Christopher Nolan'ın yönettiği Kara Şövalye üçlemesinin son filmi Kara Şövalye Yükseliyor - The Dark Knight Rises'ın, ABD’nin Colorado eyaletine bağlı Denver kentinde gerçekleşen galası sırasında olanlar hafızalarımızda henüz çok taze. 24 yaşındaki, James Holmes isimli bir genç, gaz maskesini takarak, önce tüm salona gaz bombası attı ardından ise bir tüfek ve iki tabancayla sinema ekranının önüne geçerek izleyicilere rastgele ateş açtı. Toplamda 12 kişinin öldüğü saldırıda 50'den fazla da yaralanan oldu. Burada oluşan en önemli soru işaretlerinden bir tanesi şuydu; gaz maskesiyle sinema salonuna girmek, ardından rastgele ateş açarak insanları canice katletmek bir terör örgütünün işi değil ise,  bir amatör tarafından nasıl gerçekleştirilebildi? Bu sorunun cevabı bu saldırıda olduğu gibi birçok saldırıda aynı yere çıkıyor: The Anarchist Cookbook 1971 yılında William Powell tarafından yazılan The Anarchist Cookbook, bomba ve uyuşturucu imalatından, tek kişilik eylemlere kadar birçok konuda detaylı bilgi içeren bir kitap. Tarih boyunca, özellikle A.B.D'de, öğrenciler tarafından yapılan okul  saldırıları sonrası gündeme gelen ve toplatılmaya çalışılan The Anarchist Cookbook, yıllar içerisinde popülaritesini kaybetmez, aksine internet ve sosyal medyanın gücüyle çok daha fazla kişiye ulaşır. Kitapta yazılanları deneyen gençler, kitaptaki bilgilerin doğru olduğunu kanıtlayan videolar çeker, kendi silahlarını üretir. Özellikle, Vietnam Savaşı sebebiyle A.B.D'de yükselen savaş karşıtı eylemlere katılan ve bu konuda kalemini kullanarak sesini daha yüksek kitlelere duyurmak isteyen William Powell, "askeriyenin elinde olan bilgileri herkesin bilmesi gerekir" düşüncesiyle halka açık kütüphanelerden topladığı bilgiler ışığında yazar The Anarchist Cookbook'u. Peki, yazdığı kitabın birçok ölüme sebep olacağını düşünmüştür dersiniz? İşte, Amerikalı belgesel yönetmeni Charlie Siskel bu gizemin peşinden giderek William Powell'a ulaşıyor ve merak edilen tüm cevapları Powell'ın kendisinden alıyor. American Anarchist: Bir Anarşistin Katliam Rehberi Belgeseli iki ayrı bölüm halinde ele alabiliriz, nitekim yönetmenin de bunu planladığını düşünüyorum. Belgeselin tamamında olayları Powell'ın bakış açısından dinliyor olsak da özellikle ilk bölümde yönetmen, tüm odağı Powell'ın ne kadar iyi bir insan olduğu yönüne kaydırıyor. Böylelikle ikinci bölümde işler biraz daha kızıştığında Powell ile empati yapmaya zorlanıyor, kendisinin masum olduğunu düşünmeye yöneltiliyoruz. Bu durum, belgesel sırasında Powell'a yöneltilen soruların yazarı köşeye sıkıştırmaktan ziyade belgeselin inandırıcı olması için serpiştirilmiş detaylardan öteye gidemiyor. Bu soruların yer aldığı bölüm ile seyirciyi bir nebze de olsa ters köşeye yatırmaya ve düşündürmeye itmeyi hedefleyen Siskel, ele aldığı konunun çekiciliği dışında, herhangi bir etki yaratamadığı gibi aslında Powell'ı aklamaya da çabalıyor. Burada önemli olan nokta Powell'ın haklı/haksız olması değil, yönetmenin belgesel etiğinin dışına çıkarak seyirciye kendi düşüncelerini empoze etme çabası diyebiliriz. Üstelik bunu yaparken, aksi yönde hareket ettiğini inandırmaya çalışması son derece yapay duruyor. Kişisel fikrimi paylaşacak olursam, böyle bir kitabın basılmış ve tarih boyunca elden ele dolaşmış olması son derece enteresan. Üzerinden yıllar geçmiş olsa ve artık her türlü bilgiye internet üzerinden ulaşabiliyor olsak dahi, bu kitabın yazarıyla tanışmak ve kitabın kullanıldığı katliamları hatırlatırken yüzünü görmek, fikirlerini duymak çok önemli. Belgeselin ne derece başarılı olduğu veya Powell'ın ne kadar masum olduğu sorusunun cevabı ise hem Powell'ın hem de bizim vicdanlarımızda gizli.

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

The Anarchist Cookbook'un yazarıyla tanışmak ve kitabın kullanıldığı katliamları hatırlatırken yüzünü görmek, fikirlerini duymak önemli. Belgeselin ne derece başarılı olduğu veya Powell'ın ne kadar masum olduğu sorusunun cevabı ise hem Powell'ın hem de bizim vicdanlarımızda gizli.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
60

Christopher Nolan’ın yönettiği Kara Şövalye üçlemesinin son filmi Kara Şövalye Yükseliyor – The Dark Knight Rises’ın, ABD’nin Colorado eyaletine bağlı Denver kentinde gerçekleşen galası sırasında olanlar hafızalarımızda henüz çok taze. 24 yaşındaki, James Holmes isimli bir genç, gaz maskesini takarak, önce tüm salona gaz bombası attı ardından ise bir tüfek ve iki tabancayla sinema ekranının önüne geçerek izleyicilere rastgele ateş açtı. Toplamda 12 kişinin öldüğü saldırıda 50’den fazla da yaralanan oldu. Burada oluşan en önemli soru işaretlerinden bir tanesi şuydu; gaz maskesiyle sinema salonuna girmek, ardından rastgele ateş açarak insanları canice katletmek bir terör örgütünün işi değil ise,  bir amatör tarafından nasıl gerçekleştirilebildi? Bu sorunun cevabı bu saldırıda olduğu gibi birçok saldırıda aynı yere çıkıyor: The Anarchist Cookbook

1971 yılında William Powell tarafından yazılan The Anarchist Cookbook, bomba ve uyuşturucu imalatından, tek kişilik eylemlere kadar birçok konuda detaylı bilgi içeren bir kitap. Tarih boyunca, özellikle A.B.D’de, öğrenciler tarafından yapılan okul  saldırıları sonrası gündeme gelen ve toplatılmaya çalışılan The Anarchist Cookbook, yıllar içerisinde popülaritesini kaybetmez, aksine internet ve sosyal medyanın gücüyle çok daha fazla kişiye ulaşır. Kitapta yazılanları deneyen gençler, kitaptaki bilgilerin doğru olduğunu kanıtlayan videolar çeker, kendi silahlarını üretir.

Özellikle, Vietnam Savaşı sebebiyle A.B.D’de yükselen savaş karşıtı eylemlere katılan ve bu konuda kalemini kullanarak sesini daha yüksek kitlelere duyurmak isteyen William Powell, “askeriyenin elinde olan bilgileri herkesin bilmesi gerekir” düşüncesiyle halka açık kütüphanelerden topladığı bilgiler ışığında yazar The Anarchist Cookbook’u. Peki, yazdığı kitabın birçok ölüme sebep olacağını düşünmüştür dersiniz? İşte, Amerikalı belgesel yönetmeni Charlie Siskel bu gizemin peşinden giderek William Powell’a ulaşıyor ve merak edilen tüm cevapları Powell’ın kendisinden alıyor.

American Anarchist: Bir Anarşistin Katliam Rehberi

Belgeseli iki ayrı bölüm halinde ele alabiliriz, nitekim yönetmenin de bunu planladığını düşünüyorum. Belgeselin tamamında olayları Powell’ın bakış açısından dinliyor olsak da özellikle ilk bölümde yönetmen, tüm odağı Powell’ın ne kadar iyi bir insan olduğu yönüne kaydırıyor. Böylelikle ikinci bölümde işler biraz daha kızıştığında Powell ile empati yapmaya zorlanıyor, kendisinin masum olduğunu düşünmeye yöneltiliyoruz. Bu durum, belgesel sırasında Powell’a yöneltilen soruların yazarı köşeye sıkıştırmaktan ziyade belgeselin inandırıcı olması için serpiştirilmiş detaylardan öteye gidemiyor. Bu soruların yer aldığı bölüm ile seyirciyi bir nebze de olsa ters köşeye yatırmaya ve düşündürmeye itmeyi hedefleyen Siskel, ele aldığı konunun çekiciliği dışında, herhangi bir etki yaratamadığı gibi aslında Powell’ı aklamaya da çabalıyor. Burada önemli olan nokta Powell’ın haklı/haksız olması değil, yönetmenin belgesel etiğinin dışına çıkarak seyirciye kendi düşüncelerini empoze etme çabası diyebiliriz. Üstelik bunu yaparken, aksi yönde hareket ettiğini inandırmaya çalışması son derece yapay duruyor.

Kişisel fikrimi paylaşacak olursam, böyle bir kitabın basılmış ve tarih boyunca elden ele dolaşmış olması son derece enteresan. Üzerinden yıllar geçmiş olsa ve artık her türlü bilgiye internet üzerinden ulaşabiliyor olsak dahi, bu kitabın yazarıyla tanışmak ve kitabın kullanıldığı katliamları hatırlatırken yüzünü görmek, fikirlerini duymak çok önemli. Belgeselin ne derece başarılı olduğu veya Powell’ın ne kadar masum olduğu sorusunun cevabı ise hem Powell’ın hem de bizim vicdanlarımızda gizli.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi