“Birlikte ölebiliriz ve seni tanımıyorum bile.” Aramızdaki Sözler, bir felaket hikayesinin kahramanlarının hayatta kalmaya çalışırken birbirlerine duymaya başladıkları ilgi sayesinde aşk hikayesine dönüşümünü anlatıyor. Kate Winslet ve Idris Elba, yaşadıkları uçak kazası sebebiyle tek başına hayat mücadelesi verdikleri dağın tepesinde, bütün olumsuzluklara rağmen birbirlerine ilgi duymaya başlıyor ve hikaye içinde barındırdığı aksiyon ve dram unsurlarını romantik rüzgarlar arasında kaybediyor. Charles Martin’in aynı isimli romanından uyarlanan, zor koşullara rağmen görsel anlamda başarılı olan film, hayat mücadelesi veren iki kaza zedenin birbirlerine aşık olma hikayesini oldukça tahmin edilebilir bir şekilde anlatıyor. Kate Winslet ve Idris Elba’nın içine düştükleri felaket durumu içerisinde yaşadıkları aşk hikayesini konu alan filmin yönetmen koltuğunda 2013 yılı yapımı Omar filmi ile hatırladığımız Hollandalı/Filistinli yönetmen Hany Abu-Assad karşımıza çıkıyor. J.Mills Goodloe ve Chris Weitz’ın uyarladığı hikaye düğününe yetişmeye çalışan Alex Martin ve 10 yaşındaki hastasına yetişmeye çalışan kontrol delisi beyin cerrahı Ben Bass’in Idaho Havaalanından New York’a kalkacak olan uçaklarının yaklaşan kar fırtınası sebebiyle iptal olması sonucu acele ile verdikleri kararın peşinden içine düştükleri felaket durumunda verdikleri hayatta kalma mücadelesini ve başladıkları aşkı anlatıyor. Idris Elba’yı ilk kez bir romantik filmin baş erkek rolü olarak izleme deneyimini yaşadığımız film, felaket hikayesini aşka döndürmeye başladıkça daha da tahmin edilebilir olarak klişelerin bir bir üzerinden geçiyor. Zor şartlarda emek verilerek çekilen film, kolaylıkla tahmin edilebilir hikayesini aslında ilk birkaç dakikada özetliyor. Aramızdaki Sözler - The Mountain Between Us: Kalp, Sadece Bir Kastan İbaret Aksiyon dolu bir felaket hikayesi olarak başlayan film, izleyicisine verdiği küçük ipuçları ile başroller arasında var olan bütün imkansızlıklara rağmen yavaş yavaş bir aşk hikayesine dönüşüyor. Alex Martin (Kate Winslet), atılgan, cesur ve içine düştüğü felaket durumuna hareket ederek tepki vermek isterken Ben Bass (Idris Elba), böyle bir durumda kontrollü ve soğukkanlı bir şekilde güvenli olduğuna inandığı bir bölgede yardım bekleyerek karşılık vermek istiyor. İçine düştükleri duruma, farklı uçlarda tepki vermek isteyen iki karakter, beraber yaşadıkları zaman boyunca birbirlerinin hayat mücadelesine destek oluyor. Yaşadıkları aşk hikayesinin gerçekliği için ise en önemli soru, zor şartlar altında ortaya çıkan aşklarının gerçek hayatta var olup olamayacağı. Güçlü kurtarma içgüdülerine sahip doktor Ben Bass, karlar altındaki ıssız bir dağın tepesinde, bütün tehlikelerin ortasında kalmak isteyeceğimiz yabancılar listesinin ilk sırasına yerleşiyor. Kate Winslet’ın başarılı oyunculuğu ile hayat verdiği Alex Martin, cesur, atılgan bir savaş fotoğraf muhabiri ve iş hayatta kalmaya gelince başarma konusunda oldukça kararlı. Bu iki güçlü karakterin yollarının kesişmesi, yaşadıkları uçak kazası sonucu gerçekleşiyor. Hayatta kalmak için birbirlerine bağımlı olan bu iki yabancının zorlu hikayesini yansıtmak, çekimlerin bir ay süresince Kanada’da, 11.000 fit yükseklikteki Purcell Dağları’nda yapılmış olması sebebiyle kolay değil. Filmin yönetmeni, Oscar ödülü adaylığı bulunan, Hany Abu-Assad, zor hava şartları altında gerçekleştirilen çekimlerin gerçekleştirilebilmesindeki en büyük sebeplerden biri olarak, sıfırın altındaki derecelerde su dolu bir havuza defalarca atlamaktan çekinmeyen Kate Winslet ve birçok zorlu sahneyi kendisinin canlandırması konusunda ısrarcı olan Idris Elba’nın profesyonelliğine bağlıyor. Bu anlamda önemli bir diğer unsur da, tabi ki Mandy Walker’ın sinematografisinin üzerine değinilmeden geçilemeyecek başarısı. Karlar altında oldukça yüksek bir dağda çalışan film ekibi için ışığı güçlü bir şekilde yansıtmasının yanı sıra, hikaye gereği…

Yazar Puanı

Puan - 50%

50%

Etkisi altında bulunduğu zor koşullara rağmen başarısını koruyan sinematografisi ile Aramızdaki Sözler, hikayesi ile izleyicisini memnun etmeyi başarsa da tahmin edilebilir olmaktan öteye gidemiyor.

Kullanıcı Puanları: 3.5 ( 1 votes)
50

“Birlikte ölebiliriz ve seni tanımıyorum bile.”

Aramızdaki Sözler, bir felaket hikayesinin kahramanlarının hayatta kalmaya çalışırken birbirlerine duymaya başladıkları ilgi sayesinde aşk hikayesine dönüşümünü anlatıyor. Kate Winslet ve Idris Elba, yaşadıkları uçak kazası sebebiyle tek başına hayat mücadelesi verdikleri dağın tepesinde, bütün olumsuzluklara rağmen birbirlerine ilgi duymaya başlıyor ve hikaye içinde barındırdığı aksiyon ve dram unsurlarını romantik rüzgarlar arasında kaybediyor. Charles Martin’in aynı isimli romanından uyarlanan, zor koşullara rağmen görsel anlamda başarılı olan film, hayat mücadelesi veren iki kaza zedenin birbirlerine aşık olma hikayesini oldukça tahmin edilebilir bir şekilde anlatıyor.

Kate Winslet ve Idris Elba’nın içine düştükleri felaket durumu içerisinde yaşadıkları aşk hikayesini konu alan filmin yönetmen koltuğunda 2013 yılı yapımı Omar filmi ile hatırladığımız Hollandalı/Filistinli yönetmen Hany Abu-Assad karşımıza çıkıyor. J.Mills Goodloe ve Chris Weitz’ın uyarladığı hikaye düğününe yetişmeye çalışan Alex Martin ve 10 yaşındaki hastasına yetişmeye çalışan kontrol delisi beyin cerrahı Ben Bass’in Idaho Havaalanından New York’a kalkacak olan uçaklarının yaklaşan kar fırtınası sebebiyle iptal olması sonucu acele ile verdikleri kararın peşinden içine düştükleri felaket durumunda verdikleri hayatta kalma mücadelesini ve başladıkları aşkı anlatıyor. Idris Elba’yı ilk kez bir romantik filmin baş erkek rolü olarak izleme deneyimini yaşadığımız film, felaket hikayesini aşka döndürmeye başladıkça daha da tahmin edilebilir olarak klişelerin bir bir üzerinden geçiyor. Zor şartlarda emek verilerek çekilen film, kolaylıkla tahmin edilebilir hikayesini aslında ilk birkaç dakikada özetliyor.

Aramızdaki Sözler – The Mountain Between Us: Kalp, Sadece Bir Kastan İbaret

Aksiyon dolu bir felaket hikayesi olarak başlayan film, izleyicisine verdiği küçük ipuçları ile başroller arasında var olan bütün imkansızlıklara rağmen yavaş yavaş bir aşk hikayesine dönüşüyor. Alex Martin (Kate Winslet), atılgan, cesur ve içine düştüğü felaket durumuna hareket ederek tepki vermek isterken Ben Bass (Idris Elba), böyle bir durumda kontrollü ve soğukkanlı bir şekilde güvenli olduğuna inandığı bir bölgede yardım bekleyerek karşılık vermek istiyor. İçine düştükleri duruma, farklı uçlarda tepki vermek isteyen iki karakter, beraber yaşadıkları zaman boyunca birbirlerinin hayat mücadelesine destek oluyor. Yaşadıkları aşk hikayesinin gerçekliği için ise en önemli soru, zor şartlar altında ortaya çıkan aşklarının gerçek hayatta var olup olamayacağı. Güçlü kurtarma içgüdülerine sahip doktor Ben Bass, karlar altındaki ıssız bir dağın tepesinde, bütün tehlikelerin ortasında kalmak isteyeceğimiz yabancılar listesinin ilk sırasına yerleşiyor. Kate Winslet’ın başarılı oyunculuğu ile hayat verdiği Alex Martin, cesur, atılgan bir savaş fotoğraf muhabiri ve iş hayatta kalmaya gelince başarma konusunda oldukça kararlı. Bu iki güçlü karakterin yollarının kesişmesi, yaşadıkları uçak kazası sonucu gerçekleşiyor. Hayatta kalmak için birbirlerine bağımlı olan bu iki yabancının zorlu hikayesini yansıtmak, çekimlerin bir ay süresince Kanada’da, 11.000 fit yükseklikteki Purcell Dağları’nda yapılmış olması sebebiyle kolay değil. Filmin yönetmeni, Oscar ödülü adaylığı bulunan, Hany Abu-Assad, zor hava şartları altında gerçekleştirilen çekimlerin gerçekleştirilebilmesindeki en büyük sebeplerden biri olarak, sıfırın altındaki derecelerde su dolu bir havuza defalarca atlamaktan çekinmeyen Kate Winslet ve birçok zorlu sahneyi kendisinin canlandırması konusunda ısrarcı olan Idris Elba’nın profesyonelliğine bağlıyor. Bu anlamda önemli bir diğer unsur da, tabi ki Mandy Walker’ın sinematografisinin üzerine değinilmeden geçilemeyecek başarısı. Karlar altında oldukça yüksek bir dağda çalışan film ekibi için ışığı güçlü bir şekilde yansıtmasının yanı sıra, hikaye gereği ıssız olması gereken ancak ortamda çalışan diğer insanların ayak izlerini oldukça açık bir şekilde ortaya çıkaran arka planın bu gibi bütün dezavantajlarına rağmen, çalışmasını daha önce Gizli Sayılar (2016)’da da gözlemlediğimiz Mandy Walker, ortaya yine başarılı bir iş çıkarıyor.

Bütün zorluklara rağmen tahmin edilemeyecek derecede başarılı olan sinematografinin aksine, filmin tek bir çekimde ustaca yansıtılan ani bir uçak kazasıyla başlayan hikayesi, sıkça yer verdiği klişelerle izlemeye oldukça alıştığımız bir aşk hikayesine dönmekten kaçamıyor. Film, hikayesini ilişki içerisinde sanılan karakterlerle tanıştırıldığımız ilk birkaç dakikada özetliyor ve bu noktadan itibaren izleyici, hikayeyi ve başrolleri heyecanla takip etmektense zaten tahmin edebildiği olayların gerçekleşme zamanını beklemeye başlıyor. Ortak bir amaç uğruna işbirliği yapan kadın ve erkek karakter arasında illa ki bir aşk hikayesi inşa ediliyor. Alex Martin’in cesur ve atılgan karakteri, bacağındaki rahatsızlık sebebiyle, hikayenin geneline bakıldığında Kate Winslet’ın başarılı oyunculuğuna rağmen ‘avcı toplayıcı’ erkek karakter Idris Elba’ya bağımlı olmaktan öteye gidemiyor. Ben, her zaman koruyucu, sorun çözücü ve iyileştirici iken; Alex, çocuksu derecede sorumsuz ve daima korunmaya muhtaç olarak resmediliyor. Kaderin müthiş bir tesadüfü sonucu bir araya gelen Idris Elba ve Kate Winslet arasında yavaş yavaş inşa edilmesi hedeflenen kimyasal çekim, bu iki yabancının birlikte geçirdiği kısa süreye tezat düşen bir şekilde fazlaca derinleştirilmeye çalışıyor ve havada kalıyor. Aralarında geçen sürenin uzunluğu veya kat etmeleri gereken yol bilgisinin izleyiciye verilmemesi ise yaratılabilecek stres seviyesinin yakalanamamasına yol açıyor. İzleyici kendisi ile bağ kurması hedeflenen başrollerinin kayıp olmuşluklarına kapılıp kendisini baskı altında hissetmiyor dolayısıyla film, heyecanını kaybediyor. Hikayenin romantik dokusunu destekleyen unsurlardan bir diğeri ise, film boyunca sevgiyle takip ettiğimiz ve zaman zaman kendimize oyunculardan daha yakın hissettiğimiz Golden Retriever. Filmin hikayesi, romantik unsurları hikayesine dahil etmeye başladığı ilk andan itibaren ivme kaybetmekten kaçamıyor ve sonunda yaptığı, iki karakterin arasındaki aşk hikayesinin sadece zor şartlar altında var olmaktan çok daha fazlası olduğunun altını çizmek ve bu aşk hikayesinin büyüsünü desteklemek için yaptığı ‘ters köşe’ ile, içinde bulundurduğu klişelerin seviyesini zirveye çıkarıyor ve her ne kadar izleyicisini memnun etse de hikayeyi sıradanlaştırıyor. Sonuç olarak anlatılan hikaye izleyicinin aklında oldukça sıradan ve alışılageldik, bu iki yabancı ise, ölümün ucundan döndükleri bu maceradan sonra ani kararlarla hayatlarında köklü değişiklikler yapacak kadar fevri olarak kalıyor. Birbirine tamamen yabancı bu iki insanın hayatta kalma mücadelesi, sahip olduğu klişe anlatım stilinden dolayı ezberlediğimiz aşk hikayelerinden biri olmaktan daha ileri gidemiyor.

Etkisi altında bulunduğu zor koşullara rağmen başarısını koruyan sinematografisi ile Aramızdaki Sözler, hikayesi ile izleyicisini memnun etmeyi başarsa da tahmin edilebilir olmaktan öteye gidemiyor. Film, romantik unsurları yansıtırken klişelerden kaçamıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi