Yönetmenliğini Cilalı İbo serisinden tanıdığımız Mehmet Dinler’in üstlendiği ve başrollerini Türkan Şoray, Fikret Hakan, Efkan Efekan, Hüseyin Peyda ve Hulusi Kentmen gibi Yeşilçam’ın sevilen isimlerinin paylaştığı Aşk Yarışı, 1962 yılında çekilmiştir. Filmde Zeynep (Türkan Şoray) isimli genç bir öğretmenin Aydın’dan İstanbul’a atanması ve mahalleye geldikten sonra futbolcu Fikret (Fikret Hakan) ile mimarlık yapan Nihat (Efkan Efekan) arasında kalması anlatılır. Zeynep’e aşık olan iki erkek, bağımsız bir karaktere sahip olan Zeynep’i etkilemek için kendi güç ve konumlarını kullanmaya çalışırlar. Fikret; futbol sahasında gösterdiği hünerleri, maço tipi ve mahalle delikanlısı karakteriyle ön plana çıkmaya çalışırken, Nihat ise üniversite okumuş kibar bir beyefendi olarak Zeynep’i etkilemeye çalışır. Erkekliğin varoluşunun sürekli mücadeleye dayandığı düşünülürse, bu mücadelenin kazanılması ve “başarı”ya ulaşılması da erkekliğin sürekli olarak yeniden inşasını sağlayacaktır. Filmde Fikret Hakan’ın canlandırdığı futbolcu karakterinin, kariyeri ile özel hayatı arasındaki denge ve bu iki alanın birbirlerini desteklemesi büyük önem arz eder. Böylece erkek iktidarı hem özel hem de kamusal alanda tesis edilir.

Filmde kamusal ve özel alanda temsil edilen iktidar, büyük ölçüde dikotomilere (ikiliklere) dayanır. Kamusal alanda mesleki hedefler, özel alanda ise aile kurma hedefi iki farklı erkek karakter üzerinden verilir. Futbolcu Fikret ile mimar Nihat, farklı sınıflardan farklı kişiliklere sahip iki erkektir. İkisi arasındaki bu farklılıklar, ikilikler üzerinden bir gerilim yaratır. Yerel değerlere bağlı, sert mizaçlı ve maço özelliklere sahip Fikret ile daha Batı tarzı yaşamı benimseyen, yumuşak başlı ve kibar Nihat’ın arasında doğu/batı, sert/yumuşak erkek dikotomilerini gözlemlemek mümkündür. İki erkeğin öğretmen Zeynep üzerinde kurmak istedikleri iktidar, erkeklik kodlarına ne ölçüde bağlı oldukları ile ilgilidir. Fikret, Nihat’a göre daha sert mizaçlıdır. Kavgaya girmekten kaçınmaz. Gerek hareketleri gerekse söylemleriyle erkekliğini sürekli kanıtlama amacı güder. Buna karşın Nihat, Fikret’le kavga etse de bunu savunma amaçlı gerçekleştirir. Kavganın asıl nedeni; Fikret’in Nihat’ın erkekliği ile sürekli olarak dalga geçmesidir. Zeynep’in Nihat’tan hoşlanması onun için kabul edilemezdir çünkü Nihat, eksik bir erkektir. Zeynep ilk zamanlar ikilinin kavgalarına karşı çıksa da zamanla Fikret’in agresif tavırlarını onaylamaya ve bu tavırları, onun erkekliğinin bir parçası olarak kabul etmeye başlar.

Fikret genel olarak kafasının dikine giden, kendi doğrularına inanan bir kişidir. Algılarını kırmak çok zordur. Nihat’ın açık fikirliliğine karşın, bir futbolcu olarak hayatı da belli kurallar çerçevesinde yaşar. Hem futbolcu, hem de kendi kendisinin hakemidir. Bu nedenle yeşil sahalar gibi konumladığı hayatta da sürekli diğer bireylerle anlaşmazlık yaşar.

Fikret’in hayatında “başarı”, önemli bir kavramdır. “Başarılı” bir futbolcudur, takımının yıldız oyuncusudur. Bununla birlikte takımından kazandığı para ve şöhret, diğer alanlardaki başarıları beraberinde getirir. Son model bir arabası vardır, kendi deyimiyle “hangi kadını istediyse onunla birlikte olmuş”tur. Kamusal alandaki diğer başarısı ise vefakar olmasıdır. Şöhret sahibi olsa da mahallesinden kopmaz, eğitimsizliğini ve bu alandaki başarısızlığını sıcak kişiliğiyle örter. “Bizim ağzımız laf yapmaz ama kalbimiz konuşur” diyerek açıklarını kapatır. Buna karşın Nihat, eğitimli olsa da başarı basamaklarını yeni yeni tırmanmaya başlamıştır. Özel hayatı, Fikret’in yaşadığı hayat kadar renkli değildir; dışa daha kapalıdır. Futbolun Fikret’e sağladığı imkanlara karşın Nihat’ın aldığı eğitim, aynı ölçüde kendisine fayda sağlamaz.

Fikret ile Nihat, bedensel açıdan farklılıklar gösterirler. Fikret’in futbolcu kişiliği ve sporcu yapısı, hem bedenini hem de ona dayanan özgüveni açığa çıkarır. Fikret ve Nihat, 1960’lı yılların sinema anlayışı çerçevesinde “jön” kişilikler olsalar da Fikret, kendi deyimiyle “çelik gibi”dir. Nihat ise fiziksel özelliklerini ön plana çıkarmaz. Fikret’in fiziksel tamlığı iktidarın hem nesnesi hem de uygulayıcısıdır. Fikret’in futbolcu olması güçlü erkek imgesinin oluşturulmasında bedenin disipline edilerek normalleşmesini sağlamaktadır.

Futbolun erkekliğe getirisi, erkek imgesini oluşturmasının yanı sıra onu “kadınsı” olandan uzaklaştırmasıdır. Fikret; Nihat’ın konuşmasıyla, dış görünüşüyle dalga geçer. Fikret, Nihat’la kavga etmeleri nedeniyle Zeynep işinden uzaklaştırıldığında, Nihat’ı “hanım evladı” olarak tanımlar. Eğitimli olmak ve batı kültürünü benimsemek, yerleşik ataerkil düzenin temsili olan erkeklik için tehlike arz etmektedir. Futbol, eğitimli kişilerin tercih etmediği; mahalle kültürü içinde yetişen geleneksel bireylerin tercihi bir spor olarak yansıtılır. Böylece hem erkekler hem de mahalledeki kadınlar üzerinde eril iktidarı güçlendiren bir unsurdur. Futboldan uzaklaşma ya da onu küçümseme; “kadınsı” olmanın tehlikesini barındırır.

Özel ve kamusal alanlardan beslenen erkeklik kodları, otoritenin uygulandığı bu alanları da etkiler. Özel alanda hem Fikret hem de Nihat karakteri, çocukluklarının fakirlik içinde geçtiğini, babalarını erken kaybettiklerini ve kardeşlerine bakmak zorunda kaldıklarını söylerler. Baba eksikliği ve erken sorumluluk duygusu, iki erkeği de aile ülküsü ile kuşatır. Erkekler; evlenme, çocuk sahibi olma yoluyla eril tahakküm için özel bir uygulama alanı oluşturma amacı güderler. Kamusal alanda bu istekleri, çevreleri tarafından sıkça onaylanır.

Kamusal alanda erkekliğin onaylanması, ekonomik göstergelere de bağlanır. Fikret’in lüks arabası ve yüksek miktarlardaki transfer geliri, onu mahallelinin gözünde ideal erkek haline getirir. Başarılı, güçlü olma ve kadınsı olmama normları; ekonomik özgürlükle birleşerek “ideal” erkeği oluşturur. Nihat ise bu normlara sahip değildir ya da yeni elde etmeye başlamıştır. Erkeklik, kendini yeniden onaylatmaya ihtiyaç duyar. Filmin anlatısı içindeki gelgitler ve kırılma noktaları, yeniden onaylanmayı mümkün kılar. Fikret adına yaşanan olumsuzluklar ve karakterin karşılaştığı engeller her seferinde Zeynep’in kendisine rıza göstermesiyle son bulur. Darbe alıyor gibi görünen eril iktidar, bu yolla kendisini her defasında daha da güçlü hale getirir. Fikret özelinde, futbolculuktan doğan eril kimlik, şiddeti meşrulaştırır. Şiddet; hem bedensel tamlığı vurgular, hem de erkekliğe rıza gösteren kadını koruma amacı güder. Film boyunca Fikret ve Nihat’ın kavgaları, bir bakıma iktidar kavgalarıdır. Zeynep’in kavgalara bir noktadan sonra yumuşak yaklaşımı, uygulanan şiddetin meşrulaştırılması olarak görülebilir.

Aşk Yarışı: İdealist Olma Demiyorum, Kocana İdeal Eş Ol Diyorum!

“Aşk Yarışı”nda yer alan kadın karakterler ise erkeklik kodlarına bağımlı bir yapıda oluşturulmuşlardır. Filmin önde gelen kadın karakteri Zeynep, mesleğe yeni adım atmış idealist bir öğretmendir. Mesleği uğrunda ilk amacı bir kitaplık kurmak ve çocukların daha iyi şartlarda eğitim almalarını sağlamaktır. Onların mutluluğunu, kendi mutluluğunun önünde görür. Fikret’le ve Nihat’la yaşadığı ilişkiden sonra ise Zeynep’te değişiklikler gözlemlenir. Mahallede yaşayan diğer kadınların da etkisiyle iki erkek arasında bir seçim yapmaya yönelirken kendi mutluluğunu da ön plana çıkarmaya başlar. Fakat bu mutluluk, bir yanılsamadır. Zeynep aslında iki erkek arasında bırakılır ve bunlardan birine rıza göstermekle yükümlü bir kadın haline gelir. Mahallede anneleriyle yaşayan kızlar, sürekli “evde kalmak” ve “hayırlı bir koca bulamamaktan” yakınırlar. Evden çıkmayan kadınlar gün boyu toplu halde buluşurlar ve kahve falı bakarak kısmetlerini ararlar. Bu ortamda Zeynep’in arzulanan bir kadın olarak yuvasını kuramaması adeta bir suç teşkil etmektedir. “İdealist öğretmen” önce “arzulanan kadın”a, bir yanlış anlaşılma sonucu Fikret’i terk etmesi ve onun futbol kariyerini tehlikeye atmasıyla “kötü kadın”a dönüşür. Her olumsuzluk sonunda inandığı değerleri yıkarak Fikret’e rıza göstermesiyle “iffetli sevgili” halini alır.

Zeynep’teki bu dönüşümde, içinde bulunduğu özel ve kamusal alanın büyük etkisi vardır. Fakat bu etkiler, filmin melodram yapısı içerisinde olumlanır. Kadınlar birbirlerine destek olurlar. İstanbul’un taşrayı andıran bu semtindeki dostluklar; gittikçe azalan hareket alanlarında bağlı kalabilecekleri tek somut aktivitedir. Zeynep de yaratılan bu taşra yanılsamasının etkisi altında “ideal eş”e dönüşür. Zeynep, Fikret ve Nihat arasından tercihini Fikret’ten yana kullanır. Çünkü Fikret yerel değerlere bağlıdır, taşra tarafından onaylanmıştır ve erkeklik normlarını yerine getirmiştir. Hatta futbola doğuştan yetenekli olması gibi bu kodları da doğuştan içselleştirmiştir. Buna karşın Nihat’ın erkekliğini kanıtlaması ancak filmin sonunda gerçekleşir. Bu ölçüde Nihat arzularını tatmin etmekten çok, kendisine sunulanla yetinmek zorunda bırakılır. Nihat’ın, Fikret’in ve Zeynep’in mutluluğu için aradan çekilmesi; “erkekçe” bir davranış olarak kabul edilir. Filmin başında “idealist” kişiliği nedeniyle kendisi gibi olduğunu düşündüğü Nihat’a ilgi duyan Zeynep, filmin sonunda elde ettiği yeni değerlere göre tercihini yapar. Böylece bir kez daha karşımıza kendi kararlarını veremeyen, özel ve kamusal alanda maruz kaldığı baskılarla şekillenen ve “ideal eş” olarak çizilen kadın figürü çıkmaktadır Bu noktada toplumda onaylanan erkek olma nitelikleri, filmin sonunda yeniden onaylanmış olur.

Yönetmen: Mehmet Dinler

Yapımcı: Osman Fahir Seden

Senarist: Fuat Özlüer

Görüntü Yönetmeni: Kriton Iliadis

Yapım Yılı / Süre: 1962 / 87 dk.

Oyuncular: Türkan Şoray, Fikret Hakan, Efkan Efekan

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi