Uluslararası Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan ve Arjantin’in “Yabancı Dilde En İyi Film” dalında Oscar adayı olan, yılın sürpriz filmlerinden Asabiyim Ben – Wild Tales; türler arası geçiş yapan, absürt ögelerle bezeli bir çeşit gerilim-komedi. Pedro Almodovar’ın yapımcılar arasında yer aldığı ve Oscar yarışına dahil olduktan sonra dikkatleri üstüne çeken filmin yönetmeni Damian Szifron, üçüncü uzun metraj yönetmenlik tecrübesini yaşıyor. İlk filmi The Bottom of the Sea ile kariyerine fena bir başlangıç yapmayan yönetmen, on yılı aşkın bir süreden sonra kariyerinin zirvesine çıkmış gibi görünüyor.

Asabiyim Ben, bir dönem Türkiye Sineması’nı fazlasıyla meşgul eden kesişme hikayelerini andıran bir sahne ile açılıyor. Sürükleyici birkaç diyalogla bezeli bu kısa sahne, filmin nasıl ilerleyeceğini de genel hatlarıyla belli ediyor. Sanıyorum Szifron, kamera açılarının ve sekansların tasarımının titiz bir şekilde hazırlandığı belli olan bu açılış sahnesi ile artık sinemasını olgunlaştırdığını göstermek istemiş. Filmin ilerleyen kısımlarında, bildiği her çekim ve plan tekniğini yerli yersiz kullanmış hissiyatını yaratan bir karmaşanın ortaya çıkması, onun bütün bildiklerini gösterme gayreti içerisinde olduğu hissini veriyor.

Filmimiz günlük hayatın getirdiği stresi, sinir halini ve ihanetleri absürt bir üslupla işliyor. Saf insani, ya da diğer bir deyişle vahşi duyguları baz alan hikayelerden oluşuyor. Öfke, filmdeki bütün hikayelerin temelini oluşturuyor. Paris, je t’aime (Paris, Seni Seviyorum) ya da 7 Days in Havana (Havana’da 7 Gün) örneklerinde olduğu gibi, farklı yönetmenlerin ellerinden çıkmış kısa filmlerin, bir ya da iki temel unsur çerçevesinde oluşturduğu bir uzun metraj olarak görünen Asabiyim Ben, anlattığı hikayeleri birbirine bağlamada fazlasıyla sıkıntı yaşıyor. Bu bağlam için çoğunlukla öfke duygusunu kullanan yönetmen Szifron, farklı kulvarlar arasında dolaşmak isterken, kendini kaybediyor. Bir hikayeden diğerine geçerken sinema dilini, kamera tekniğini ve bir önceki hikayede kullandığı dinamikleri neredeyse tamamen değiştiriyor. Film dahilinde önemli bir kopukluğa sebep olan bu tercihler, filmin temposunu son bölüme doğru oldukça düşürüyor.

Bir sonraki hikayesinde daima daha düşük bir tempo ve hakimiyetle karşımıza çıkan film, bunca kopukluk arasında bir bütünlük kurmaya çalışıyor. Fakat, yönetmenin en sıkıntılı olduğu noktalardan bir tanesi de bu oluyor haliyle. Bu bütünlüğü kurabilmek adına, birbirini takip eden hikayeler içerisinde ilişki kurulabilecek ufak ayrıntılar serpiştirmiş. Fakat bu ufak ayrıntılar o kadar ufak kalıyor ki, sahne geçişinden sonra dahi unutulabiliyorlar. Yönetmenin karakteristik bir tavır koyduğu tek nokta, üslubundaki absürt tavrı olarak dikkat çekiyor. Belki de filmin tamamen dağılmasını önleyen de, yönetmenin bu üslubunu ve tavrını koruması diyebiliriz. Ayrıca Asabiyim Ben, İspanyol Sineması’nın ateşli ve uzun diyaloglar barındıran senaryolarına benzeyen bir senaryoya sahip. Bu tarz bir senaryo, absürt ögelerle birleştiğinde, kuşkusuz olarak ortaya ilginç bir deneyim çıkıyor. Bu ilginç deneyim filmin biraz olsun sürükleyici olmasına katkı sağlıyor.

Damian Szifron, son filmi Asabiyim Ben ile hem Altın Palmiye için yarışıp, hem de Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar adayı olarak kariyerinin zirvesine ulaştı diyebiliriz. Çok fazla türlerarası geçiş yapması sebebiyle istikrar sağlayamadığı bu filminde, yönetmenimiz belki deneysel olarak nitelendirilebilecek bir yapım ortaya koymak, belki de günlük dertlerimizi ne kadar abarttığımızı ve bu abartılı tavırların ne gibi sonuçlar doğurabileceğini, daha da abartarak göstermek istedi. Buna bir yorum getirmek zor. Ne yaptığını bildiğinden emin gibi duran, ama ne yazık ki emin olmayan Damian Szifron, yer yer kopuk ve temsil ettiğini düşündüğü amaçtan uzak bir yapım ortaya çıkarmış. Kusturicavari bir sonla kapanan Asabiyim Ben, ilginç ama tatmin edici olmayan bir tecrübe yaşatıyor.

Uluslararası Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye için yarışan ve Arjantin'in "Yabancı Dilde En İyi Film" dalında Oscar adayı olan, yılın sürpriz filmlerinden Asabiyim Ben - Wild Tales; türler arası geçiş yapan, absürt ögelerle bezeli bir çeşit gerilim-komedi. Pedro Almodovar'ın yapımcılar arasında yer aldığı ve Oscar yarışına dahil olduktan sonra dikkatleri üstüne çeken filmin yönetmeni Damian Szifron, üçüncü uzun metraj yönetmenlik tecrübesini yaşıyor. İlk filmi The Bottom of the Sea ile kariyerine fena bir başlangıç yapmayan yönetmen, on yılı aşkın bir süreden sonra kariyerinin zirvesine çıkmış gibi görünüyor. Asabiyim Ben, bir dönem Türkiye Sineması'nı fazlasıyla meşgul eden kesişme hikayelerini andıran bir sahne ile açılıyor. Sürükleyici birkaç diyalogla bezeli bu kısa sahne, filmin nasıl ilerleyeceğini de genel hatlarıyla belli ediyor. Sanıyorum Szifron, kamera açılarının ve sekansların tasarımının titiz bir şekilde hazırlandığı belli olan bu açılış sahnesi ile artık sinemasını olgunlaştırdığını göstermek istemiş. Filmin ilerleyen kısımlarında, bildiği her çekim ve plan tekniğini yerli yersiz kullanmış hissiyatını yaratan bir karmaşanın ortaya çıkması, onun bütün bildiklerini gösterme gayreti içerisinde olduğu hissini veriyor. Filmimiz günlük hayatın getirdiği stresi, sinir halini ve ihanetleri absürt bir üslupla işliyor. Saf insani, ya da diğer bir deyişle vahşi duyguları baz alan hikayelerden oluşuyor. Öfke, filmdeki bütün hikayelerin temelini oluşturuyor. Paris, je t'aime (Paris, Seni Seviyorum) ya da 7 Days in Havana (Havana'da 7 Gün) örneklerinde olduğu gibi, farklı yönetmenlerin ellerinden çıkmış kısa filmlerin, bir ya da iki temel unsur çerçevesinde oluşturduğu bir uzun metraj olarak görünen Asabiyim Ben, anlattığı hikayeleri birbirine bağlamada fazlasıyla sıkıntı yaşıyor. Bu bağlam için çoğunlukla öfke duygusunu kullanan yönetmen Szifron, farklı kulvarlar arasında dolaşmak isterken, kendini kaybediyor. Bir hikayeden diğerine geçerken sinema dilini, kamera tekniğini ve bir önceki hikayede kullandığı dinamikleri neredeyse tamamen değiştiriyor. Film dahilinde önemli bir kopukluğa sebep olan bu tercihler, filmin temposunu son bölüme doğru oldukça düşürüyor. Bir sonraki hikayesinde daima daha düşük bir tempo ve hakimiyetle karşımıza çıkan film, bunca kopukluk arasında bir bütünlük kurmaya çalışıyor. Fakat, yönetmenin en sıkıntılı olduğu noktalardan bir tanesi de bu oluyor haliyle. Bu bütünlüğü kurabilmek adına, birbirini takip eden hikayeler içerisinde ilişki kurulabilecek ufak ayrıntılar serpiştirmiş. Fakat bu ufak ayrıntılar o kadar ufak kalıyor ki, sahne geçişinden sonra dahi unutulabiliyorlar. Yönetmenin karakteristik bir tavır koyduğu tek nokta, üslubundaki absürt tavrı olarak dikkat çekiyor. Belki de filmin tamamen dağılmasını önleyen de, yönetmenin bu üslubunu ve tavrını koruması diyebiliriz. Ayrıca Asabiyim Ben, İspanyol Sineması'nın ateşli ve uzun diyaloglar barındıran senaryolarına benzeyen bir senaryoya sahip. Bu tarz bir senaryo, absürt ögelerle birleştiğinde, kuşkusuz olarak ortaya ilginç bir deneyim çıkıyor. Bu ilginç deneyim filmin biraz olsun sürükleyici olmasına katkı sağlıyor. Damian Szifron, son filmi Asabiyim Ben ile hem Altın Palmiye için yarışıp, hem de Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar adayı olarak kariyerinin zirvesine ulaştı diyebiliriz. Çok fazla türlerarası geçiş yapması sebebiyle istikrar sağlayamadığı bu filminde, yönetmenimiz belki deneysel olarak nitelendirilebilecek bir yapım ortaya koymak, belki de günlük dertlerimizi ne kadar abarttığımızı ve bu abartılı tavırların ne gibi sonuçlar doğurabileceğini, daha da abartarak göstermek istedi. Buna bir yorum getirmek zor. Ne yaptığını bildiğinden emin gibi duran, ama ne yazık ki emin olmayan Damian Szifron, yer yer kopuk ve…

Yazar Puanı

Puan - 52%

52%

52

Ne yaptığını bildiğinden emin gibi duran, ama ne yazık ki emin olmayan Damian Szifron, yer yer kopuk ve temsil ettiğini düşündüğü amaçtan uzak bir yapım ortaya çıkarmış. Kusturicavari bir sonla kapanan Asabiyim Ben, ilginç ama tatmin edici olmayan bir tecrübe yaşatıyor.

Kullanıcı Puanları: 3.14 ( 4 votes)
52
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi