Sanırım Holywood artık yaratıcı gücünü kaybediyor. Ya da belki uzun zamandır kaybetmişti de ben izlediğim son film Apollo 18 ile bunu artık tamamen tescilledim. Bir film düşünün ki sadece çekilmiş olmak için çekilsin. Kötü oyunculuklar, kötü kamera teknikleri ve bir o kadar kötü görüntüler. Bir film kötü bile olsa yerden yere vurmak pek tarzım değildir ama itiraf etmeliyim ki bu film gerçekten çok kötü olmuş. 

Öncelikle artık izleyici sarsmak, etkinin boyutlarını artırmak için filmin başında veya sonunda yazılan gerçek bir hikayeden alıntıdırlar çok demode oldu. Bana biraz “film çok kötü çıkarsa da kızmayın sonuçta biz gerçek bir olayı çektik!” diyerek bahanelere sığınmak için ya da insanlar “aa gerçek hikayeymiş izleyelim yaa” desin diye bu ibare konuluyor gibi geliyor.  Apollo 18’de işte bu bahsettiğim iki maddeye sığınıp bir uzay hikayesini anlatıyor. Biraz uzaylı, biraz gizemli dünyalar, yaratık serilerinden kes kırp yapıştır tekniğiyle çekilen film ne yazık ki vasatın üzerine çıkamıyor. 

Amerikan-Kanada ortak yapımı filmin yönetmen koltuğunda ispanyol Gonzalo Lopez-Gallego bulunuyor. “İnsanoğlunun bir daha adım atmamasının bir sebebi var!” gibi iddialı bir sloganla ülkemizde Amerika’dan aylar sonra vizyona giren yapım ne yazık ki bu iddiasını koruyamıyor. Uzun süre aynı tempoda ilerleyen senaryo ve bir yere varmayan sahneler izleyiciyi zaman zaman bunaltıyor, uykusunu getiriyor. İkinci yarıdan itibaren Paranormal Activity 4 – Uzay Yolu kıvamında ilerleyen filmle uzaylı varlıkların ipliği pazara çıkıyor. Aslında konu gerçekten ilginç, internette yaptığım araştırmalardan sonra gerçekten merakla ve beklentilerle dolu izledim filmi. 1979’da Apollo 18 macerasının örtülü hikayesinden yola çıkarak altında yatan sebepleri anlatma, açıklama sevdasıyla yazılan filmin doğruluğuna ne kadar inanılabilir bilemiyorum ama sürükleyici olabilecek bir konuya yazık edildiği düşüncesindeyim. 

Filme dair söyleyebileceğim en güzel şey ise içimde yarattığı kuşku tohumları oldu. Neden acaba gerçekten günümüzün ileri teknolojisine rağmen bunca senedir Ay’a kimse gitmiyor? Finalde yazan açıklama da dikkat çeken bir diğer güzel noktalardan; Ay’dan getirilen ve ülkelerin başkanlarına hediye edilen tüm aytaşları “kayboldu” ya da “çalınmıştır”. Sebebini filmi izlediğinizde daha iyi anlayacaksınız. 

İyi seyirler… 

Filmden birkaç detay:

  • Film yayınlandıktan sonra NASA açıklama yapmış: “ Film belgesel değildir, sadece bir hikayedir.” Koskoca NASA’dan da böyle bir açıklama yapılması da ayrı bir enterasanlıktır.
  • Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için www.lunartruth.com adresini ziyaret edebilirsiniz. (Ben onların yalancısıyım!)
  • Filmin senaryosu çekimler süresince sürekli yeniden yazılarak her defasında değiştirilmiş.
  • Çekimler 70’lerde kullanılan eski tip lens kullanılarak yapılmış.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi