“Zira iyi ya da kötü yoktur. Düşünce var eder ikisini de.”

Hamlet / William Shakespeare

William Shakespeare’in Hamlet isimli oyununda yer alan yukarıdaki alıntıyla açılan Ansızın – Auf Einmal; Almanya’nın küçük bir kasabasında birey üzerinden başlayan iyi-kötü sorgulamasını toplumun ve nihayetinde sistemin geneline yayarak heteronormatif burjuva ahlakının çürümüşlüğünü ekranlara taşıyor. İlk filmi Köprüdekiler ile Türkiye’deki alt sınıfları, ikinci filmi Hayatboyu ile Nişantaşı’nda yaşayan orta-üst sınıf bir çifti mercek altına alan Aslı Özge; prömiyerini Berlinale’de yapan son filmi Ansızın’da bu kez Alman orta-üst sınıfına mensup bir adamın yaşadığı trajedi üzerinden toplumu ve toplumsal statüleri sorguluyor. Trajedi demişken; Aslı Özge’nin Ansızın’a yine bir trajedi olan Hamlet’ten alıntıyla başlamasının oldukça ince bir tercih olduğunu söyleyebiliriz. Zira yaşadıkları içsel yolculuk ve nihayetindeki karakter dönüşümü bağlamında Shakespeare’in Hamlet’i ile Aslı Özge’nin Karsten’inin büyük benzerlikler taşıdığını söylemek mümkün. Nitekim Karsten de tıpkı Hamlet gibi güçlü bir babanın oğlu ve hayatının hemen hiçbir döneminde zorlukla karşılaşmamış, oldukça konformist bir hayat sürmüş. Altena isimli bu küçük Alman kasabasının prensi şeklinde görebileceğimiz Karsten, yaşadığı bir trajedi sonrasında, hayatın gerçek yüzüyle ve toplumun ikiyüzlülüğü ile tanışıyor.

Aslı Özge’nin Defne Joy Foster’ın hayatını kaybetme sürecinden esinlenerek ve ‘evli bir kadın’ olarak bir başka adamın evinde ölü bulunması üzerine toplumun ‘su testisi su yolunda kırılır’ mahiyetindeki çirkin ve oldukça ataerkil, kadını dışlayıcı tepkilerine sinirlenerek yapma kararı aldığı Ansızın; ölen kişiden ziyade yanında öldüğü kişinin üzerinde oluşan baskılara odaklanıyor. Kısacası yaşadığı trajik bir olay sonrasında çevresi tarafından dışlanan ve toplumsal statüsünü kaybetmeye başlayan bir adamın ahlaki sorgulamalarına ve pasiflikten aktifliğe olan geçişine tanık oluyoruz Ansızın’da. Bir anlamda elindeki gücü kaybedince çevresindeki herkesi ve her şeyi kaybetmeye başlayan bir adamın düzenin içinde kalmak ve dışlanmamak için ahlaki olarak doğrudan vazgeçişine şahit oluyoruz.

Ansızın: Ah Şu Güç Tutkusu!

Filmin konusundan kısaca bahsetmek gerekirse; varlıklı bir ailenin oğlu olan Karsten’in evinde verdiği bir parti bitmiş ve herkes dağılmış, Anna isimli bir kadın dışında evde kimse kalmamıştır. Karsten kim olduğunu bilmediği ve partide tanıştığı bu gizemli ve çekici kadına yaklaşır ve ikili yakınlaşmaya başlar. Sebebi bilinmez bir biçimde yere düşen kadına yardım çağırmak için ambulansı aramak yerine evinin hemen yakınındaki bir kliniğe koşar; fakat klinik geceleri hizmet vermediği için kapalıdır. Karsten aynı hızla eve döner ama yerde yatan Anna artık ölmüştür. Bir anlık zaafın hayatını ne denli altüst edeceği ve kabusa dönüştüreceğinden haberi olmayan Karsten’in yaşam mücadelesi esas şimdi başlamaktadır.

Olay yerine gelen polis memurları kendisine olayın nasıl vuku bulduğunu sorar ve nefesi kesilen bu kadını kurtarmak için neden ambulansı aramak yerine kliniğe gittiğini sorgularlar. Zira Karsten’in kliniğe gidip geldiği 15 dakikalık süre zarfında Anna’nın kurtulma ihtimali de henüz söz konusudur. Kendisi de neden ambulansı aramak yerine kliniğe gidip yardım çağırmaya çalıştığını bilmeyen Karsten yaşanan elim olaydan dolayı suçluluk hissetmektedir. Bir taraftan arkadaşları tarafından dışlanmaya başlar zira hepsinin derdi kendi itibarlarını korumaktır. (Özellikle bu toplum ve çevre tarafından dışlanma, itibarın tehlikeye girmesi durumlarının Thomas Vinterberg’in Jagten filmini anımsattığını söylemek mümkün.) Aynı şekilde itibarı tehlikeye giren ve kendisine güvenmemeye başlayan sevgilisi de Karsten’i terk eder. Karsten kliniğe gitme kararını ahlaki anlamda sorgulamaya başlar; ama sonradan, aldığı bu kararın içine bir şekilde işlemiş toplumsal statüyü ve itibarı korumak için alındığını fark eder. Karsten doğru olanı yaptığını hiçbir zaman dile getirmez aksine aldığı bu kararı sürekli sorgular ve bu bölümlerde onu koruyan ve savunan tek kişi babasıdır. Ne zaman ki Anna’nın aslında bir Rus göçmeni olduğunu öğrenirler işte o zaman hem Karsten hem de babasının içlerindeki zenofobi (yabancı düşmanlığı) açığa çıkar ve bu durumdan kurtulmalarının pek de zor olmadığını fark ederler. Bir yandan da orta-üst sınıf ile göçmen-alt sınıfın karşı karşıya geldiği bu nokta güçlü olanın güçsüz olan üzerinde hakimiyet kurma savaşımı için önemli bir noktadır. Zira insanoğlunun güce olan zaafı yüzümüze tokat gibi çarpar. Bir anlamda iki farklı sınıfın çatışmasını da gözler önüne seren Aslı Özge, bundan sonra; ahlaki anlamda verdiği mücadeleyi hukukla kazanabildiğini gören bir adamın artık ahlaki olanla ilgilenmekten vazgeçerek, kendisini dışlayan ve ötekileştiren çevresinden intikam alma ve kaybettiği itibarını geri kazanma sürecine odaklanıyor.

Özetle; Ansızın, sosyo-politik birçok meseleyi dışlanma ekseninde ele alarak bireye ve nihayetinde topluma yönelik oldukça değerli çıkarımları yapıyor. Aslı Özge’nin karakter geliştirmedeki başarısına bir kez daha şahit olduğumuz Ansızın’ın en büyük eksikliğinin ise diyaloglarındaki zayıflıktan kaynaklandığını dile getirebiliriz. Karakterlere ve hikayeye oranla yapay gözüken bazı diyalogların kültürel anlamda Alman toplumuyla pek uyumlu olduğunu söyleyemeyiz. Her şeye rağmen; güçlü bir sinematografiyle yaratılan atmosferin, Karsten karakterinin içindeki sinmişliği ve karamsarlığı vermek için seçilmiş sonbahar mevsiminin filmin renk paletine ve görsel anlatım gücüne yaptığı büyük katkının; yine Karsten’in sıkışmışlığını, kapana kısılmışlığını vermek adına içi doldurulan ve açık alan bırakılmayan kadrajların, görsel anlatım gücü yüksek olan planların (Karsten’in dağın tepesine çıktığı ve bir tarafında Alman bayrağı diğer tarafında haç olan plan gibi) Ansızın’ın sinematik değerini arttırdığını ve Aslı Özge’nin ne denli titiz bir yönetmen olduğunu bir kez daha kanıtladığını söylemek gerekiyor.

 

 

“Zira iyi ya da kötü yoktur. Düşünce var eder ikisini de.” Hamlet / William Shakespeare William Shakespeare’in Hamlet isimli oyununda yer alan yukarıdaki alıntıyla açılan Ansızın – Auf Einmal; Almanya’nın küçük bir kasabasında birey üzerinden başlayan iyi-kötü sorgulamasını toplumun ve nihayetinde sistemin geneline yayarak heteronormatif burjuva ahlakının çürümüşlüğünü ekranlara taşıyor. İlk filmi Köprüdekiler ile Türkiye’deki alt sınıfları, ikinci filmi Hayatboyu ile Nişantaşı’nda yaşayan orta-üst sınıf bir çifti mercek altına alan Aslı Özge; prömiyerini Berlinale’de yapan son filmi Ansızın’da bu kez Alman orta-üst sınıfına mensup bir adamın yaşadığı trajedi üzerinden toplumu ve toplumsal statüleri sorguluyor. Trajedi demişken; Aslı Özge’nin Ansızın’a yine bir trajedi olan Hamlet’ten alıntıyla başlamasının oldukça ince bir tercih olduğunu söyleyebiliriz. Zira yaşadıkları içsel yolculuk ve nihayetindeki karakter dönüşümü bağlamında Shakespeare’in Hamlet’i ile Aslı Özge’nin Karsten’inin büyük benzerlikler taşıdığını söylemek mümkün. Nitekim Karsten de tıpkı Hamlet gibi güçlü bir babanın oğlu ve hayatının hemen hiçbir döneminde zorlukla karşılaşmamış, oldukça konformist bir hayat sürmüş. Altena isimli bu küçük Alman kasabasının prensi şeklinde görebileceğimiz Karsten, yaşadığı bir trajedi sonrasında, hayatın gerçek yüzüyle ve toplumun ikiyüzlülüğü ile tanışıyor. Aslı Özge’nin Defne Joy Foster’ın hayatını kaybetme sürecinden esinlenerek ve ‘evli bir kadın’ olarak bir başka adamın evinde ölü bulunması üzerine toplumun ‘su testisi su yolunda kırılır’ mahiyetindeki çirkin ve oldukça ataerkil, kadını dışlayıcı tepkilerine sinirlenerek yapma kararı aldığı Ansızın; ölen kişiden ziyade yanında öldüğü kişinin üzerinde oluşan baskılara odaklanıyor. Kısacası yaşadığı trajik bir olay sonrasında çevresi tarafından dışlanan ve toplumsal statüsünü kaybetmeye başlayan bir adamın ahlaki sorgulamalarına ve pasiflikten aktifliğe olan geçişine tanık oluyoruz Ansızın’da. Bir anlamda elindeki gücü kaybedince çevresindeki herkesi ve her şeyi kaybetmeye başlayan bir adamın düzenin içinde kalmak ve dışlanmamak için ahlaki olarak doğrudan vazgeçişine şahit oluyoruz. Ansızın: Ah Şu Güç Tutkusu! Filmin konusundan kısaca bahsetmek gerekirse; varlıklı bir ailenin oğlu olan Karsten’in evinde verdiği bir parti bitmiş ve herkes dağılmış, Anna isimli bir kadın dışında evde kimse kalmamıştır. Karsten kim olduğunu bilmediği ve partide tanıştığı bu gizemli ve çekici kadına yaklaşır ve ikili yakınlaşmaya başlar. Sebebi bilinmez bir biçimde yere düşen kadına yardım çağırmak için ambulansı aramak yerine evinin hemen yakınındaki bir kliniğe koşar; fakat klinik geceleri hizmet vermediği için kapalıdır. Karsten aynı hızla eve döner ama yerde yatan Anna artık ölmüştür. Bir anlık zaafın hayatını ne denli altüst edeceği ve kabusa dönüştüreceğinden haberi olmayan Karsten’in yaşam mücadelesi esas şimdi başlamaktadır. Olay yerine gelen polis memurları kendisine olayın nasıl vuku bulduğunu sorar ve nefesi kesilen bu kadını kurtarmak için neden ambulansı aramak yerine kliniğe gittiğini sorgularlar. Zira Karsten’in kliniğe gidip geldiği 15 dakikalık süre zarfında Anna’nın kurtulma ihtimali de henüz söz konusudur. Kendisi de neden ambulansı aramak yerine kliniğe gidip yardım çağırmaya çalıştığını bilmeyen Karsten yaşanan elim olaydan dolayı suçluluk hissetmektedir. Bir taraftan arkadaşları tarafından dışlanmaya başlar zira hepsinin derdi kendi itibarlarını korumaktır. (Özellikle bu toplum ve çevre tarafından dışlanma, itibarın tehlikeye girmesi durumlarının Thomas Vinterberg'in Jagten filmini anımsattığını söylemek mümkün.) Aynı şekilde itibarı tehlikeye giren ve kendisine güvenmemeye başlayan sevgilisi de Karsten’i terk eder. Karsten kliniğe gitme kararını ahlaki anlamda sorgulamaya başlar; ama sonradan, aldığı bu kararın…

Yazar Puanı

Puan - 72%

72%

72

Ansızın – Auf Einmal; Almanya’nın küçük bir kasabasında birey üzerinden başlayan iyi-kötü sorgulamasını toplumun ve nihayetinde sistemin geneline yayarak heteronormatif burjuva ahlakının çürümüşlüğünü ekranlara taşıyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
72
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi