Robert Zemeckis ile beraber Back to The Future serisini yazan Bob Gale ve filmin görüntü yönetmeni Dean Cundey, Guardian‘da serinin nasıl yapıldığını filmin hayranlarıyla paylaştı.

Yazıda anlatılanlara göre, öncesinde beraber üç film yazmış olan ikilinin kafasında her zaman bir zamanda yolculuk yazma fikri var. Gale, babasının lise yıllığını karıştırırken aklına “Ya babamla lisede arkadaş olsaydım?” sorusu geliyor. “Hepimiz ailemizin bir zamanlar genç olduğunu fark edince bir aydınlanma yaşarız. Büyük bir andır bu. Bir de herkesin kafasında yer etmiş, kaderi üzerinde söz sahibi olması arzusu var. Bu iki şeyi harmanlayıp, dramatize edebileceğimizi düşündüm” diyor Gale.

Zemeckis‘le birlikte bir süre Marty’yi nasıl zamanda seyahat ettireceklerini düşünüyorlar. “O zaman kesin olarak bildiğimiz tek şey, bunların kazara gerçekleşmesi gerektiğiydi. Zamanda yolculuk filmlerinde yer alan en tipik konuşmalardan biri, karakterlerin şahsi çıkar elde etmeye girişmesi halinde bir şeylerin yolunda gitmeyeceğine yer vermiştik. Fakat ilk taslaklarda henüz araba gibi eşsiz bir fikre sahip değildik, tipik bir zamanda yolculuk kapsülüne benzer bir fikirle yola çıkmıştık” diyor yazar. Hatta ilk düşünceleri nükleer bir patlama yüzünden zaman makinesinin çalışıp, 1985’e yanlışlıkla gitmesi. Yani hikaye çok daha karmaşık ama biraz da klişelerle dolu bir vaziyette. Aynı zamanda orijinal taslaklarda Marty’nin babası George da, Biff’e yumruk attıktan sonra profesyonel bir boksör olmaya niyetlenecekmiş, bu da işleri Marty için pek kolaylaştırmıyor.

[youtube width=”600″ height=”350″ video_id=”So2yJzFOJeo”]

İlk üç film, Steven Spielberg’le yapılsa da aslında yazarlar en başta filmi Spielberg ile çekmeyi istememiş. Çünkü yazdıklarını okur okumaz bayılan Spielberg, aynı zamanda Back to the Future’ın yazarlarının yakın arkadaşı. Yönetmenin bundan faydalanıp da filmi çekiyor gibi durmasından çekiniyorlar. Fakat tam o sıralar Robert ZemeckisRomancing the Stone filmini yönetip kendini kanıtlama şansı bulunca yeni bir fırsat doğmuş oluyor. Böylelikle de Spielberg yapımcı koltuğunda yerini alıyor. Bunları anlatırken Gale “İlk üç filmi Steven Spielberg ile birlikte yapmış olsak ve Back to The Future’ın senaryosuna Spielberg bayılmış olsa da, onunla en başta filmi yapmayı istememiştik. Sadece Spielberg’le arkadaş olduğu için onunla çalışmış insanlar olarak hatırlanırız diye düşündük. Fakat Robert Zemeckis‘in Romancing the Stone’u yönetmesi ve filmin tutması işleri değiştirdi.” diyor

Fakat filmin yapımı sırasında gerçekleşen en çılgın şey, 6 haftalık çekimin ardından oyuncu kadrosunda yapılan değişiklik: başrolü Eric Stoltz yerine Michael J. Fox’un oynamasına karar vermeleri oluyor. Michael J. Fox aslında akıllarındaki esas isim fakat o sıralar başka bir projede yer aldığı için, stüdyonun daha sıcak baktığı Eric Stolz tercih ediliyor. Fakat Stolz’un oyunculuğu kimsenin içine bir türlü sinmediğinden böyle bir karar alınıyor. Hem Michael J. Fox’un yoğun programı, hem de çekimlerin baştan alınması nedeniyle filmin yapım aşaması normalden yoğun geçiyor.

[youtube width=”600″ height=”350″ video_id=”_wudNasQbv0″]

Gale, “George karakterini canlandıran Crispin Glover, gerçekten nevi şahsına münhasırdı. Karakterinin takındığı pek çok tavır esasında kendisine aitti. En zor işlerden biri, filmin son kısımlarında normal bir insan gibi davranmasını sağlamaktı.” diyerek George Mcfly’ı canlandıran Crispin Glover’ı yad etmeyi ihmal etmiyor.

Filmin deneme gösteriminde her şey yolunda gidiyor. Tek sorun köpek Einstein’ın zaman yolculuğu esnasında kaybolması oluyor çünkü herkes köpek öldü zannediyor. Stüdyo beğenisini, 1985 Temmuz’unda filmi vizyona sokmak isteyerek belirtince de film dokuz buçuk haftada geri kalan her şey toparlanarak gösterime hazır hale geliyor. Hatta bu şekilde beklentileri yükseltip sonradan “Back to the Future bu kadar hızlı hazırlandıysa, siz de yapabilirsiniz” dedirtecek kadar film endüstrisini sarsmış oluyorlar.

back-future-filmloverss

Görüntü yönetmeni Dean Cundey ise filmden önce Zemeckis’in Romancing The Shoot’unda da onla çalışmış. “Romancing the Stone deneyimi zor ve çamurluydu o yüzden kıyaslamamız halinde Back to The Future çok daha çekmesi kolay bir filmdi.” diyen Cundey açısından Los Angeles’ın belli başlı yerlerinde süren çekimler nispeten işlerini kolaylaştırmış.

Bir gün Robert Zemeckis sete, bir iyi bir de kötü haberi olduğunu söyleyip, başrolün değişeceğini söylüyor. Fakat sette, özellikle de oyuncu kadrosunda bir şeylerin yolunda olmadığının farkında olan ekip, iş yoğunluğunu es geçerek bunu iyi haber olarak var sayıyor. Ve o zamana kadar başrolü barındıran her sahne sıfırdan çekilmek durumunda kalıyor.

Michael J. Fox’un gündüz başka bir projeyle uğraşıyor olması nedeniyle mecburen gece çekimi yapmak herkesi zorluyor. Fakat tüm yorgunluklara rağmen çekimlerin eğlenceli olduğunu da Cundey sonuna kadar savunuyor. “Çekimler sırasında ayakta dursa da, bir köşede oturduğu yerde neredeyse sızacak vaziyette çaresizce kendisiyle savaşırdı. Fakat bir yandan ekiple kaynaşıp sete ayrı bir hava katmayı gene de başarıyordu.” diye aktarıyor Fox’la anılarını.

Filmin başarısının ardından stüdyo bir devam filmi talebinde bulunuyor. Fakat yazılan senaryo çok uzun olduğu için, iki ayrı filme dönüşüyor, ikinci filmin üçüncünün ilk yarısı olarak sunulmaması, izleyicide minik bir hayal kırıklığı yaratıyor.

Ayrıca: Akı Kapasitörünün nasıl çalıştığı konusunda, aşağıdaki ikonografikten yardım alabilirsiniz.

backtothefuture-filmloverss

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi