Son dönem Hollywood filmlerinin yükselen iki ismi Ryan Gosling ve Bradley Cooper’ı bir araya getiren film, Babadan Oğula 32. İstanbul Film Festivali kapsamında izleyiciyle buluştu. Unutmadan söylemekte yarar var, izleyemeyenler üzülmesin, film Haziran ayında ülkemizde gösterime girecek. 

Yönetmen Derek Cianfrance’in Brother Tied ve Blue Valentine filmlerinden sonra üçüncü uzun metrajlı sinema filmi Babadan Oğula, bu iki ismi bir araya getirmesi açısından duyulduğu ilk günden bu yana heyecan yaratmaya yetti. Motorsikletle tehlikeli gösteriler yapan, özgür ruhlu Luke’un (Ryan Gosling) bir çocuğu olduğunu öğrenmesinin ardından hayatına yön verme çabasıyla başlayan film, banka soygunlarından birinde polis memuru Avery (Bradley Cooper) ile yolunun kesişmesiyle devam ediyor. Çıkan silahlı çatışmada Luke hayatını kaybedince, yeni polis olmuş Avery bu çabasıyla aniden kahraman ilan ediliyor. 

babadan ogula-filmloverss

İlk elli dakikasında sadece Ryan Gosling’in Drive filmindeki karakteri ve performansıyla neredeyse aynı olan oyunculuğunu izlediğimiz filmin, ikinci yarısı Bradley Cooper’a odaklanıyor. Bradley Cooper’ın canlandırdığı Avery’nin kariyer yolculuğunda karşılaştığı ikiyüzlülük  ile geçen kısımdan sonra da ikilinin çocuklarının hikayesi başlıyor. Bu anlamda üçe bölünen akış, zaman zaman gereksiz bir kurgu ve uzunlukla sıkıntı yaratıyor. Özellikle ilk iki kısım dram ve suç üzerinden adalet temasını çok iyi yansıtıyor. Luke’un yaşadıkları karşısında hayat ne kadar adil sorusunu akla getirirken, Avery’nin polis teşkilatı içinde karşılaştığı ve örtbas edilen yasa dışı olaylar adaletin sistematik düzeneğine göndermeler yapıyor. 

Fakat birden 15 yıl sonrasına gittiğimizdeyse ne yazık ki sihir bozuluyor ve film önceki bölümlerine ihanet edercesine bir gençlik dramasına dönüşüyor. Aileleriyle iyi ilişkiler kuramayan ergenler, işlerine gömülmüş, çocuklarının battığı çamuru fark edemeyen hırslı ebeveynler, uyuşturucu partileri vb. yüzünden daha da dibe gömülüyor. Basit ve son derece tahmin edilebilir karakter psikolojileri üzerinden ilerleyen film, bir türlü istediği sıçramayı gerçekleştiremiyor. 

The_Place_Beyond_The_Pines_3

Senaryodaki sorunlara rağmen Cianfrance kamera arkasında gerçekten iyi iş çıkarmış. Hunger ve Shame filmlerinden tanıdığımız görüntü yönetmeni Sean Bobbitt’le birlikte şahane karelere imza attıklarını söyleyebilirim. Film bittikten sonra aklınızda kalan olmadık sahnelere şaşırabilirsiniz.

Sonuç olarak geriye dönüp baktığınızda, umut vaaden bir yönetmenin tanınmış isimlerle birlikte adını duyurduğu ama bunun ötesine geçemeyen vasat bir film görmek mümkün. İçinden çıkamadığı bir senaryo, iki film yerine, konuları baştan savma bir şekilde birbirine bağlayıp tek film yaratma çabası sonucu 140 dakikalık süresiyle de maalesef sıkıyor.

Keyifli seyirler…

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi