“Saat tam dokuzda buluşma yerimize vardım. O ise çoktan gelmiş, beni bekliyordu. Ta uzaktan onu görmüştüm. Tıpkı ilk rastladığımda olduğu gibi; köprünün demir parmaklığına dayanmış, hareketsiz ayakta duruyordu. Ayak seslerimi dahi işitemeyecek kadar kendinden geçmiş, dalgındı.” Dostoyevski’nin “Белые ночи” eserinde –dördüncü gece- olarak geçen bu alıntı film ekseninde sık sık soluduğumuz bir havanın kompozisyonunu çizmektedir. Kar Wai Wong’un aşk, aşkın doğuşu ve yitirilişi çatısı altında ürün verdiği başta  “Vahşi Günler (A Fei zheng zhuan), Aşk Zamanı (Fa Yeung Nin Wa) ve 2046” olmak üzere tutkular çatısı altında piyasaya bir üçleme sürmüştür. Aşk Zamanı, bu üçlemenin ikinci sırasında yer almaktadır. Yapımı izleyen çoğu sinemasever kitleleşmiş olarak hep bir ağızdan filmin şiirselliğinden ya dem vurur ya da o şiirselliği sahiplenirler. Bunun temel nedeni yapımın edebiyat dünyasından beslenmiş olmasıdır. Film, Liu Yichang’ın 1972 tarihli ‘Duidao’ (Intersection) kitabından esinlenilmiştir. Üçlemenin diğer iki filminde de aynı ölçüde edebi örneklere sahibiz. Kar Wai Wong bunu zaten gizlemez zira edebiyattan pay almış filmlerinin çoğu sekans aralarında yer yer bu eserlerin alıntılarına şahit oluruz. Filmi şiirsel kılan bir diğer özellik ise slow-motion eşliğinde dikkatimizi çeken müzikleridir. Bu doğrultuda yemekte tuzu olanlar ise Michael Galasso, Shigeru Umebayashi, Peer Raben, Bellini, Nat King Cole, Dean Martin ve Connie Francis gibi baba isimlerdir.

in the mood for love - Filmloverss

Kar Wai Wong’un kendi kültürünün içine tedbirli bir biçimde girdiği açıktır. Herkesin gerçekten mutlu olduğu\olabildiği, bu nedenle de bütün sorunların varolan sistem içinde çözülebildiği yer olarak Hong Kong. Yıkıcı sistemler, egemen ideolojiye hizmet etmesi mümkün olduğu ölçüde asimile edilir. Yönetmen bu noktada bize salt, ideolojik bir temayı dayatmaktan ziyade realist bir olguyu tabağımızda süslü mezelerle servis eder. Dolayısıyla Freudcu psikanalizin bile ideolojik bir baskı aracı geldiğini öne sürer. Her şeyden önemlisi, bu düşünce bize bütün klasik Hollywood görüngülerinin en ısrarlı ve çarpıcı olanını, mutlu sonu verir: izleyici için çoğu kez bir “acil çıkış kapısı”, filmin ortaya attığı sorunların artık çözüldüğü biçiminde pek inandırıcı olmayan bahane. İdeolojik yönden yönetmenin sanatı izleyiciyi kimi yerde filmlerini baştan izlemek zorunda bırakmıştır. Senaryonun sonuçları ya da sonuç yoklukları birtakım açıklamalar esinler ama bunlar açıkça belirlenmez, geçerlilik kazanabilmeleri için öykünün yeniden, yeni bir açıdan gözden geçirilmesi gerekir. Bazı bazı ikili yorum olanağı vardır, bu da iki kez izlemenin zorunluluğunu gösterir. Yönetmenin yapmak istediği de budur. Ama Kar Wai Wong’da her şeyi ayrıntılarıyla yorumlamaya kalkmak da doğru olmaz. Simge tema üzerinde daima genelde kalır, onun aşağısına indirilemez. Yönetmenin bu filmine yaklaşırken adımlarımızı sağlam atmamız bağlamında dikkat edebileceğimiz keskin kurallardan birkaçı da işte bu saydıklarımızdır. Aşk Zamanı’nın sert bir mizah ve dram anlayışı vardır. Bundan dolayı bu filme ya son sekansına kadar arkasında dururuz ya da büsbütün nefret ederiz. Filmde ortaya koyulan alışılmadık mizah ve dramın tüm çabası, çıkarımdan çıkarıma, filmin kahramanının yıkımını tüketecek mantık düzenini göstermektir. Bu görülmedik yazgıyı bize bildirmek pek o kadar korkunç değildir çünkü gerçeğe benzemez. Ama bunun zorunluluğu bize günlük yaşayış çerçevesi, toplum, durum, aile coşkunluğu içinde tanımlanmışsa, o zaman ürperti başlar. İnsanı sarsan ve ona “Olmaz böyle bir şey,” dedirten bu başkaldırmada umutsuz bir kesinlik vardır: ”bunun” olabileceği. İnsan yüreğinin yalnızca kendini ezeni yazgı diye adlandırmak gibi kötü bir eğilimi vardır. Ama mutluluk da kaçınılmaz olduğuna göre, ussal dayanaktan yoksundur. Bunun sinematografik olarak örneğini Chan (Maggie Cheung) ve Chow Mo-wan (Tony Leung Chiu Wai) merkezinde yönetmenin bu filminde eşlik etmek mümkündür.

Aşk Zamanı - Filmloverss

Aşkın en saf mizahına kulak verdiğimiz Aşk .Zamanı, seyirciye dokunmadan dokunabilmeyi öğretir. Birlikteliklerinden ‘umutsuz’ olarak nitelendirilen iki çiftin perde arkasında aldatılma, aldatma fiillerinin serim, düğüm ve çözümüne odaklanılmıştır. İkinci Yeni Dalga Hong Kong Sinemacıları arasında yer alan yönetmenimizin yanında görüntü yönetmenleri Christopher Doyle, Kwan Pun-leung ve Lai Yiu-fa dikkat çekiyor. Bize filmin başlangıcından sonuna kadar o mistik, görsel estetik ile kendi tümcelerini bir bedene nakşeden bu kişiler seyirci üzerinde ‘zaman’ kavramını yok ediyor. Görüntü yönetmenlerinin yanı sıra bunda en büyük etkisi olan şeylerden biri de yönetmenin Hitchcock’un ‘Vertigo’sunu baz alarak çekim yönergelerine başvurmasıdır. Filmin öyküsünün yanı sıra onu etkili kılan özelliklerinden biri de budur. Keza dar bina yapıları, karakterlerin ardına gizlendiği kapılar, karakterlerinin birbirlerinde unuttuğu eşyalar, filmin davetsiz oyuncuları saat ve sigaranın olduğu sekanslardaki çekim tekniği objeler üzerine kurulan hakimiyetin ne denli güçlü olduğunu gösterir. “Sanki tozlu bir pencereden bakar gibi, geçmiş görebildiği, ama dokunamadığı bir şeydi. Ve gördüğü her şey bulanık ve belirsizdi.” Filmin sonunda Hong Kong’tan Bangkok’a atlayan sekanslarda yer alan bu alıntı bahsedilen objeler karakterler üzerinde sıkışmışlık duygusunu güçlendiren bir etki yaparken; filmin oldukça eski yapılarda çekilmiş olması ve filmdeki otelin artık var olmayan bir askeri hastane olduğunu öğrendiğimiz de, “o dönemin geçip gittiği” hissiyatını somut olarak soluyoruz Aşk Zamanı adlı yapımı anlamanın tek yolu bayağı biçimde simgelediği şeye başvurmaktır. Nitekim hazda yitirilmiş arzunun pişmanlığı, güçsüzlüğün bu ortak otlağı bahsedilen bireylerin sırtında değildir. Kar Wai Wong için iş görünenin aksine daha basittir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi