1960’lı yılların en popüler müzik gruplarından biri olan The Beach Boys’un dahi müzisyeni Brian Wilson’ın travmatik hayatına odaklanan Aşk ve Merhamet – Love & Mercy; geleneksel yapıda bir müzik biyografisi olmaktan çok, müzikal dehaya sahip olan bir sanatçının hayatta kalma mücadelesini ele alış biçimiyle dikkat çekiyor. Yaşanan birçok travmatik olayı oldukça objektif bir biçimde ve belgesel gerçekçiliğinde aktaran filmin yönetmen koltuğunda ise Brokeback Mountain, Into the Wild, The Tree of Life ve 12 Years a Slave gibi birbirinden başarılı filmlerin yapımcılığını üstlenmiş olan Bill Pohlad var. Amerika’nın ve 1960’lı yılların, The Beatles ile birlikte en iyi müzik gruplarından biri sayılan The Beach Boys’un; özellikle 1966 yılına damga vuran ve birçok müzik çevresi tarafından gelmiş geçmiş en iyi albüm ilan edilen Pet Sounds ile tavan yapan müzikal kariyeri, daha sonra grup üyelerinin ve en çok da Brian Wilson’ın yaşadığı psikolojik problemlerden ötürü düşüşe geçmişti. The Beach Boys özelinde Brian Wilson’ın müzik kariyerine ve hayatına yön veren bu gibi birçok önemli olayı ön plana çıkaran Aşk ve Merhamet; iki zaman çizgisi üzerinde ilerlemeyi tercih ediyor. Bu iki zaman çizgisinden biri The Beach Boys’un ilk çıktığı dönem olan 1960’lı yılların hemen başı; diğer zaman çizgisi ise Brian Wilson’un, yaşadığı psikolojik çöküş sonrası psikoterapist Eugene Landy gözetiminde geçirdiği 1980’li yılların son dönemlerine tekabül ediyor.

Birbiriyle paralel giden iki zaman çizgisi üzerinde ilerleyen Aşk ve Merhamet; Brian Wilson’un hikayesini titizlikle işliyor. 1960’lı yıllarda genç bir şarkı yazarı ve besteci olan Brian Wilson (Paul Dano), olağanüstü başarılı albümlere imza atmış ve birçok hit parçasıyla efsane olmuş The Beach Boys’un en önemli yeteneklerinden biridir. Yaşanan bu hızlı tempoya ayak uydurmakta güçlük çeken Brian, yaşadığı bir panik atak sonrası grubuyla birlikte konser turnelerine gitmekten vazgeçer ve gelmiş geçmiş en iyi albüm ilan edilecek Pet Sounds’un stüdyo çalışmalarına başlar. Tüm bu esnada, kafasının içinde hiç susmayan seslerle de baş etmeye çalışan Brian’ın gerçeklik algısı yavaş yavaş kaybolmaya başlayacaktır. 1980’li yıllara geldiğimizde ise Brian’ı (John Cusack), 40’lı yaşlarının ortasında bir adam olarak görürüz. Yaşadığı birçok travma sebebiyle kendini aylarca odasına kapattığı söylenen Brian artık, kendisine paranoyak şizofreni teşhisi koyan terapist Eugene Landy (Paul Giamatti)’nin gözetimi altındadır. Brian’ın kimle görüşüp görüşmeyeceğine, ne yiyip ne yemeyeceğine dek her konuda söz söyleyebilecek yasal hakka sahip olan Dr. Landy; Brian’ı iyileştirmek yerine müzikal dehasını hunharca kullanmaya çalışan açgözlü biridir. Brian’ın daha sonra ikinci karısı olacak Melinda Ledbetter (Elizabeth Banks) ile bir Cadillac satış mağazasında tanışması ve Melinda’nın Dr. Landy’nin Brian üzerindeki yönlendirmelerini fark etmesi, her şeyi farklı bir rotaya doğru sürükleyecektir.

Başta da belirttiğim gibi; birbiriyle paralel giden iki zaman çizgisine sahip ve bu iki zaman çizgisi sayesinde olayların akışını oldukça başarılı bir biçimde gözler önüne seren Aşk ve Merhamet; sadece hikayesiyle değil bu hikayeyi anlatmak için kullandığı yöntemlerle de doğru tercihler yapmış bir film. Özellikle The Beach Boys’un ilk parladığı yılları kurgusal görüntülerle belgesel gerçekçiliği içinde aktarmayı seçmiş olması, yine her iki zaman çizgisi içinde de dönemin renklerine ve popüler kültürüne uygun kullanılan sanat yönetimi tercihleri ve filmin renk paletindeki genişlik; Bill Pohlad’ın hikayeye verdiği büyük özeni gözler önüne seriyor. Böylesine önemli ve vurucu bir hikayeyi doğru sinemasal tekniklerle de birleştirmeyi başaran Aşk ve Merhamet’in en tadından yenmez bulduğum yanı ise ses yönetimi ve film müzikleriyle birlikte; Paul Dano ve John Cusack’ın bizlere ‘ne olur izlemeye devam edelim’ dedirten muhteşem oyunculukları. Özellikle John Cusack’ın kariyerindeki en iyi oyunculuk deneyimi bile diyebileceğim bu roldeki başarısı kesinlikle görülmeyi hak ediyor.

Bir müzik biyografisi olmaktan çok; oldukça üstün bir yaratıcı dehaya sahip olan Brian Wilson’un hayatta kalma mücadelesine odaklanmayı tercih eden Aşk ve Merhamet’in tek eksik yanı ise sanatçının yaşadığı travmaları yeterince derinlemesine ele alamamış olması. Aile üyelerinden oluşan The Beach Boys grubu üzerinde güçlü etkileri olan baba Murray Wilson’ın, oğulları ve en çok da Brian üzerindeki güç hakimiyetine ve yaşattığı travmalara daha fazla odaklanabileceğini düşündüğüm Aşk ve Merhamet’in bu konuyu yeterince açığa çıkarabildiğini düşünmüyorum. Aynı şekilde Brian Wilson’ın hayatında önemli bir kırılma noktası olarak gösterebileceğimiz, kardeşi Dennis Wilson’ın trajik ölümüne de neredeyse hiç değinmeyen film, bu noktada da hanesine bir eksi ekliyor. Brian Wilson’un dehasını, sancılı yaratım süreçlerini ve aşk sayesinde kendini toparlamasını elinden geldiğince ortaya koymaya çalışan Aşk ve Merhamet; eğer bu iki kırılma noktasına daha fazla önem vermiş olsaydı, karşımızda her anlamda harikulade bir yapım ve hatta bir Bill Pohlad başyapıtı olduğunu itiraf edebilirdim.

1960’lı yılların en popüler müzik gruplarından biri olan The Beach Boys’un dahi müzisyeni Brian Wilson’ın travmatik hayatına odaklanan Aşk ve Merhamet – Love & Mercy; geleneksel yapıda bir müzik biyografisi olmaktan çok, müzikal dehaya sahip olan bir sanatçının hayatta kalma mücadelesini ele alış biçimiyle dikkat çekiyor. Yaşanan birçok travmatik olayı oldukça objektif bir biçimde ve belgesel gerçekçiliğinde aktaran filmin yönetmen koltuğunda ise Brokeback Mountain, Into the Wild, The Tree of Life ve 12 Years a Slave gibi birbirinden başarılı filmlerin yapımcılığını üstlenmiş olan Bill Pohlad var. Amerika’nın ve 1960’lı yılların, The Beatles ile birlikte en iyi müzik gruplarından biri sayılan The Beach Boys’un; özellikle 1966 yılına damga vuran ve birçok müzik çevresi tarafından gelmiş geçmiş en iyi albüm ilan edilen Pet Sounds ile tavan yapan müzikal kariyeri, daha sonra grup üyelerinin ve en çok da Brian Wilson’ın yaşadığı psikolojik problemlerden ötürü düşüşe geçmişti. The Beach Boys özelinde Brian Wilson’ın müzik kariyerine ve hayatına yön veren bu gibi birçok önemli olayı ön plana çıkaran Aşk ve Merhamet; iki zaman çizgisi üzerinde ilerlemeyi tercih ediyor. Bu iki zaman çizgisinden biri The Beach Boys’un ilk çıktığı dönem olan 1960’lı yılların hemen başı; diğer zaman çizgisi ise Brian Wilson’un, yaşadığı psikolojik çöküş sonrası psikoterapist Eugene Landy gözetiminde geçirdiği 1980’li yılların son dönemlerine tekabül ediyor. Birbiriyle paralel giden iki zaman çizgisi üzerinde ilerleyen Aşk ve Merhamet; Brian Wilson’un hikayesini titizlikle işliyor. 1960’lı yıllarda genç bir şarkı yazarı ve besteci olan Brian Wilson (Paul Dano), olağanüstü başarılı albümlere imza atmış ve birçok hit parçasıyla efsane olmuş The Beach Boys’un en önemli yeteneklerinden biridir. Yaşanan bu hızlı tempoya ayak uydurmakta güçlük çeken Brian, yaşadığı bir panik atak sonrası grubuyla birlikte konser turnelerine gitmekten vazgeçer ve gelmiş geçmiş en iyi albüm ilan edilecek Pet Sounds’un stüdyo çalışmalarına başlar. Tüm bu esnada, kafasının içinde hiç susmayan seslerle de baş etmeye çalışan Brian’ın gerçeklik algısı yavaş yavaş kaybolmaya başlayacaktır. 1980’li yıllara geldiğimizde ise Brian’ı (John Cusack), 40’lı yaşlarının ortasında bir adam olarak görürüz. Yaşadığı birçok travma sebebiyle kendini aylarca odasına kapattığı söylenen Brian artık, kendisine paranoyak şizofreni teşhisi koyan terapist Eugene Landy (Paul Giamatti)’nin gözetimi altındadır. Brian’ın kimle görüşüp görüşmeyeceğine, ne yiyip ne yemeyeceğine dek her konuda söz söyleyebilecek yasal hakka sahip olan Dr. Landy; Brian’ı iyileştirmek yerine müzikal dehasını hunharca kullanmaya çalışan açgözlü biridir. Brian’ın daha sonra ikinci karısı olacak Melinda Ledbetter (Elizabeth Banks) ile bir Cadillac satış mağazasında tanışması ve Melinda’nın Dr. Landy’nin Brian üzerindeki yönlendirmelerini fark etmesi, her şeyi farklı bir rotaya doğru sürükleyecektir. Başta da belirttiğim gibi; birbiriyle paralel giden iki zaman çizgisine sahip ve bu iki zaman çizgisi sayesinde olayların akışını oldukça başarılı bir biçimde gözler önüne seren Aşk ve Merhamet; sadece hikayesiyle değil bu hikayeyi anlatmak için kullandığı yöntemlerle de doğru tercihler yapmış bir film. Özellikle The Beach Boys’un ilk parladığı yılları kurgusal görüntülerle belgesel gerçekçiliği içinde aktarmayı seçmiş olması, yine her iki zaman çizgisi içinde de dönemin renklerine ve popüler kültürüne uygun kullanılan sanat yönetimi tercihleri ve filmin renk paletindeki genişlik; Bill Pohlad’ın hikayeye verdiği büyük özeni gözler önüne seriyor. Böylesine önemli ve vurucu…

Yazar Puanı

Puan - 80%

80%

80

1960’lı yılların en popüler müzik gruplarından biri olan The Beach Boys’un dahi müzisyeni Brian Wilson’ın travmatik hayatına odaklanan Aşk ve Merhamet – Love & Mercy; geleneksel yapıda bir müzik biyografisi olmaktan çok; müzikal dehaya sahip olan bir sanatçının hayatta kalma mücadelesini ele alış biçimiyle dikkatleri çekiyor.

Kullanıcı Puanları: 2.45 ( 2 votes)
80
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi