Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 2692 ) test
Kahire İstasyonu
Bab el Hadid
1958 - Youssef Chahine
77
Mısır
Senaryo Mohamed Abu Youssef, Abdel Hai Adib
Oyuncular Farid Shawqi, Hend Rostom, Youssef Chahine

Bab el hadid

Mısırlı yönetmen Youssef Chahine (Yusuf Şahin)’in kariyerinin ortalarında çektiği ve o yıl Uluslararası Berlin Film Festivali’nin seçkisine giren, aynı zamanda Mısır’ın Yabancı Dilde En İyi Oscar adayı olmak üzere Akademi’ye gönderdiği bir film: Bab el Hadid, diğer adıyla Kahire İstasyonu.

Yusuf Şahin özellikle kariyerinin son dönemlerinde yaptığı filmlerle uluslararası şöhretini pekiştirmiş olsa da, ilk döneminden itibaren filmleri dünya sineması için önemli yapımlardır. İlk uzun metraj filmiyle dikkatleri çeken yönetmenimiz, ikinci filmiyle Cannes Film Festivali’ne çağrılır.  Bunu takip eden yıllarda üretkenliğini bir an olsun azaltmadan her yıl yeni bir film üstünde çalışarak sağlam bir filmografi ortaya koymuştur. 1970’ler itibariyle artık festivallerde adı sıkça duyulan, ses getiren dünya prömiyerleri yapan usta bir yönetmen olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz. Ustalık döneminde otobiyografik bir seri çeken Şahin, bu serinin ilk filmi olan “Neden İskenderiye?” ile Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı’yı kazanır. Bununla beraber filmleri birçok defa Altın Palmiye adayı olsa da bir türlü ödüle uzanamamıştır. Mısır’ın sosyal ve politik sorunlarına ve bu konularda yaşanan tartışmalara filmlerinde çokça yer veren yönetmen, bu konuda döneminin Mısır’ına yarattığı bakış açısıyla da ışık tutmuştur.

Filmimizin konu aldığı Kahire Tren İstasyonu, Mısır’ın en büyük kenti olan, başkent Kahire’nin dünyaya açılan kapısı konumunda, bu bağlamda aslında birçok farklı bileşen barındıran kozmopolit bir merkez. İstasyonda bir gazete standı işleten Madbouli, bir gün yol kenarında gördüğü topal Qinawi’ye acıyarak ona iş vermeye karar verir. Qinawi oldukça içine kapanık biridir ve zaman içinde istasyonda iş yapan diğer esnasflar ve hamallar da ona acımaya başlar. Gazete dağıtarak günlerini geçiren Qinawi, kadınlara saplantılıdır. Her gün gazeteden keserek duvarına astığı fotoğrafların sayısı oldukça fazladır ve git gide bu sayı artmaktadır. Bu durum, onun için baba figürü olan Madbouli tarafından acıyarak izlenir. Qinawi’nin bu takıntısı istasyonda içecek dağıtarak geçinmeye çalışan Hannuma üstünde somutlaşmıştır. Gazeteden kestiği fotoğraflar Hannuma’ya çokça benzemektedir. Hannuma ise, istasyonda hamallık yapan Abu Siri ile beraberdir ve evlenmek için para biriktirmeye çalışır. Qinawi’nin takıntısı birçok kişi tarafından bilinse de, bir tahtasının eksik olduğu düşünüldüğünden pek ciddiye alınmaz. Hannuma ise cilveli bir kadındır ve içecek satan diğer kadınlar arasında rahatlıkla fark edildiğinden, gözler genellikle onun üstündedir. Abu Siri bu durumun elbette farkındadır ve Hannuma’dan bu konuda dikkatli olmasını, aynı zamanda Qinawi’nin suyuna gitmesini ister. Ne de olsa, istasyonda görev yapan zabıtalar kaçak olarak içecek satan kadınların peşindedir ve Qinawi bir çocuk gibi olduğu için suyuna gidilmeye ihtiyacı vardır, aksi halde vahşileşmesi içten bile değildir.

İstasyonda çalışan hamallardan biri olan Abu Siri, sendika kurma çabasıyla ortaya çıkar ve hamallar ile büfe işleten esnafı sömüren iki patrona karşı cephe alır. Hamalların eşya taşırken sakatlanmalarına ve haklarını alamamalarına karşı durarak, onları devlet delegeleri gelmeden sendikaya katılmaya ikna etmeye çalışır. Elbette bu hareketi destekleyenlerden çok karşı duranlar vardır. Filmin bu kadar üstüne düşmese de parmak bastığı bir diğer önemli nokta ise, kadınların Mısır’daki statüsü. Modernimizmin ülkedeki genel algısını filmin birçok yerine serpiştirerek gösteren yönetmenimiz, kadınların durumuna biraz daha fazla yer veriyor. Platformda ve trende dans eden insanları gören bazı yolcuların modern adetlere ve moderniteye lanet okuduğu kısımlar bu genel algıyı, ya da en azından bir kesimin algısını net bir biçimde gösteriyor.

Bab el hadid’de, düzenlenen Evlilik Karşıtı Kadınlar protestosu ise filmin en ilginç kısımlarından birini oluşturuyor. Birkaç saniye görünen pankartlar bile bu etkiyi rahatlıkla yaratıyor. Bu protesto sırasında zabıtaların içecek satan kadınları yakalamak adına onları tartaklamaya çalışmasının yarattığı ironi, şüphesiz ki sahnenin etkisini daha da artıyor. Bu sahnenin ardından Qinawi’nin evli bir kadına uzun uzun bakması sonucu çıkan tartışmada, kabahatlinin yüzünü kapatmayan kadın olması ise yönetmenin ortaya koyduğu tartışmayı kilitleyen olay oluyor.

Hannuma’nın kendisine iyi davranmasıyla kafası karışan Qinawi, iyiden iyiye onunla evlenme hayalleri kurmaya başlamıştır. Önündeki engel ise çoktan düğün hazırlıklarına başlamış olan Abu Siri’dir. Qinawi, gazeteden öğrendiği bir cinayet haberinin etkisine kapılır ve haberdeki ayrıntıları uygulamayı planlar. Saplantılı, çabuk etkilenen bir zihnin yapabileceklerinin sınırı olmadığından ve Qinawi’nin saplantısının üzerinde yarattığı gerginlik ile bu planı vakit kaybetmeden uygulamaya girişir. Fakat başarılı olamıştır ve suçu Abu Siri’ye atma çabası havada kalmıştır. Ölüm döşeğindeki kadını bir hamalın bulması sonrasında esnaf Qinawi’nin peşine düşer. O sırada platformda sendika kurulması için toplanan delegelerin ve çevrelerinde toplanan esnafın yarattığı kalabalık büyük bir karışıklığa sebep olur. Bu büyük kalabalığın toplanma sebebi olan sendika kurma arzusu ise sonuçsuz ve ucu açık bir şekilde kalıyor. Bu sırada kendi derdinde olan Hannuma, Abu Siri’den kaçan Qinawi’yle karşılaşır. İyice kontrolden çıkan Qinawi, kendisini kandırdığını bildiği halde uğruna cinayet işlediği kadının boynuna bıçağı dayar en sonunda. İyice içine düştüğü saplantısının ve çevresindeki insanların baskının patlamasını yaşayan Qinawi, ikna edilmeye çalışılsa da kan akmadan elindeki bıçağı bırakmayacaktır. Bıçağı avucuyla kavrayan Abu Siri, bu kan ihtiyacını karşılar.

Çevresindeki insanlar tarafından sürekli manipüle edilen ve yönetilmeye çalışılan Qinawi, son sahnede en çok güvendği insan olan ve babası olarak ördüğü Madbouli’nin de ihanetine uğrar ve deli gömleği giymesi için kandırılır. Babasına seslenen bir evladın çığlıklarıyla film sona erer.

Bir kentin en hareketli bölgesini filmin mekanı olarak seçen yönetmen Yusuf Şahin, bu hareketiyle küçük bir Mısır inşa ediyor. Gerek insan ilişkileri, gerek toplumsal algılar ve ahlaki normlardan dem vurarak geniş, kapsamlı bir portre çizmeye çalışıyor. Dönemin hassas konularına karşı kısa da olsa oldukça önemli bir tavır koyuyor. Sinematografik açıdan günümüz çerçevesinde geri kaldığını söylemek mümkün olsa da, dönemine ve şartlarına göre başarısı takdire şayan. Kurgusunun basitliği ve akıcılığı filmin ana unsurlarını daha da ön plana çıkarıyor. Bu konuda Yusuf Şahin, Mısır’ın en önde gelen yönetmenlerinden olmayı kesinlikle hak ediyor. Bab el hadid ise dönemine ışık tutmayı başaran, basit insan hikayeleri ile katmanlı olarak birçok noktaya parmak basan bir film olarak sinema tarihinin unutulmaz yapımlarından biri olmayı başarıyor.


  • Sinemanın insana ve topluma tüm yönleriyle bakışı açısından unutulmaz bir film.


MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol