaktan çok nasıl üretebileceğimize kafa yorun!

    Sevgili Demet kardeşimizi burada teşekkür etmek istiyorum; sevgilerimle

  • Pingback: Gezi Parkı, Emek Sineması ve Başbakan - Not Defteri - Filmloverss()

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi