Aşk sinemada belki de en çok işlenen konu. İşte benim rastgele seçtiğim, aşkı konu eden dokuz iyi film:

Aşkın (500) Günü (500 Days of Summer)

Zooey Deschanel’e hayranlığımızın nedeni olan Aşkın 500 Günü, aşka inanmayan bir kadına (Summer) aşık olan bir erkeğin (Tom), aşkı için neler yapabileceğini anlatıyor.

Neden izlenmeli: Film romantik komedi klişelerinden kurtulmuş durumda, hem senaryo, hem karakterler (habire Starbucks içen beyaz yakalılar yerine, Smiths dinleyen ve asıl mesleği mimarlık olmasına rağmen çok alakasız bir işte çalışan Tom), hem kurgu, hem de çekim tekniğiyle diğer örnekleri arasından kolaylıkla sıyrılıyor. Kişisel görüşüm: Sadece soundtrackleri için bile izlenebilir.

Başka güzellikleri: Expectations/Reality sahnesi ve Regina Spector’un mükemmel sesi, Zooey Deschanel’in güzelliği, Autumn ve filmin tagline’ı (boy meets girl. boy falls in love. girl doesn’t.)

Kefaret (Atonement)

Atonement, yalnızca aşkı anlatmasa da, kurgusu  yaşanan bir aşkın ekseninde dönen bir film. Aslında hani şu kiminin çok sevdiği kiminin nefret ettiği, ortası olmayan filmler vardır ya, tam da onlardan. Anlattığı dönem, oyuncuları, müzik ve kostümleri açısından benim şahsi favorilerimden olan Atonement, İngiliz yönetmen Joe Wright’ın dehasını kanıtlıyor.

Neden izlenmeli: Ian Mcewan’ın romanından beyazperdeye aktarılan film oldukça iyi kotarılmış bir edebiyat uyarlaması.  Filmin ilerleyişi biraz yavaş olsa da (ben bu kısmı İngiliz tarza bağlıyorum), konunun düğümlenmesi ve çözüm çok iyi işleniyor. Filmin sinematografisi ise gerçekten hayranlık uyandırıcı.

Başka güzellikleri: Gerçekten iyi oyunculuklar, Dario Marienelli’nin filme müthiş uyan müzikleri, tek planda çekilen ve neredeyse beş dakika süren Dunkirk sahnesi.

Boş Ev (Bin-jip)

Aşkı bu denli içten anlatan bir film daha yoktur herhalde. Neredeyse diyalogsuz Bin Jip, “sevmek”eylemini olduğunca basit bir şekilde anlatırken aslında aşkı en ağır felsefe ile anlatıyor. Aşık olmak demek; bir arada olmaktan öte, bir olmaktır. Anlaşmak için konuşmaya ya da var olmak için bir kütleye ihtiyaç duymamaktır. Aşk, iki kişi arasında zamansız ve mekansız bir hiçlik halidir. Ve yönetmenin sözüyle: Hepimiz kilidinin açılmasını bekleyen birer boş eviz.

Neden izlenmeli: Daha önce Kim-Ki-Duk izlememiş olanlar için Bin Jip oldukça iyi bir başlangıç. Ayrıca filmdeki az diyalog kullanımı çoğu sebep-sonuç ilişkisini seyirciye bırakıyor, bu sayede izleyen de filme kolaylıkla dahil olabiliyor. Basitçe kurgulanmış ve seyirciyi yormayan sahneler ve özellikle Güney Kore kültürü filmi önce çıkaran diğer öğelerden.

Başka güzellikleri: Gafsa, Gafsa, Gafsa…

Bir Gün (One Day)

Bir edebiyat uyarlaması daha. Çok sevdiğim iki oyuncuyu barındırması bir yana, bu film beni afişiyle kalbimden vurmuştu. Kurgu açısından zayıflıklar barındırsa da, aşkı konu olarak ele alışı, stereotip olmayan karakterler kullanışı ve finaliyle benzerlerini geride bırakan bir film One Day.

Neden izlenmeli: Emma ve Dexter çok iyi çizilmiş karakterler. (Gerçi kitabı okuyanlar karakterlerin filmde zayıf kaldığını söylüyor, ama bu zaten edebiyattan sinemaya aktarımda genelde karşılaşılan bir sorundur) Oldukça uzun bir zaman dilimini –neredeyse 20 yılı- anlatan film dönemsel kurgu ve sinematografik açıdan çok iyi kotarılmış.

Başka güzellikleri: Jim Sturgess ve Anne Hathaway’in kimyası, üniversite mezuniyetinde tanışan Emma ve Dexter’in geçen yıllar içinde geçirdikleri değişime şahit olmak ve Sturgess’in bizi hala ve hala olduğumuz yere kitleyebilen İngiliz aksanı.

Yukarı Bak (Up)

Up’ı izleyen hemen herkes sanırım bu dediğime tamamen katılacaktır: Up, normal uzunluktaki bir aşk filmine kolaylıkla sığdırılamayacak bir aşk hikayesini yalnızca 10 dakika gibi bir sürede anlatır. Bu sahne bile yeter Up’ı anlatmaya.

Neden izlenmeli: Up hem bir animasyon olarak, hem de senaryosu açısından çok başarılı bir yapım. Ayrıca Erol Günaydın’ın sesiyle izlemek inanılmaz eğlenceli.

Başka güzellikleri: Russell her daim karşılaşılmayacak kadar şeker ve saf bir karakter. Ona bir de Dug gibi salak bir köpek ekleniyor. Bunların tümünün üzerine, balonlarla uçurduğu evini yanında taşıyan bir ihtiyarın huysuzluklarını da eklemeyi unutmayın : )

Sevmek Zamanı


Bu film tamamen sevmek üzerine. Tamamen. Bir fotoğrafa aşık olan bir adamın hikayesi. Zamanının sinema anlayışının çok önünde ve yenilikçi olması sebebiyle izleyiciyle buluşamayan bir Metin Erksan filmi Sevmek Zamanı. Anlatılamayacak denli derin, duru ve güzel bir film.

Neden izlenmeli: Bir fotoğrafa aşık olan adamı anlatan bu filmin her sahnesi aşık olunabilecek bir fotoğraf niteliğinde. Eski İstanbul ve Büyükada görüntüleri, Müşfik Kenter ve Sema Özcan’ın yapmacıksız oyunculukları, müzikler… Her şeyiyle insanı alıp götüren bir film Sevmek Zamanı

Başka güzellikleri: “Ben sana değil, resmine aşığım”

Wall-E

Evrendeki en şeker robotu anlatıyor bu film. İnsanlardan daha insancıl bir robot Wall-e. Düzenlediği, temizlediği bir evi var. Koleksiyonları var. Ev hayvanı bile var. Ve bir gün Havva’sıyla (Eve) tanışıyor. Ve bu sevimli robotumuz aşık oluyor. Bundan daha güzel bir animasyon yapılabilir miydi?

Neden izlenmeli: Wall-e hem teknoloji hem de sinema tarihi açısından şimdiye dek yapılan animasyonların en iyilerinden. Çok detaylı, komedi unsuru yüksek ve eğlenceli bir film.

Başka güzellikleri: Wall-e’nin aşık olduğunda yaptığı şaşkınlıklar, film boyunca neredeyse konuşma olmaması. Bir animasyonda ağlayabilmek.

Aşkın Kitabı (Becoming Jane)

İngiliz edebiyatının en önemli yazarlarından Jane Austen’ın Tom Lefroy ile yaşadığı aşkı anlatan Becoming Jane, Anne Hathaway ve James Mcavoy ile birlikte çok önemli İngiliz oyuncuların da rol aldığı hüzünlü ve güzel bir aşk filmi.

Neden izlenmeli: Jane Austen’ı seviyorsanız bu filmi izlemelisiniz. Dönem edebiyatı ve İngilteresiyle ilgiliyseniz bu filmi izlemelisiniz. James Mcavoy seviyorsanız bu filmi kesinlikle izlemelisiniz.

Başka güzellikleri (spoiler içerir): Unutulmaz dans sahnesi.

Beni Asla Bırakma (Never Let Me Go)

Never Let Me Go aşkı anlatıyor. Ama bir yandan  da öğrenilmiş çaresizliği, hüznü, bekleyişi anlatıyor. Hapsedilmeyi, kaçamamayı, kabullenmeyi, elde edememeyi, hayal kuramamayı, ileriye bakamamayı anlatıyor. Ve bütün bunları en temiz ve masum halleriyle anlatıyor.

Neden izlenmeli: Bu film çok hassas bir konuyu –bence- zerre duygu sömürüsü yapmadan anlatıyor. Çok sakin ve duru bir anlatımı olmasına rağmen öylesine güçlü bir dili var ki, filmden sonra resmen boğazınıza bir yumruk oturuyor.

Başka güzellikleri: Tommy’nin masumiyeti ve çocuksuluğu, Kathy’nin sabrı. Film boyunca bitmeyen sonbahar.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi