1950 ile 80’li yıllar arası sinema sektöründe çizgi filmler için tasarlanmakta olan dünyalar genel olarak çizgi roman serilerinin hareketli filmlere aktarılması yolunda yapılan tercihlerle şekillenmekteydi. Özellikle de Walt Disney Stüdyoları’nın masalları müzikallerle bütünleştirme formülünün tutması üzerine farklı bir kulvardan harekete geçen rakip yapımcılar, çareyi dönemin güncel ve politik konularına ince atıflarda bulunan çocuk odaklı çizgi roman karakterlerini uyarlamakta buldular. Ten Ten, Red Kit (Lucky Luke)  ve Şirinler (Smurfs)  gibi popüler çizgi romanların belli zamanlarda televizyon dizisi ve sinema uyarlamalarıyla kemik okuyucu kitlesinin karşısına çıkması ve hali hazırda bekleyen öykülerin Joseph Barbara, Rene Goscinny ve Albert Uderzo gibi dönemin en başarılı animatörlerin ellerinde şekillenerek hayat bulması ise,  ortaya günümüz piyasasında bile her daim güncelliğini koruyabilen başarılı eserler çıkarmıştır. Yapılmakta olan çizgi roman çevirileri arasında belki de en dikkat çekici ve dönemin siyasi sıkıntılarını ince bir mizah aracılığıyla en güzel eleştiren eserlerinden biri olarak gösterilen Asterix, 1960’lı yılların başında Rene Goscinny’nin yaratmış olduğu ütopik kasaba yaşantısını Albert Uderzo’nun çizimleriyle anlattığı orta halli bir gazete çizgi romanı olarak dünyaya gelmiştir.

Eserin yaratıcılarından Rene Goscinny’in ölümünden sonra Albert Uderzo tarafından tek başına üretilmeye devam edilen bu çizgi maceraların ülkemizle olan tanışıklığı ise geçmiş yıllara dayanmaktadır. Özellikle de Türk Televizyonlarının çoklu kanallara geçiş yaptığı zamanlarda kendisine sağlam bir yer edinmiş olan Asterix serileri, iki kesime de eşit dengeli pay ettiği hitap politikası sayesinde de eğlenceli üslubuna farklı desenler katabilmeyi başarmıştır. Roma istilasına karşı koyan küçük bir Galya köyünü konu alan film, köyün bilgesi tarafından üretilen büyülü güç iksirini içerek insanüstü güçler elde eden Asterix ve arkadaşlarının birbirinden farklı maceralarına odaklanmaktadır. Serinin 1967 yılında yayınlanmış olan ilk filmi “Galyalı Asterix”ten bu yana sinema ve televizyonlarda 7’si çizgi film olmak üzere toplamda 12 farklı macerada karşımıza çıkan Asterix,; bu seferde Louis Clichy yönetmenliğinde bir 3D animasyonu olarak sevenlerine kavuşuyor.

Asterix: Roma Sitesi filmi için öncelikle serinin stüdyo filmi uyarlamalarının absürtlüğünden oldukça uzak ve tamamen kendi özüne dönüş yapan bir film olduğunu söylemekte fayda var. Nitekim 2000’li yılların başından itibaren belirli aralıklarda vizyona girmiş olan stüdyo filmi Asterix’lerin ana karakterlerin önüne geçen ünlü oyunculuklar ve Hollywood klişeleriyle dolup taşması mevcut eserin epeyce bir zedelenmesine sebebiyet vermişti.  Hal böyle olunca da kötü ve yan karakterlerin dominantlığı arasında neredeyse figüranlık mertebesine kadar düşmüş olan Asterix’in, bu ilk 3D uyarlamasında dümeni tamamen eline aldığını görmekteyiz.

Büyük Roma İmparatoru Jül Sezar Galya Köyü’nü yok etmek maksatlı köyün hemen yanına bir şehir inşa etme kararı alır. Galyalılardan sonsuza dek kurtulmak adına onlara şehir yaşantısını empoze etmeyi planlayan ve ilerleyen sahnelerde kısmen de olsa amacını gerçekleştiren Sezar için işler göründüğünden de zor bir hal almaya başlayacaktır… Film genel konu itibariyle çizgi roman eserinin işleyişine modern dokunuşlar yaparak mümkün mertebe sadık kalmaya çalışmış. Lakin klasik yaban domuzu kovalama sahnesiyle açılış yapan ve daha sonralarda ise işleyişini olabildiğince didaktik bir yörüngeye çeviren hikaye,  kendisini kimi zaman çocuksu kimi zaman ise olgun mesajlar verebilme gibi bir kaygının içerisine sürüklemiş. Özellikle de filmin kölelik sistemine getirmiş olduğu alaycı eleştirinin dozu Roma Senatörü ile Baş Köle’nin aynı yatakta ve yarı çıplak bir şekilde gösterilmesiyle zirve noktasına ulaşmış olsa da, genel işleyiş itibariyle bir çocuk filmi mantalitesinden tamamen uzaklaşılmıştır.

Kariyerine Up, Wall-E gibi unutulmaz animasyonlarının teknik ekibinde animatörlük yaparak şekillendirmiş olan Louis Clichy’nin ilk yönetmenlik tecrübesi Asterix: Roma Sitesi filminde görsellik açısından oldukça iyi bir iş çıkardığını söyleyebilirim. Galya köyünün geniş betimlenmesi ve köy sakinlerinin sahip olduğu komik üsluplar baştan sona filmin bütün çerçevesinde etkisini başarıyla gösteriyor. Sahip olduğu genel konu itibariyle de çevreci bir kimlik yüklenen filmde alttan alta vurgulanmakta olunan ağır kapitalizm serzenişi ise, finale doğru filmin ormanı korumak isteyen Asterix ile Jül  Sezar’ın kişiliklerinin taviz vermeksizin dimdik duruşları sayesinde tadından yenmez bir hal alıyor. Filmin bir diğer önemli karakteri olan Obelix’e ise ayrıca bir parantez açmakta fayda var. İnatçı, saf ve olabildiğince kontrolsüz bir gücü elinde bulunduran bu karakterin 3D yansımasının filmin gidişatına oldukça olumlu etkilerde bulunduğunu söyleyebilirim.

Vurgulanmak istenen genel mesajlar ve bu kaygıların anlatımı esnasında kimi zaman karmaşık bir üslup benimseyen Asterix : Roma Sitesi filmi için, çizgi roman hayranlarını mutlu edebilecek bir potansiyel görememekteyim. Fakat filmin günümüz kuşağına göre şekillendiğini ve teknik imkanlarını olabildiğince yalın bir şekilde yansıttığını göz önünde bulunduracak olursak eğer;  serinin bu halkası   son dönem vizyona girmiş olan 3D animasyonları içerisinden sıyrılmayı başarmaktadır.

 

1950 ile 80’li yıllar arası sinema sektöründe çizgi filmler için tasarlanmakta olan dünyalar genel olarak çizgi roman serilerinin hareketli filmlere aktarılması yolunda yapılan tercihlerle şekillenmekteydi. Özellikle de Walt Disney Stüdyoları’nın masalları müzikallerle bütünleştirme formülünün tutması üzerine farklı bir kulvardan harekete geçen rakip yapımcılar, çareyi dönemin güncel ve politik konularına ince atıflarda bulunan çocuk odaklı çizgi roman karakterlerini uyarlamakta buldular. Ten Ten, Red Kit (Lucky Luke)  ve Şirinler (Smurfs)  gibi popüler çizgi romanların belli zamanlarda televizyon dizisi ve sinema uyarlamalarıyla kemik okuyucu kitlesinin karşısına çıkması ve hali hazırda bekleyen öykülerin Joseph Barbara, Rene Goscinny ve Albert Uderzo gibi dönemin en başarılı animatörlerin ellerinde şekillenerek hayat bulması ise,  ortaya günümüz piyasasında bile her daim güncelliğini koruyabilen başarılı eserler çıkarmıştır. Yapılmakta olan çizgi roman çevirileri arasında belki de en dikkat çekici ve dönemin siyasi sıkıntılarını ince bir mizah aracılığıyla en güzel eleştiren eserlerinden biri olarak gösterilen Asterix, 1960’lı yılların başında Rene Goscinny’nin yaratmış olduğu ütopik kasaba yaşantısını Albert Uderzo’nun çizimleriyle anlattığı orta halli bir gazete çizgi romanı olarak dünyaya gelmiştir. Eserin yaratıcılarından Rene Goscinny’in ölümünden sonra Albert Uderzo tarafından tek başına üretilmeye devam edilen bu çizgi maceraların ülkemizle olan tanışıklığı ise geçmiş yıllara dayanmaktadır. Özellikle de Türk Televizyonlarının çoklu kanallara geçiş yaptığı zamanlarda kendisine sağlam bir yer edinmiş olan Asterix serileri, iki kesime de eşit dengeli pay ettiği hitap politikası sayesinde de eğlenceli üslubuna farklı desenler katabilmeyi başarmıştır. Roma istilasına karşı koyan küçük bir Galya köyünü konu alan film, köyün bilgesi tarafından üretilen büyülü güç iksirini içerek insanüstü güçler elde eden Asterix ve arkadaşlarının birbirinden farklı maceralarına odaklanmaktadır. Serinin 1967 yılında yayınlanmış olan ilk filmi "Galyalı Asterix"ten bu yana sinema ve televizyonlarda 7’si çizgi film olmak üzere toplamda 12 farklı macerada karşımıza çıkan Asterix,; bu seferde Louis Clichy yönetmenliğinde bir 3D animasyonu olarak sevenlerine kavuşuyor. Asterix: Roma Sitesi filmi için öncelikle serinin stüdyo filmi uyarlamalarının absürtlüğünden oldukça uzak ve tamamen kendi özüne dönüş yapan bir film olduğunu söylemekte fayda var. Nitekim 2000’li yılların başından itibaren belirli aralıklarda vizyona girmiş olan stüdyo filmi Asterix’lerin ana karakterlerin önüne geçen ünlü oyunculuklar ve Hollywood klişeleriyle dolup taşması mevcut eserin epeyce bir zedelenmesine sebebiyet vermişti.  Hal böyle olunca da kötü ve yan karakterlerin dominantlığı arasında neredeyse figüranlık mertebesine kadar düşmüş olan Asterix’in, bu ilk 3D uyarlamasında dümeni tamamen eline aldığını görmekteyiz. Büyük Roma İmparatoru Jül Sezar Galya Köyü’nü yok etmek maksatlı köyün hemen yanına bir şehir inşa etme kararı alır. Galyalılardan sonsuza dek kurtulmak adına onlara şehir yaşantısını empoze etmeyi planlayan ve ilerleyen sahnelerde kısmen de olsa amacını gerçekleştiren Sezar için işler göründüğünden de zor bir hal almaya başlayacaktır… Film genel konu itibariyle çizgi roman eserinin işleyişine modern dokunuşlar yaparak mümkün mertebe sadık kalmaya çalışmış. Lakin klasik yaban domuzu kovalama sahnesiyle açılış yapan ve daha sonralarda ise işleyişini olabildiğince didaktik bir yörüngeye çeviren hikaye,  kendisini kimi zaman çocuksu kimi zaman ise olgun mesajlar verebilme gibi bir kaygının içerisine sürüklemiş. Özellikle de filmin kölelik sistemine getirmiş olduğu alaycı eleştirinin dozu Roma Senatörü ile Baş Köle’nin aynı yatakta ve yarı çıplak bir şekilde gösterilmesiyle zirve noktasına ulaşmış olsa da, genel işleyiş itibariyle…

Yazar Puanı

Puan - 71%

71%

Asterix : Roma Sitesi filmi için, çizgi roman hayranlarını mutlu edebilecek bir potansiyel görememekteyim. Fakat filmin günümüz kuşağına göre şekillendiğini ve teknik imkanlarını olabildiğince yalın bir şekilde yansıttığını göz önünde bulunduracak olursak eğer; serinin bu halkası son dönem vizyona girmiş olan 3D animasyonları içerisinden sıyrılmayı başarmaktadır.

Kullanıcı Puanları: 3.5 ( 1 votes)
71
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi