1997 yılında bankalara hizmet veren Loomis Fargo şirketi çalışanı David Scott Ghantt, Amerikan tarihinin en büyük banka soygunlarından birine imzasını attı. Bankalar arası para taşımacılığı hizmeti veren ve yüksek meblağların güvenliğini üstlenen şirkette gerçekleşen bu soygunun gerçek hikâyesinden yola çıkan Jared Hess filmi Aptallar Çetesi (Masterminds) Zack Galifianakis, Kristen Wiig, Owen Wilson ve Jason Sudeikis gibi sevilen dört komedi oyuncusunu başrollerde izlediğimiz, 90 dakikalık sulu sepken bir komedi olarak tarif edilebilir.

David, sıkıcı bir hayatı olan, bu sıkıcılıktan kurtulabilmek için zihninde kendini heyecan dolu maceraların kahramanı yapıp duran, hem görüntüsü hem de hali ve tavrıyla oldukça şapşal ve naif bir adam. Bankaların ATM adını verdiğimiz para çekme makinelerine yerleştirilen paraları taşıyan araçlardan birinin şoförü (bu şapşallığıyla o göreve nasıl gelmiş o da bir muamma aslında). Kısa bir süre iş arkadaşı olan ve sonra işten kovulan Kelly’ye abayı yakmış durumda. Kelly ve arkadaşı Steve bu para taşıma araçlarını soymaya karar verince David, konumu ve saflığından faydalanılacak bir yem haline geliyor. Hem aşkı hem de yaşadığı sıkıcı hayattan kurtulacağı macerayı bulduğuna olan inancı sayesinde soygun planına dâhil olan David’in macerası Meksika’ya kaçmasıyla devam ediyor. Kandırıldığını anlayınca bir hayli üzülen David, bu üzüntüsünü yaşayacak fırsat bulamadan peşine düşen kiralık katil ve polislerle uğraşmaya başlayınca macera epey boyundan büyük hale geliyor.

Aptallar Çetesi: Akıllara Zarar Soygun

Aptallar Çetesi senaryosuyla türün tanıdık, benzerlerinde sıkça görmüş olduğumuz bir yapıya sahip; kendi durumunun farkında olmayan aptallık derecesinde saf bir kahraman, bu kahramanın kendini bile bile içine soktuğu zor / karmaşık durumlarda kalması, saflığın yerini bir çeşit aydınlanmaya bırakması, kahramana evrilme, cesaretle örülü final twisti ve mutlu son… Bu tür kahramanları konu alan ve seyirciyi hem senaryo hem de mizah açısından doyuran Coen kardeşler gibi yönetmenlerin filmlerine aşinayız. Salak ve Avanak gibi filmler de türün başka örnekleri olarak hatırlanabilir. Buradaki temel sıkıntı, filmin mizahının iyi yazılmış bir senaryo ve akılcı diyaloglarla beslenmesi gerekirken genellikle kaba komediye kaçma kolaycılığıyla karşılaşıyor olmamız. Hepsi birbirinden yetenekli oyuncular olan başrollerin sözlü değil fiziksel, zekice değil bel altı şakalarla beslediği film yer yer güldüğümüz sahnelere rağmen bütününe bakınca Recep İvedik’i andıran bir parodi sahneler kolajına dönüşmekten kurtulamıyor.

Steve’in kendine Gepetto demesi, David’in kukla konumuna düşmesiyle birleşince hoş bir detay olmuş. David’in Kelly’ye olan aşkına Bonnie ve Clyde göndermesi yapması da yine tatlı bir ayrıntı.  Kelly’nin David’in iyiliği karşısında değişen tavrı, onu kandırmakla başlayan yapay tavrının onunla birlikte hareket etmekle sonlanan samimi haline dönüşümü güzel resmedilmiş. Aynı değişim çok inandırıcı görünmemekle birlikte kiralık katil karakter Mike için de geçerli. Jason Sudeikis, Mike’ı canlandırırken gayet başarılı bir performans sergiliyor film boyunca.

Anlattığı hikâyenin gerçekliği, bu gerçekliğin akla zarar bir boyutta oluşu filmi her şeye rağmen çekici kılabilecek bir detay. Üstelik çalınan 17 milyon doların hâlâ bulunamamış olan 2 milyonluk kısmıyla ilgili de tatlı bir sürpriz mevcut filmde. Gerçekte de böyle mi oldu bilmiyorum ama şayet olduysa iyi ki de olmuş diye düşündüm filmi izledikten sonra. Gündemden bunalan zihinleri dinlendirip bir nebze de olsun gülebilmek için iyi bir hafta sonu seçeneği olabilir her şeye rağmen. İyi seyirler.

 

1997 yılında bankalara hizmet veren Loomis Fargo şirketi çalışanı David Scott Ghantt, Amerikan tarihinin en büyük banka soygunlarından birine imzasını attı. Bankalar arası para taşımacılığı hizmeti veren ve yüksek meblağların güvenliğini üstlenen şirkette gerçekleşen bu soygunun gerçek hikâyesinden yola çıkan Jared Hess filmi Aptallar Çetesi (Masterminds) Zack Galifianakis, Kristen Wiig, Owen Wilson ve Jason Sudeikis gibi sevilen dört komedi oyuncusunu başrollerde izlediğimiz, 90 dakikalık sulu sepken bir komedi olarak tarif edilebilir. David, sıkıcı bir hayatı olan, bu sıkıcılıktan kurtulabilmek için zihninde kendini heyecan dolu maceraların kahramanı yapıp duran, hem görüntüsü hem de hali ve tavrıyla oldukça şapşal ve naif bir adam. Bankaların ATM adını verdiğimiz para çekme makinelerine yerleştirilen paraları taşıyan araçlardan birinin şoförü (bu şapşallığıyla o göreve nasıl gelmiş o da bir muamma aslında). Kısa bir süre iş arkadaşı olan ve sonra işten kovulan Kelly’ye abayı yakmış durumda. Kelly ve arkadaşı Steve bu para taşıma araçlarını soymaya karar verince David, konumu ve saflığından faydalanılacak bir yem haline geliyor. Hem aşkı hem de yaşadığı sıkıcı hayattan kurtulacağı macerayı bulduğuna olan inancı sayesinde soygun planına dâhil olan David’in macerası Meksika’ya kaçmasıyla devam ediyor. Kandırıldığını anlayınca bir hayli üzülen David, bu üzüntüsünü yaşayacak fırsat bulamadan peşine düşen kiralık katil ve polislerle uğraşmaya başlayınca macera epey boyundan büyük hale geliyor. Aptallar Çetesi: Akıllara Zarar Soygun Aptallar Çetesi senaryosuyla türün tanıdık, benzerlerinde sıkça görmüş olduğumuz bir yapıya sahip; kendi durumunun farkında olmayan aptallık derecesinde saf bir kahraman, bu kahramanın kendini bile bile içine soktuğu zor / karmaşık durumlarda kalması, saflığın yerini bir çeşit aydınlanmaya bırakması, kahramana evrilme, cesaretle örülü final twisti ve mutlu son... Bu tür kahramanları konu alan ve seyirciyi hem senaryo hem de mizah açısından doyuran Coen kardeşler gibi yönetmenlerin filmlerine aşinayız. Salak ve Avanak gibi filmler de türün başka örnekleri olarak hatırlanabilir. Buradaki temel sıkıntı, filmin mizahının iyi yazılmış bir senaryo ve akılcı diyaloglarla beslenmesi gerekirken genellikle kaba komediye kaçma kolaycılığıyla karşılaşıyor olmamız. Hepsi birbirinden yetenekli oyuncular olan başrollerin sözlü değil fiziksel, zekice değil bel altı şakalarla beslediği film yer yer güldüğümüz sahnelere rağmen bütününe bakınca Recep İvedik’i andıran bir parodi sahneler kolajına dönüşmekten kurtulamıyor. Steve’in kendine Gepetto demesi, David’in kukla konumuna düşmesiyle birleşince hoş bir detay olmuş. David’in Kelly’ye olan aşkına Bonnie ve Clyde göndermesi yapması da yine tatlı bir ayrıntı.  Kelly’nin David’in iyiliği karşısında değişen tavrı, onu kandırmakla başlayan yapay tavrının onunla birlikte hareket etmekle sonlanan samimi haline dönüşümü güzel resmedilmiş. Aynı değişim çok inandırıcı görünmemekle birlikte kiralık katil karakter Mike için de geçerli. Jason Sudeikis, Mike’ı canlandırırken gayet başarılı bir performans sergiliyor film boyunca. Anlattığı hikâyenin gerçekliği, bu gerçekliğin akla zarar bir boyutta oluşu filmi her şeye rağmen çekici kılabilecek bir detay. Üstelik çalınan 17 milyon doların hâlâ bulunamamış olan 2 milyonluk kısmıyla ilgili de tatlı bir sürpriz mevcut filmde. Gerçekte de böyle mi oldu bilmiyorum ama şayet olduysa iyi ki de olmuş diye düşündüm filmi izledikten sonra. Gündemden bunalan zihinleri dinlendirip bir nebze de olsun gülebilmek için iyi bir hafta sonu seçeneği olabilir her şeye rağmen. İyi seyirler.  

Yazar Puanı

puan - 50%

50%

Aptallar Çetesi’nin senaryosu türün tanıdık, benzerlerinde sıkça görmüş olduğumuz yapısına sahip; kendi durumunun farkında olmayan aptallık derecesinde saf bir kahraman, bu kahramanın kendini bile bile içine soktuğu zor / karmaşık durumlarda kalması, saflığın yerini bir çeşit aydınlanmaya bırakması, kahramanlığa evrilme, cesaretle örülü final twisti ve mutlu son...

Kullanıcı Puanları: 0.4 ( 1 votes)
50
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi