Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa

Arzunun bedeninizi ele geçirmesine izin vermek! Birçoğumuz için çok zor bir eylem olsa da denemekten kaçmayanlar için hazzın ulaşılama basamaklarının yer aldığı bir boyutuna yapılan yolculuk. Bu hazsal yolculuk süresinde ise arzunun delilik ile olan o ince çizgisinde gezmek ise tamamen mastürbasyondan alınan keyif ile eş değer. İnsanın kendini tatmin etmesi ile başlayan süreçte vücudun sanki ilk kez bu zevki tadıyormuş gibi sarsılması; aynı şekilde arzunun ve deliliğin ele geçirdiği bedende gerçekleşen bir çığlık.  Bu bedensel arzu ve delilik harmonisi zihinsel bir seviyeye geldiğinde ise alınan hazzın boyutunun bir anlamı kalmıyor, durum sadece o hazzı tekrar ve tekrar yakalamaya çabalamanın bir oyunu oluyor. Bu mastürbasyon artık insanı tatmin etmemeye başlıyor ve bu cinsel açlık gibi hortlayan arzu yoksunluğu bir partner aramaya şevklendiriyor aç bedeni. Bu arzu ile yanıp tutuşan ve deliliğin sınırsızlığı ile bezenmiş cesur beden ise kendi bedeninin yanına bir beden arıyor fakat artık o başta bahsetmiş olduğum ince çizgi ortadan kaybolduğu için ‘sağlıklı’ karar alamama ‘sağlıklı’ bir ilişki veya beden talebini  de ortadan kaldırıyor. Böylelikle ateşi tarafından sarılan bedenin yanına koymak için bu psikopat zihin tanımı olmayan bir beden arıyor ya da bazen bedenleri bu tanım içerisine yerleştirmeye çabalıyor.

Tabuların çocuğu olan ve toplumun zihin yıkamasıyla bezenmiş olan insanlık her zaman normaller arkasında durup bir pencereden dışarı baktığı için bu zihinsel açlığa normal dışı diyerek bir köşeye itelemiştir. Fakat artık bir süre sonra tıpkı arzu ve delilik çizgisinin ortadan kaybolması gibi normallik ve anormallik çizgileri ortadan kalkıyor çünkü insanın yargılamasındaki bencillik de giderek törpüleniyor. Ve aynı zamanda her zihinde dolaşan hangi zihin sağlıklıdır düşüncesi insanı alıp başka bir konuma konumlandırabiliyor. İş böyle olunca da insanın yargılaması rafa kaldırılabiliyor ve arzunun delilik ile mükemmel bir harmoni içerisinde bedende ve zihinde kendilerini var etmeleri artık psikopatlığın bir çeşit rutin döngüsüne kadar evrilebiliyor çünkü her birey evinin dört duvarı içerisinde bu özgür alan yaratma düşüncesi içerisine girip bedenini arzuların, deliliklerin ve psikopatlıkların elinde özgür bırakıyor. Bu alanlar yatak odaları olduğu gibi, mutfaklar veya salonlar olabiliyorlar. Sadece toplumun külfeti üzerinde olduğu için insan kamusal alanda hala bir persona ile geziyor çünkü bir baba tarafından yargılanmak istemiyor. Tam da bu noktada sanat devreye giriyor ve sanatın hiç kimse tarafından doğrulmaması olgusuyla beraber baba tanımaz ruhu yargılanmanın yok sayıldığı bir yere yelken açtırtıyor.

Sanatın ve bu yazının ilerisinde ilerleyeceği yol sinemanın bu kamusal alanda yargılanma hortlağı olmadığı için de tüm psikopatlıkları, tüm bedenin arzu ve delilik ile ele geçirilmiş olma durumunu temsiller üzerinden aktarıyor. Bu aktarış içerisinde sinema kurgunun hayal dünyasında kaybolup abartının kucağına oturup bir şeyleri çizebiliyor; bununla beraber realitenin penceresini sonuna kadar açıp izleyiciye tokatlat savurup bundan tatmin oluyor ve ejakülasyon gerçekleşiyor. Fakat bir süre sonra yine insanın bedeninin ele geçirilmesiyle beraber, zihninin devreye girmesi, evinde özgür olması, kamunun yargısı, sanatın baş kaldırışı ve sinemanın yeniden temsil ile boşalmasıyla bu döngü devam edip duruyor ve insan oldukça devam edecek gibi duruyor. Ben de tüm arzumu ve deliliğimi yanıma alarak ve insanlığın bir parçası olarak görüp kendimi, sinemanın temsildeki boşalma anlarını; arzunun ve deliliğin ele geçirdiği bedenleri derlemek istedim ve sizin için sinemanın korkmadan temsil ettiği psikopatlıkların, şehvetlerin ve gözü dönmüşlüklerin birkaçını açığa çıkardım.

Arzunun ve Deliliğin Ele Geçirdiği Görmeniz Gereken 15 Beden!

What Ever Happened to Baby Jane? (1962)

what - ever - happened - to - baby - jane - filmloverss

Bette Davis’in unutulmaz bir oyunculuk performansı sergilediği film What Ever Happened to Baby Jane? sinema tarihinde kültler arasında yer alır. Küçüklüğündeki şöhretinin yakasını bırakmayan yaşlı bir kadın olan Jane Hudson yaşamındaki kırılma noktaları ile beraber artık bedenine hakim olamayan ve bedenine yabancılaşan bir kadındır. Aynı zamanda yine bedenine yabancı olan bir kadın ile arasındaki ilişkide kadınların beden algıları üzerinden zihinlerin ele geçirilmesin tanıklık ediyoruz. Geçmişin arzusunun ve tazeliğin inanılmaz bir oyunculuk ile çıldırma seviyesindeki performansı deliliğin çığlığını içinde taşıyor.

¿Quién puede matar a un niño? (1976)

who - can - kill - a - child - filmloverss

Who Can Kill a Child? ismiyle bilinen film hepimizin zihni için karanlık tarafa hitap eden bir soruyu beraberinde hem ismiyle beraber hem de etkisinden çıkamayacağınız konusuyla beraber getiriyor. Bir çocuğun öldürebilir misiniz? Bunu kendiniz, eşiniz ve doğmamış çocuğunuz için yapabilir misiniz? İlk başlarda hiçbir şeyden haberi olmayan bir turist çiftin bir adaya tatil için gelmesiyle ve olağan bir romantizm ile başlayan film hiç tahmin edilemez bir alanda yolculuğuna devam ediyor. Konunun ötesinde film boyunca çalan şarkının içinizdeki delilik için büyük bir teşvik olacak olan film, aklınızda çıkmayacak!

Angst (1983)

angst - filmloverss

Tüm bedenler aynı arzu ateşiyle yanmak zorunda mıdır? Öyle bir beden düşünün ki hayvanları öldürmek ile ve annesini katletmek ile yanıp tutuşan bir çocuk bedeni. Bu çocuk bedeni her zaman duyduğu hazzın daha fazlasını isteyecek ve artık dünya onun gözüne ilüzyon gibi gelmeye başlayacaktır. Bedeninin ateşini bile ve artık çocuk olmayan bu adam hapishaneye kapatılım kendisi ile baş başa bırakılınca neler olur? Gerçek bir hikayeden yola çıkan ve gerçekçi kurguda, hapishaneden çıkan bu arzu dolu ve tahrik edilmiş adamın hikayesi Angst. Öldürmenin ve cinselliğin bedeni, zihni tesir altına alması sizi de tahrik edecek!

The Hitcher (1986)

the - hitcher - filmloverss

Bir çocuğun asiliğinin o an zihnine hükmetmesi ve annesinin asla otostopçuları arabana alma söylemine karşı gelmesiyle başlayan tarifi imkansız bir nefes darlığı yaşatan ve insalıktan korkmanızı sağlayacak bir baş yapıt. The Hitcher içerisinde zihinlerin oyunlarına çok yakından tanık olabiliyoruz. Bir adamın sadece haz duymak için birilerine işkence etmesi ve kendisinin ‘yok olması’ bu oyunun sonu iken ve bundan aldığı tarifsiz heyecanını izliyoruz ve aynı zamanda başka bir adamında zihnini geri plana atarak bedenini deliliğin sınırları içinde kaybetmesini görüyoruz. İki delilik içerisinde kimi arzuluyoruz anlamıyoruz.

Misery (1990)

misery - filmloverss

Kathy Bates bu filmden sonra kendi için belki de korku duymayan bir izleyici duymamıştır. Filmde kendi ruhu ile ilişkisini kesmiş ve bir roman karakterine bağlılığı ile kendi zihnini ve bedenini dünyada tutan bir kadındır Bates. Filmde artık bedeniyle ilişkisi olmayan ve kurgu bir karakterin tesiri altına girmiş bu kadın için iki kırılma anı yaşanır. Öncelikle kendisiyle bağ kurduğu kadını yaratan yazarı evine alır ve ona bakar. Bu onu tanrıya bakan bir melek haline getirir ancak bu melek olma arzusu onu ele geçirir, adamın iyileşmesine izin vermez; veremez. Bir diğer kırılma noktası ise deliliğin iki insandaki patlağını verir.

Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi