Dominique Abel, Fiona Gordon ve Bruno Romy üçlüsü;  yönetmen, senarist ve oyuncu olarak yer aldıkları Rumba filminden sonra, benzer bir film olan Aşk Perisi (La Fée) ile İstanbul Film Festivali’nde bu yıl bir kez daha izleyiciyle buluştu. Festivallerde görmeye alışık olduğumuz ağır filmlerin aksine; rengarenk bir film olması sebebiyle festivalin dikkat çeken filmleri arasındaydı.

Rumba filminde olduğu gibi; bu filmde de Dominique ve Fiona, oynadıkları karakterlere kendi isimlerini vermişler. Kendini peri zanneden Fiona’nın; Dom’un çalıştığı otele müşteri olarak gelmesiyle başlayan aşk hikayesinin ilerleyen dakikalarında “Kavuşamayan Aşıklar”  teması işleniyor. Bu iki karakterin kavuşma çabası esnasında gördüğümüz absürt öğeler; çizgi filmlerdeki ölmek bilmeyen dokuz  canlı karakterlerin başlarına gelenleri andırıyor. Bize çocukluğumuzda yaşadığımız keyifli anları bir kez daha yaşama fırsatı sunuyor. Estet

ik bir film olması ve izleyene keyifli anlar yaşatmasının yanı sıra; üç siyahi genç üzerinden ırkçılık ve göç konularına değinerek, bazı politik göndermeler de yapıyor.

Dans etmeyi seven bir ikili var karşımızda; Dominique Abel ve Fiona Gordon. Rumba filmindeki keyifli dans sahnelerini hatırlatmak adına; Aşk Perisi’ne de benzer birkaç dans sahnesi eklemişler. Dirty Dancing(1987), Step Up (2006), Black Swan (2010) vs. gibi bir dans filmi olmamakla birlikte; filmlerinde dansın önemli bir yeri olduğu söylenebilir. 

Herhangi bir geleneğe bağlı kalmadan, kendi tarzlarının gerektirdiği gibi film çeken bu üçlünün; Charlie Chaplin’den aşina olduğumuz slapstick komedi türüne yakın bir yolda ilerlediğini söyleyebiliriz. Anlatımda diyaloglardan ziyade, hareketler ön plana çıkıyor ve oyuncuların abartılı oyunculukları, pantomim oyunculuğunu andırıyor. 

Komedi filmlerinin ticari amaçla çekildiği düşüncesini yalanlayan bir film Aşk Perisi. Kimseye hitap etmeye çalışmayan üç yönetmenin hayal güçleri doğrultusunda ilerliyor. Çok seveceğimiz, kendimizden birer parça bulacağımız karakterler değil; özgün, tuhaf ve gerçekdışı karakterler yer alıyor filmde. Üçlü, izleyiciye görmek istediğini vermek yerine; kendi ütopyalarındaki “film” kavramını gözler önüne seriyor. Filmi eğlendirmek için değil, eğlenmek için çekiyorlar. Bu da izleyiciye samimi geliyor.

Bir filmi hem yazıp, hem yönetip, hem de oynamak uzun ve zor bir iştir. Dominique-Fiona-Bruno üçlüsü; L’iceberg ve Rumba’dan sonra, Aşk Perisi’nde bunu üçüncü kez başarıyor. Her şeyden önce birlikte çalışmak ve tarzlarını korumak yolunda giden bir ekip olduğunu düşünürsek; gelecek vaat ettiklerini söylemek mümkün.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi