Harold Gray’in bant-karikatürlerinden ve Thomas Meehan’ın tiyatro metninden esinlenilerek 1982 yılında ilk kez beyazperdeye uyarlanan Annie, modernize edilme sürecine devam ediyor ve bu kez de karşımıza, teknolojinin birincil unsur olduğu bir “yeni jenerasyon filmi” olarak çıkıyor.

Amerikan halkı tarafından bağrına basılan Annie karakterinin ilk kez sahneye çıkışı bant karikatürlerle olsa da, perdelerini açıp kendini duyurması 1977 tarihli Broadway müzikaline dayanıyor. Yıllarca Broadway sahnesinde seyirciyle buluşmaya devam eden Annie, ardından ise John Huston tarafından 1982 yılında beyazperdeye uyarlanmıştı.

Bu kez karşımıza bir modern zamanlar versiyonu olarak çıkan ve Jay-Z, Will Smith gibi isimleri de prodükyon ekibinde bulunduran filmin konusuna kısaca değinecek olursak; Annie (Quvenzhané Wallis), henüz bebekken anne ve babası tarafından terk edilen ve haftalık kazanç sağlamak amacıyla yetimhaneden kendisini alan Miss Hannigan (Cameron Diaz) tarafından kötü şartlar altında büyütülen bir kız çocuğudur. Oldukça baskıcı bir tavır sergileyen ve alkolizm problemleri olan Hannigan, her ne kadar nefret uyandırıcı bir tutum sergilese de, Annie yarından umudunu kesmeyerek, yeniden doğacak güneşin kendisine getireceği güzellikleri düşünür. Nitekim o güzellikler gelir de; politikacı ve aynı zamanda telefon şirketi sahibi Will Stacks’in (Jamie Foxx), Annie’nin hayatını kurtarmasıyla ikili birbirinin hayatına girer. Doğal bir hayat kurtarma girişiminden sonra yapay bir politik şov halini alan bu süreç, Stacks’in duygularında yaşanacak değişimlerle hikayenin gelişimini sağlayacaktır.

1982 yılında John Huston tarafından yönetmenliği üstlenen ve hikayenin geçtiği tarih olan 1930’lara sadık kalınarak ekranlara getirilen Annie’nin, Will Gluck’ın yönetmenliğini yaptığı yeni versiyonunda ise tanıklık ettiğimiz yer ve zaman, günümüz New York sokaklarıdır. Orijinal hikayesi Büyük Buhran döneminde geçen filmin, dolayısıyla günümüz bilişim çağına bir sıçrayış yaptığı söylenebilir. Bu sıçrayışı yaparken ise kullanılan en büyük öge, teknoloji. Olay örgüsü sebebiyle daha önceki yapımlarda da materyal hayat olgusu oldukça göz önünde tutulmuş olsa da, Annie’nin yaşadığı bu farklı dünyaya geçiş süreci bu kez büyük oranda teknolojik gelişim üzerinden ilerliyor ve pırıltılı hayat, otomatik hareket eden ürünler üzerinden sunuluyor. Teknolojiye odaklanılarak modernize edilmeye çalışılan hikaye, kimi karakterlerin çıkarılması ve hikayenin derinleştirilmemesi gibi problemlere de sebebiyet veriyor.

Modernize edilme aşamasında filmin dikkate değer olan bir diğer noktası ise, günümüze kadar gelinen süreçte siyah ırkın artık eşit olarak görülmesi ve aynı zamanda çoğalan olanaklarla göçün de artmasıyla, filmde oluşan etnik çeşitlilik. Günümüz versiyonununa olumlu bakış açısı veren bu nokta, başrolde izlediğimiz Quvenzhané Wallis’in başarılı oyunculuğuyla da birleşince filmin pozitif taraflarının oluşmasını sağlıyor. Zira 9 yaşındayken Beasts of the Southern Wild filmiyle En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterilen Wallis, şu an 11 yaşında bir oyuncu olarak karakterinin hakkını veren bir performans sergiliyor.

Annie, Wallis’in oyunculuğu başta olmak üzere kimi noktalarda başarılı bir duruş sergilerken, negatif yanlarının ise yeterince üstesinden gelinemediği bir yapım olarak göze çarpıyor. Film, bir müzikalden ziyade, Amerikan klibi ile sineması arasında kalmış bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Zira filmin koreografisi de, bir müzikal kapsamında değerlendirildiğinde oldukça yetersiz kalıyor ve dolayısıyla Annie, yeni MTV kuşağına sunulabilecek “hızlı tüketim filmi” olarak vizyondaki yerini alıyor. Sonuç olarak Annie, vakit öldürmek adına pozitif enerjisi olan bir film izlemek isteyenler için önerilebilecek bir yapım olmaktan öteye gidemiyor.

Harold Gray’in bant-karikatürlerinden ve Thomas Meehan’ın tiyatro metninden esinlenilerek 1982 yılında ilk kez beyazperdeye uyarlanan Annie, modernize edilme sürecine devam ediyor ve bu kez de karşımıza, teknolojinin birincil unsur olduğu bir “yeni jenerasyon filmi” olarak çıkıyor. Amerikan halkı tarafından bağrına basılan Annie karakterinin ilk kez sahneye çıkışı bant karikatürlerle olsa da, perdelerini açıp kendini duyurması 1977 tarihli Broadway müzikaline dayanıyor. Yıllarca Broadway sahnesinde seyirciyle buluşmaya devam eden Annie, ardından ise John Huston tarafından 1982 yılında beyazperdeye uyarlanmıştı. Bu kez karşımıza bir modern zamanlar versiyonu olarak çıkan ve Jay-Z, Will Smith gibi isimleri de prodükyon ekibinde bulunduran filmin konusuna kısaca değinecek olursak; Annie (Quvenzhané Wallis), henüz bebekken anne ve babası tarafından terk edilen ve haftalık kazanç sağlamak amacıyla yetimhaneden kendisini alan Miss Hannigan (Cameron Diaz) tarafından kötü şartlar altında büyütülen bir kız çocuğudur. Oldukça baskıcı bir tavır sergileyen ve alkolizm problemleri olan Hannigan, her ne kadar nefret uyandırıcı bir tutum sergilese de, Annie yarından umudunu kesmeyerek, yeniden doğacak güneşin kendisine getireceği güzellikleri düşünür. Nitekim o güzellikler gelir de; politikacı ve aynı zamanda telefon şirketi sahibi Will Stacks’in (Jamie Foxx), Annie’nin hayatını kurtarmasıyla ikili birbirinin hayatına girer. Doğal bir hayat kurtarma girişiminden sonra yapay bir politik şov halini alan bu süreç, Stacks’in duygularında yaşanacak değişimlerle hikayenin gelişimini sağlayacaktır. 1982 yılında John Huston tarafından yönetmenliği üstlenen ve hikayenin geçtiği tarih olan 1930’lara sadık kalınarak ekranlara getirilen Annie’nin, Will Gluck’ın yönetmenliğini yaptığı yeni versiyonunda ise tanıklık ettiğimiz yer ve zaman, günümüz New York sokaklarıdır. Orijinal hikayesi Büyük Buhran döneminde geçen filmin, dolayısıyla günümüz bilişim çağına bir sıçrayış yaptığı söylenebilir. Bu sıçrayışı yaparken ise kullanılan en büyük öge, teknoloji. Olay örgüsü sebebiyle daha önceki yapımlarda da materyal hayat olgusu oldukça göz önünde tutulmuş olsa da, Annie’nin yaşadığı bu farklı dünyaya geçiş süreci bu kez büyük oranda teknolojik gelişim üzerinden ilerliyor ve pırıltılı hayat, otomatik hareket eden ürünler üzerinden sunuluyor. Teknolojiye odaklanılarak modernize edilmeye çalışılan hikaye, kimi karakterlerin çıkarılması ve hikayenin derinleştirilmemesi gibi problemlere de sebebiyet veriyor. Modernize edilme aşamasında filmin dikkate değer olan bir diğer noktası ise, günümüze kadar gelinen süreçte siyah ırkın artık eşit olarak görülmesi ve aynı zamanda çoğalan olanaklarla göçün de artmasıyla, filmde oluşan etnik çeşitlilik. Günümüz versiyonununa olumlu bakış açısı veren bu nokta, başrolde izlediğimiz Quvenzhané Wallis’in başarılı oyunculuğuyla da birleşince filmin pozitif taraflarının oluşmasını sağlıyor. Zira 9 yaşındayken Beasts of the Southern Wild filmiyle En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterilen Wallis, şu an 11 yaşında bir oyuncu olarak karakterinin hakkını veren bir performans sergiliyor. Annie, Wallis’in oyunculuğu başta olmak üzere kimi noktalarda başarılı bir duruş sergilerken, negatif yanlarının ise yeterince üstesinden gelinemediği bir yapım olarak göze çarpıyor. Film, bir müzikalden ziyade, Amerikan klibi ile sineması arasında kalmış bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Zira filmin koreografisi de, bir müzikal kapsamında değerlendirildiğinde oldukça yetersiz kalıyor ve dolayısıyla Annie, yeni MTV kuşağına sunulabilecek "hızlı tüketim filmi" olarak vizyondaki yerini alıyor. Sonuç olarak Annie, vakit öldürmek adına pozitif enerjisi olan bir film izlemek isteyenler için önerilebilecek bir yapım olmaktan öteye gidemiyor.

Yazar Puanı

53 - 53%

53%

53

Film, bir müzikalden ziyade, Amerikan klibi ile sineması arasında kalmış bir eser olarak karşımıza çıkıyor ve vakit öldürmek adına pozitif enerjisi olan bir film izlemek isteyenler için önerilebilecek bir yapım olmaktan öteye gidemiyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
53
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi