İngiliz sinemasının yükselişteki yönetmenlerinden Ben Wheatley, özellikle kara mizah ve suç türlerini harmanlama konusunda Guy Ritchie ve Martin McDonagh’la beraber ülkesinde günümüzün en önemli isimlerden biri. Kara mizahı Down Terrace ve Sightseers’da suç, Kill List’te korku, High-Rise’ta ise bilimkurguyla harmanlayan Wheatley, Free Fire ile de aksiyon türünü kahkaha tufanıyla buluşturuyor. Geçen yıl J.G. Ballard’ın müthiş bilimkurgu romanı High-Rise’dan kariyerinin başyapıtını ortaya koyan bir uyarlamaya imza atan yönetmen, bu sefer 70’lerin B-filmleri tadındaki aksiyonuyla Tarantinovari karakterleri ve diyalogları bir araya getiren Free Fire ile belki de yıllar içinde kültleşebilecek derecede eğlenceli bir kara komedi oluşturuyor. Wheatley, filmlerinin hem ortak senaristi hem de kurgucusu olan eşi Amy Jump ile beraber ortaya çıkardığı Free Fire’da eski filmlerinde yer alan çocuk gibi davranan erkekler, dar alanda sıkışıp kalmış insanlar, şiddetin sonuçları gibi benzer temaları yine bulunduruyor.  Her biri birbirinden farklı öfkelere ve aksaklıklara sahip on iki erkek ve bir kadın karakter Boston’da terk edilmiş bir silah deposunda buluşuyor. Olay basit, bir grup diğer gruba silahları verecek, diğer grup parayı teslim edecek, silahları kamyonlara yükleyecekler ve herkes dağılacak. Teorideki bu hesap elbette çarşıya uymuyor, zira filmin ilk çeyreği boyunca oldukça patavatsız biçimde birbirleriyle atışarak gerginliği artıran karakterler ani bir patlama noktasından sonra silahların ve çenelerin susmadığı koreografik bir kaosa sürükleniyorlar. Karakterlerin onca kurşunlar, espriler, patlamalar, bağırışlar, hatta olaylara ironik bir şekilde konuşlandırılmış olan müzikler arasında sağa sola dağılmış olmalarına rağmen mekan içerisinde birbirlerine karşı sürekli yer değiştirerek aldıkları konumlar adeta mimari bir düzen içerisinde kinetik bir mozaik yaratıyor. Free Fire: Kahkaha Garantili Tek Mekan Gerilimi - Aksiyonu Boston’da geçen arıza karakterlerle örülü bir suç komedisinin yürütücü yapımcısı koltuğunda Martin Scorsese’yi görmek elbette şaşırtmıyor. Özellikle John Denver’in “You Fill Up My Senses” parçası başta olmak üzere kullanılan birçok müzik Scorsese’nin The Departed filmi ya da Vinyl dizisindeki tercihlerini anımsatıyor. Wheatley’nin kurnaz diyaloglar eşliğinde tek mekan kullanımını görsel açıdan da dinamik bir filme dönüştürmek istediği ortada. Filmdeki kamera kullanımı tıpkı kahramanlar gibi yeri geliyor yerlerde sürünerek dolaşıyor, yeri geliyor patlamanın üzerine atlıyor. Retro kostümlerle dolaşan oyuncuların kurşunlar havada uçuşurken kıyafetlerini ya da saçlarını düşünmeleri gibi aptalca davranışlarda bulunmaları, çatışma boyunca uzun bir süre yaralanan kimsenin aşırı bir ciddiyet içerisinde resmedilmemesi filmin eğlence ve gerilim dozajını daha da artırıyor. Tabii ki bunca beklemenin karşılığını Tarantinovari şiddet sahneleriyle alacağımızı tahmin ediyoruz. Filmin güçlü oyuncu kadrosu içerisinde herkes elinden gelenin en iyisini yaparak mizahına da, aksiyonuna da katkıda bulunuyor. Sharlto Copley her zamanki gibi rol çalmayı en iyi becerebilen oyunculardan olarak korkutuculukla gülünçlük arasındaki karakterinde döktürüyor, Michael Smiley yönetmenin fetiş oyuncusu olarak en iyi bildiği işi yapıyor, Armie Hammer özgüven patlaması yaşayan yakışıklı Frank rolünde lokomotif karakterlerden biri olarak parlıyor, Cillian Murphy her zamanki gibi İrlanda – İngiliz ortak yapımı bir filmin içinden fırlamışçasına karizmatik ve zeki gözüküyor, Sam Riley filmin her şeyi tetikleyen karakteri olarak çılgınlıkta sınır tanımıyor ve Brie Larson tüm bu şapşal erkek karakterler içerisinde ciddi ve güçlü duran karakteriyle gözleri her daim kendine çevirmeyi başarıyor. Free Fire, tek mekanda geçen gerilimli ve aksiyonlu hikayesinden kara mizahı bir an olsun eksik etmeyerek izleyiciyi eğlendirmeyi başaran, 70'lerin B-filmleri…

Yazar Puanı

Puan - 80%

80%

Free Fire, tek mekanda geçen gerilimli ve aksiyonlu hikayesinden kara mizahı bir an olsun eksik etmeyerek izleyiciyi eğlendirmeyi başaran, 70'lerin B-filmleri ve Tarantino’nun Rezervuar Köpekleri sentezli hikayesiyle, birbirlerinden sürekli rol çalan karakterleriyle ileride külte dönüşmeyi hak eden yeni bir Ben Wheatley çılgınlığı.

Kullanıcı Puanları: 4.1 ( 1 votes)
80

İngiliz sinemasının yükselişteki yönetmenlerinden Ben Wheatley, özellikle kara mizah ve suç türlerini harmanlama konusunda Guy Ritchie ve Martin McDonagh’la beraber ülkesinde günümüzün en önemli isimlerden biri. Kara mizahı Down Terrace ve Sightseers’da suç, Kill List’te korku, High-Rise’ta ise bilimkurguyla harmanlayan Wheatley, Free Fire ile de aksiyon türünü kahkaha tufanıyla buluşturuyor. Geçen yıl J.G. Ballard’ın müthiş bilimkurgu romanı High-Rise’dan kariyerinin başyapıtını ortaya koyan bir uyarlamaya imza atan yönetmen, bu sefer 70’lerin B-filmleri tadındaki aksiyonuyla Tarantinovari karakterleri ve diyalogları bir araya getiren Free Fire ile belki de yıllar içinde kültleşebilecek derecede eğlenceli bir kara komedi oluşturuyor.

Wheatley, filmlerinin hem ortak senaristi hem de kurgucusu olan eşi Amy Jump ile beraber ortaya çıkardığı Free Fire’da eski filmlerinde yer alan çocuk gibi davranan erkekler, dar alanda sıkışıp kalmış insanlar, şiddetin sonuçları gibi benzer temaları yine bulunduruyor.  Her biri birbirinden farklı öfkelere ve aksaklıklara sahip on iki erkek ve bir kadın karakter Boston’da terk edilmiş bir silah deposunda buluşuyor. Olay basit, bir grup diğer gruba silahları verecek, diğer grup parayı teslim edecek, silahları kamyonlara yükleyecekler ve herkes dağılacak. Teorideki bu hesap elbette çarşıya uymuyor, zira filmin ilk çeyreği boyunca oldukça patavatsız biçimde birbirleriyle atışarak gerginliği artıran karakterler ani bir patlama noktasından sonra silahların ve çenelerin susmadığı koreografik bir kaosa sürükleniyorlar. Karakterlerin onca kurşunlar, espriler, patlamalar, bağırışlar, hatta olaylara ironik bir şekilde konuşlandırılmış olan müzikler arasında sağa sola dağılmış olmalarına rağmen mekan içerisinde birbirlerine karşı sürekli yer değiştirerek aldıkları konumlar adeta mimari bir düzen içerisinde kinetik bir mozaik yaratıyor.

Free Fire: Kahkaha Garantili Tek Mekan Gerilimi – Aksiyonu

Boston’da geçen arıza karakterlerle örülü bir suç komedisinin yürütücü yapımcısı koltuğunda Martin Scorsese’yi görmek elbette şaşırtmıyor. Özellikle John Denver’in “You Fill Up My Senses” parçası başta olmak üzere kullanılan birçok müzik Scorsese’nin The Departed filmi ya da Vinyl dizisindeki tercihlerini anımsatıyor. Wheatley’nin kurnaz diyaloglar eşliğinde tek mekan kullanımını görsel açıdan da dinamik bir filme dönüştürmek istediği ortada. Filmdeki kamera kullanımı tıpkı kahramanlar gibi yeri geliyor yerlerde sürünerek dolaşıyor, yeri geliyor patlamanın üzerine atlıyor. Retro kostümlerle dolaşan oyuncuların kurşunlar havada uçuşurken kıyafetlerini ya da saçlarını düşünmeleri gibi aptalca davranışlarda bulunmaları, çatışma boyunca uzun bir süre yaralanan kimsenin aşırı bir ciddiyet içerisinde resmedilmemesi filmin eğlence ve gerilim dozajını daha da artırıyor. Tabii ki bunca beklemenin karşılığını Tarantinovari şiddet sahneleriyle alacağımızı tahmin ediyoruz.

Filmin güçlü oyuncu kadrosu içerisinde herkes elinden gelenin en iyisini yaparak mizahına da, aksiyonuna da katkıda bulunuyor. Sharlto Copley her zamanki gibi rol çalmayı en iyi becerebilen oyunculardan olarak korkutuculukla gülünçlük arasındaki karakterinde döktürüyor, Michael Smiley yönetmenin fetiş oyuncusu olarak en iyi bildiği işi yapıyor, Armie Hammer özgüven patlaması yaşayan yakışıklı Frank rolünde lokomotif karakterlerden biri olarak parlıyor, Cillian Murphy her zamanki gibi İrlanda – İngiliz ortak yapımı bir filmin içinden fırlamışçasına karizmatik ve zeki gözüküyor, Sam Riley filmin her şeyi tetikleyen karakteri olarak çılgınlıkta sınır tanımıyor ve Brie Larson tüm bu şapşal erkek karakterler içerisinde ciddi ve güçlü duran karakteriyle gözleri her daim kendine çevirmeyi başarıyor.

Free Fire, tek mekanda geçen gerilimli ve aksiyonlu hikayesinden kara mizahı bir an olsun eksik etmeyerek izleyiciyi eğlendirmeyi başaran, 70’lerin B-filmleri ve Tarantino’nun Rezervuar Köpekleri sentezli hikayesiyle, birbirlerinden sürekli rol çalan karakterleriyle ileride külte dönüşmeyi hak eden yeni bir Ben Wheatley çılgınlığı.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi