Günümüzde sanat yalnızca icra edilen bir alan değildir, ortaya çıkan sanat eseri aynı zamanda satılması gereken bir üründür. Bu sebeple görsel çalışmalar yapan her sanatçının da bir simsara ya da galerilere ihtiyacı vardır. Bu durumda sanatçıların kısıtlı bir zümreye hitap etmekten başka seçenekleri kalmaz. İçlerinden geleni yansıtmaya çalışırken, bir yandan da doğru insanlar tarafından beğenilmelidirler. Hatırı sayılır saygınlıkta bir sanat cemiyetine sahip olan Berlin’de de bu işler aynı şekilde yürümektedir.

Kariyerinin başlangıcında umut vadettiği düşünülen ama, sonradan hayal kırıklığı yaratan sanatçı Liam Price (Jack Huston) hakkında bir gün intihar söylentileri ortaya çıkar. Ancak, Liam’ın ilk sergisine ev sahipliği yapan sanat galerisinin sahibi Daniel (Lambert Wilson), bu söylentilerin gerçek olmadığını fark eder ve Liam’la birlikte bu yalanı sürdürmeye karar verirler. Çünkü ölümünün ardından Liam’ın eserleri fazlasıyla ilgi görüyordur. Bu intihar hikayesini yazıya dökmek isteyen McKenzie (Brit Marling) ise Liam’la vakit geçirmeye başlar ancak, onu Liam’ın erkek kardeşi Jackson sanmaktadır.

Aşkı Bulunca, ilk bakışta sıradan bir romantik komedi görüntüsü veriyor gibi dursa da, aslında söylemek istedikleri bundan çok daha fazla. Film, sanatın ticarileşmesinden ve bu ticaretin belli birkaç kişinin öznel beğenisine göre şekillenmesinden yola çıkıyor. Bakış açısını ortaya koyarken sanatı, sanatçının gözünden ele alıyor. Hem sanat simsarlarının itiraflarına yer veriyor, hem de eserlerin müstakbel alıcılarına odaklanıyor. Görüşler arasındaki denge, filmin de dengesini oluşturuyor. Öte yandan, filmin heyecanını bir an olsun yitirmediğini ve temposunu çok iyi oturttuğunu hemen baştan söylemek gerekiyor. Müzikler de bu tempoya ayak uyduruyor. Ayrıca, filmimiz Berlin’i de pek fazla tanık olmadığımız şekliyle arka plana alıyor. Filmde McKenzie’nin dile getirdiği üzere fazlaca kasvetli bir atmosfere değil de, rengarenk ve capcanlı bir Berlin portresine şahit oluyoruz.

Aşkı Bulunca’nın hem senaristi, hem de yönetmeni olan Lulu Wang ilk uzun metraj yönetmenlik tecrübesinde orta yolu bulan bir işe imza atmış diyebiliriz. Sanat ticareti gibi biraz üst tabaka olarak görülen bir sektöre, naif ve tatmin edici bir aşk hikayesiyle değiniyor. Woody Allen’ı andıran diyalogları, bağlamından kopmadan devam ediyor ve filmi boğmuyor. Değinmek istediği noktaları biraz geniş açıdan ele alsa da, filmin bütünlüğü içinde oldukça yerli yerine oturtuyor.

Yönetmen Lulu Wang, filminde insanın kendini arayışından ve arzularından da nispeten dem vuruyor. Bunu yapmak için de, yine sanat ve sanatçı bağlamını kullanıyor. Bir noktada, sanatın ufuk açıcı etkisini vurguluyor demek yanlış olmaz. Bu bağlamı McKenzie karakteri etrafında inşa ediyor. Bu tutum da filme farklı bir derinlik kazandırıyor. Elbette bir sonuca ulaşmak gayesinden çok, önemli gördüğü bir noktaya parmak basmak niyetiyle hareket ediyor.

Aşkı Bulunca’nın konu edindiği durumu en iyi tanımlayan sözcük, kesinlikle sektör. Sanatın sektörleşmesini, prim yapmasını ve maddiyata ulaştıran bir araç ve pazar haline gelmesinden, dolayısıyla sektörleşmesinden bahsediyor. Halbuki, sanatın varlığı birçok anlam taşıyabilirken, maddiyat bunlardan biri değil. Bir sanat eserinin değerini para birimleriyle ölçmeye kalktığımız zaman, aslında eserin değerini kat ve kat düşürmeye başlıyoruz. Sanatçının bakış açısındaki anlamı ve dokunuşlarındaki amacı anlamak yerine, ona ve eserine paha biçilmeye kalkışıldığında gerçek hayatta sergilenen bir tiyatro ortaya çıkıyor. Riyakar ilişkiler, narsizme varan benmerkezcilik ile zevkler konusunda da gerçek olmayan duygular ortaya konuyor. Bu bağlamda sanatçımız Liam ve onun simsarı olan Daniel’in samimi tartışmaları, bir zihnin iki karşıt görüşü paylaşmasına benziyor ve doğal bir zemine oturuyor. Wang’ın diyaloglarının etkisi, benzer şekillerde film içinde yer yer kendini gösteriyor.

Aşkı Bulunca, her zevke hitap eden yapısıyla ve renkli anlatımıyla keyifli zaman geçirmeyi vadeden bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Mizah ve entelektüel seviyesini başarılı bir dengeye oturtan yönetmen Lulu Wang’in sonraki işlerini merakla bekliyoruz.

Günümüzde sanat yalnızca icra edilen bir alan değildir, ortaya çıkan sanat eseri aynı zamanda satılması gereken bir üründür. Bu sebeple görsel çalışmalar yapan her sanatçının da bir simsara ya da galerilere ihtiyacı vardır. Bu durumda sanatçıların kısıtlı bir zümreye hitap etmekten başka seçenekleri kalmaz. İçlerinden geleni yansıtmaya çalışırken, bir yandan da doğru insanlar tarafından beğenilmelidirler. Hatırı sayılır saygınlıkta bir sanat cemiyetine sahip olan Berlin'de de bu işler aynı şekilde yürümektedir. Kariyerinin başlangıcında umut vadettiği düşünülen ama, sonradan hayal kırıklığı yaratan sanatçı Liam Price (Jack Huston) hakkında bir gün intihar söylentileri ortaya çıkar. Ancak, Liam'ın ilk sergisine ev sahipliği yapan sanat galerisinin sahibi Daniel (Lambert Wilson), bu söylentilerin gerçek olmadığını fark eder ve Liam'la birlikte bu yalanı sürdürmeye karar verirler. Çünkü ölümünün ardından Liam'ın eserleri fazlasıyla ilgi görüyordur. Bu intihar hikayesini yazıya dökmek isteyen McKenzie (Brit Marling) ise Liam'la vakit geçirmeye başlar ancak, onu Liam'ın erkek kardeşi Jackson sanmaktadır. Aşkı Bulunca, ilk bakışta sıradan bir romantik komedi görüntüsü veriyor gibi dursa da, aslında söylemek istedikleri bundan çok daha fazla. Film, sanatın ticarileşmesinden ve bu ticaretin belli birkaç kişinin öznel beğenisine göre şekillenmesinden yola çıkıyor. Bakış açısını ortaya koyarken sanatı, sanatçının gözünden ele alıyor. Hem sanat simsarlarının itiraflarına yer veriyor, hem de eserlerin müstakbel alıcılarına odaklanıyor. Görüşler arasındaki denge, filmin de dengesini oluşturuyor. Öte yandan, filmin heyecanını bir an olsun yitirmediğini ve temposunu çok iyi oturttuğunu hemen baştan söylemek gerekiyor. Müzikler de bu tempoya ayak uyduruyor. Ayrıca, filmimiz Berlin'i de pek fazla tanık olmadığımız şekliyle arka plana alıyor. Filmde McKenzie’nin dile getirdiği üzere fazlaca kasvetli bir atmosfere değil de, rengarenk ve capcanlı bir Berlin portresine şahit oluyoruz. Aşkı Bulunca’nın hem senaristi, hem de yönetmeni olan Lulu Wang ilk uzun metraj yönetmenlik tecrübesinde orta yolu bulan bir işe imza atmış diyebiliriz. Sanat ticareti gibi biraz üst tabaka olarak görülen bir sektöre, naif ve tatmin edici bir aşk hikayesiyle değiniyor. Woody Allen’ı andıran diyalogları, bağlamından kopmadan devam ediyor ve filmi boğmuyor. Değinmek istediği noktaları biraz geniş açıdan ele alsa da, filmin bütünlüğü içinde oldukça yerli yerine oturtuyor. Yönetmen Lulu Wang, filminde insanın kendini arayışından ve arzularından da nispeten dem vuruyor. Bunu yapmak için de, yine sanat ve sanatçı bağlamını kullanıyor. Bir noktada, sanatın ufuk açıcı etkisini vurguluyor demek yanlış olmaz. Bu bağlamı McKenzie karakteri etrafında inşa ediyor. Bu tutum da filme farklı bir derinlik kazandırıyor. Elbette bir sonuca ulaşmak gayesinden çok, önemli gördüğü bir noktaya parmak basmak niyetiyle hareket ediyor. Aşkı Bulunca’nın konu edindiği durumu en iyi tanımlayan sözcük, kesinlikle sektör. Sanatın sektörleşmesini, prim yapmasını ve maddiyata ulaştıran bir araç ve pazar haline gelmesinden, dolayısıyla sektörleşmesinden bahsediyor. Halbuki, sanatın varlığı birçok anlam taşıyabilirken, maddiyat bunlardan biri değil. Bir sanat eserinin değerini para birimleriyle ölçmeye kalktığımız zaman, aslında eserin değerini kat ve kat düşürmeye başlıyoruz. Sanatçının bakış açısındaki anlamı ve dokunuşlarındaki amacı anlamak yerine, ona ve eserine paha biçilmeye kalkışıldığında gerçek hayatta sergilenen bir tiyatro ortaya çıkıyor. Riyakar ilişkiler, narsizme varan benmerkezcilik ile zevkler konusunda da gerçek olmayan duygular ortaya konuyor. Bu bağlamda sanatçımız Liam ve onun simsarı olan Daniel’in samimi tartışmaları, bir zihnin iki karşıt görüşü paylaşmasına benziyor…

Yazar Puanı

Puan - 70%

70%

70

Aşkı Bulunca, her zevke hitap eden yapısıyla ve renkli anlatımıyla keyifli zaman geçirmeyi vadeden bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Mizah ve entelektüel seviyesini başarılı bir dengeye oturtan yönetmen Lulu Wang’in sonraki işlerini merakla bekliyoruz.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
70
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi