Marjane Satrapi ve Vincent Paronnaud ikilisi, İran rejimini eleştiren Persepolis animasyonundan sonra, yine etki yaratacak bir filmle karşımızda. Azrail’i Beklerken (Poulet Aux Prunes); dramatik, melankolik, romantik ve Satrapi’ye özgü absürt öğelerle bir kemancının geçmişte yaşadığı aşk hikayesini ve ölümünü beklerken kendisiyle yaşadığı hesaplaşmaları anlatırken; bir kez daha İran rejimine göndermeler yapmaktan geri kalmıyor.

Hayatındaki hiçbir şey istediği gibi gitmeyen Nasser Ali, kendini hayata bağlayan tek şey olan kemanını da kaybettikten sonra, ölmeye karar verir. İntihar yöntemleri üzerinde tek tek düşünür ve sonunda hepsinden vazgeçer. Sonuç olarak; oturup ölümünü beklemeyebaşlar. Önünde hayatını gözden geçirmesi için 8 günü vardır.

Başroldeki karakter Nasser Ali gibi gözükse de; hikaye, lineer olmayan kurgusu sayesinde, her bir karakterin geçmişine tek tek değinebilmiş ve bu sayede filme objektif olarak bakabilmemizi sağlamış. “Ölüm” temasını farklı karakterlerin bakış açısından göstermek, filme felsefi bir boyut kazandırmış. Ölümün bir kurtuluş mu, yoksa bir yok oluş mu olduğuna karar vermek ise seyirciye kalmış.

1950’lerin İran’ında geçen film; bize gösterilen çarşaflı, sarıklı İranlıların yaşadığı yerden çok daha farklı bir İran betimliyor. “Kravatlı beyefendilerin, döpiyesli hanımefendilerin yaşadığı bu yer, acaba bizim bakıp da beğenmediğimiz İran mı?” sorusunu beraberinde getiriyor. Burada; İran doğumlu olan Marjane Satrapi; doğu kültürünü nasıl yanlış tanıdığımız gerçeğini yüzümüze vuruyor.

Marjane Satrapi’nin 2004 yılında aynı isimle yayınladığı kendi romanından uyarlama olan bu film;  Corpse Bride (2005), Big Fish (2003), Edward Scissorhands (1990), Charlie and the Chocolate Factory (2005) vb. filmlerle aklımızda yer eden Tim Burton’ın masalsı tarzını andırıyor. Zaten belli ki; çekimde kullanılan birçok yöntemle, bu tarzı yakalamak amaçlanmış. İzleyenler ne düşünür, bilemem ama bana kalırsa; bu tarz, bu filme çok yakışmış.

Komedi olarak başlayan film; ilerleyen zamanlarda aşama aşama drama doğru kayıyor ve hüzünlü bir sonla bitiyor. Bir buçuk saat süren bu sinema keyfinin ardından; seyirci koltuğundan kalkmak istemiyor, her şeyin bir sonu olduğuna üzülüyor. Bittiği yerde yüzündeki belli belirsiz gülümsemenin yanında, bir kaç küçük gözyaşı duruyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi