Yine kendisinin yazıp yönettiği Şeytanın Evi ile tanıdığımız Ti West’in yeni filmi Ayin (The Sacrament) 1977’deki Jonestown Katliamı olayından esinlenerek sahte belgesel formatında çekilmiş, yer yer rahatsız edici seviyeye ulaşan tutarsızlıklara rağmen kendini izletmeyi başaran bir film.

Uzun süredir haber alamadığı kız kardeşinden bir mektup alan araştırmacı muhabir Patrick onunla buluşmak için oldukça uzak ve ıssız bir yere doğru yola çıkar. Yanına onun gibi muhabir olan iki arkadaşını da alarak bu yolculuğu belgesel olarak kaydetmek istemektedir. Gittikleri yerdeyse hiç beklemedikleri bir şeyle karşılaşırlar. Herkese ne yapması gerektiğini söyleyen bir pederin önderliğinde modern hayattan kendilerini tamamen soyutlayarak izole bir kasaba kurmuş yüzlerce insanın bulunduğu bir yer.

Yazımızın başında da bahsettiğimiz sahte belgesel formatından dolayı film tamamen olayları takip eden kişinin el kamerasından çekilen görüntülerden oluşuyor. Bunun elbette daha yapım aşamasında birçok dezavantajı olmasına karşın gerekli yaratıcılıkla birleştiğinde de çok iyi işler çıkarılabildiğine tanık olduk. Peki Ayin’de böyle mi? Nispeten…

Gerçek bir olaydan esinleniyor olmanın getirdiği detaycılığı sonunda kadar kullanan film aynı başarıyı karakter derinliği konusunda gösteremiyor olsa da özellikle kurgudaki akıcılık sayesinde neredeyse hiçbir karanlık atmosfer olmadan gerilim yaratmayı başarıyor. Elbette bunda el kamerası tarzı çekimlerin de etkisi büyük. Ama bu tarzın filmin tamamında hakim olması zorunluluğundan dolayı bazı sahnelerde mantıksal tutarlılığın dışına çıkılmak zorunda kalınmış ki bu Ayin’in en büyük problemlerinden biri.

Film’in esas çıkış noktası olan Patrick özellikle de kasabaya gidildikten sonra hikayeden bir anda uzaklaşıyor ve onun üzerinden de gerilim yaratılmaya çalışılıyor fakat anlaşılan yönetmenin bu karakter konusunda bariz bir kafa karışıklığı var ki Patrick ne bu gizemi tam olarak karşılıyor ne de olaylara yeni bir anlam katabiliyor. Filmin başını ve sonunu bağlamak için oluşturulmuş anlamsız bir karakter olarak öylece kalakalmış. Sam karakteriyse, geçmişi üzerinden yola çıkılarak yakalanmaya çalışılan röportaj sahnesinde tam anlamıyla çuvallıyor. Baştan sonra tutarlılığını koruyabilen tek karakter Jake ama o da zaten çoğu sahnede sadece ses olarak var.

Bir de bahsedilmesi gereken peder başka anlamda tarikattakilerin deyişiyle baba karakteri var. Çünkü filmin dayandığı gerçek olay ve filmdeki temel gizem ögesi o. Aslında peder karakteri Gene Jones’un gerçekten oldukça başarılı performansıyla çok iyi başlıyor ama tüm bu tarikatın altında yatan düşünceyi yansıtma açısından biraz yetersiz.

Ayin özellikle pırıl pırıl parlayan güneşin altında gerilim yaratabilme başarısını gösterebilen ender filmlerden biri. Fakat gerçekten oldukça kaliteli bir iş olabilecekken derinliksiz karakterler ve buna bağlı tutarsızlıklar filmin başarısını aşağı çekiyor. Yine de eğer gerçek yaşanmış olayı bilmiyorsanız çarpıcı final sahnesindeki etkileyicilikle birlikte keyifli bir 95 dakika yaşamanız için ideal.

Yine kendisinin yazıp yönettiği Şeytanın Evi ile tanıdığımız Ti West’in yeni filmi Ayin (The Sacrament) 1977’deki Jonestown Katliamı olayından esinlenerek sahte belgesel formatında çekilmiş, yer yer rahatsız edici seviyeye ulaşan tutarsızlıklara rağmen kendini izletmeyi başaran bir film. Uzun süredir haber alamadığı kız kardeşinden bir mektup alan araştırmacı muhabir Patrick onunla buluşmak için oldukça uzak ve ıssız bir yere doğru yola çıkar. Yanına onun gibi muhabir olan iki arkadaşını da alarak bu yolculuğu belgesel olarak kaydetmek istemektedir. Gittikleri yerdeyse hiç beklemedikleri bir şeyle karşılaşırlar. Herkese ne yapması gerektiğini söyleyen bir pederin önderliğinde modern hayattan kendilerini tamamen soyutlayarak izole bir kasaba kurmuş yüzlerce insanın bulunduğu bir yer. Yazımızın başında da bahsettiğimiz sahte belgesel formatından dolayı film tamamen olayları takip eden kişinin el kamerasından çekilen görüntülerden oluşuyor. Bunun elbette daha yapım aşamasında birçok dezavantajı olmasına karşın gerekli yaratıcılıkla birleştiğinde de çok iyi işler çıkarılabildiğine tanık olduk. Peki Ayin’de böyle mi? Nispeten… Gerçek bir olaydan esinleniyor olmanın getirdiği detaycılığı sonunda kadar kullanan film aynı başarıyı karakter derinliği konusunda gösteremiyor olsa da özellikle kurgudaki akıcılık sayesinde neredeyse hiçbir karanlık atmosfer olmadan gerilim yaratmayı başarıyor. Elbette bunda el kamerası tarzı çekimlerin de etkisi büyük. Ama bu tarzın filmin tamamında hakim olması zorunluluğundan dolayı bazı sahnelerde mantıksal tutarlılığın dışına çıkılmak zorunda kalınmış ki bu Ayin’in en büyük problemlerinden biri. Film’in esas çıkış noktası olan Patrick özellikle de kasabaya gidildikten sonra hikayeden bir anda uzaklaşıyor ve onun üzerinden de gerilim yaratılmaya çalışılıyor fakat anlaşılan yönetmenin bu karakter konusunda bariz bir kafa karışıklığı var ki Patrick ne bu gizemi tam olarak karşılıyor ne de olaylara yeni bir anlam katabiliyor. Filmin başını ve sonunu bağlamak için oluşturulmuş anlamsız bir karakter olarak öylece kalakalmış. Sam karakteriyse, geçmişi üzerinden yola çıkılarak yakalanmaya çalışılan röportaj sahnesinde tam anlamıyla çuvallıyor. Baştan sonra tutarlılığını koruyabilen tek karakter Jake ama o da zaten çoğu sahnede sadece ses olarak var. Bir de bahsedilmesi gereken peder başka anlamda tarikattakilerin deyişiyle baba karakteri var. Çünkü filmin dayandığı gerçek olay ve filmdeki temel gizem ögesi o. Aslında peder karakteri Gene Jones’un gerçekten oldukça başarılı performansıyla çok iyi başlıyor ama tüm bu tarikatın altında yatan düşünceyi yansıtma açısından biraz yetersiz. Ayin özellikle pırıl pırıl parlayan güneşin altında gerilim yaratabilme başarısını gösterebilen ender filmlerden biri. Fakat gerçekten oldukça kaliteli bir iş olabilecekken derinliksiz karakterler ve buna bağlı tutarsızlıklar filmin başarısını aşağı çekiyor. Yine de eğer gerçek yaşanmış olayı bilmiyorsanız çarpıcı final sahnesindeki etkileyicilikle birlikte keyifli bir 95 dakika yaşamanız için ideal.
Puan - 51 / 100

5.1

Ayin özellikle pırıl pırıl parlayan güneşin altında gerilim yaratabilme başarısını gösterebilen ender filmlerden biri. Fakat gerçekten oldukça kaliteli bir iş olabilecekken derinliksiz karakterler ve buna bağlı tutarsızlıklar filmin başarısını aşağı çekiyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
5
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi