Philip Roth’un 1997’de yazdığı Pulitzer Ödüllü romanından uyarlanan American Pastoral filminde, Ewan McGregor’un ilk yönetmenlik denemesini gerçekleştirdiğini göz önüne alarak McGregor’a hak verip ne yapmak istediğini anlıyoruz ama aynı parlaklığı filmin satır aralarında göremiyoruz. American Beauty’nin seviyesine erişemediği gibi daha sert bir girizgahla yönetmen, bizi sınamaya ve Amerika’nın 50’li, 60’lı yıllar cinnetiyle yüzleştirmeye çalışıyor. Lise çağında bir kızın Vietnam Savaşı’na ve siyahilere yönelik şiddete karşı durmak için yaptığı protestoları hızlı bir yükselişten bir anda hayalet kıvamına indiriyor. Ama bu kıvamsız indirgeme hali hikayenin omurgasını bir hayli zedeliyor.

Hikayenin içine sızacak olursak American Pastoral için, güzellik kraliçesi annesi ve başarılı bir iş adamı olan babasıyla yaşayan Merry’nin çocukluktan başlayan bir ‘sindirememe’ hikayesi diyebiliriz. Önceleri annesinin tescilli güzel olmasına, babasını annesinden kıskanmasına ve ilgiyi üzerine çekmek için kekelediğine tanık olduğumuz Merry, bir anda ergenlikle başlayan bir boyut değiştirme yaşıyor. Asiliğinin dengesi, anne ve babasıyla ters düşmesi, onları eleştirmesi gayet anlaşılacak tepkilerken hikaye bir anda boyut değiştiriyor. Merry ortadan kayboluyor, hem de adının bir bombalama eylemine karışmasıyla! Ailenin yıkımıyla çalkalandığımız uzun bir süreçte Merry’nin Rita adlı dava arkadaşının ortaya çıkmasıyla gizem perdesi çözülmeye başlıyor desek de çözülen bir şey olmadığını filmi izledikçe fark ediyoruz!

American Pastoral: Yavan Bir Tarihi Çözümleme

Film aslında çok güçlü durarak farklı bir hikayem var üslubuyla giriş yapıyor ama yavan bir tarihi çözümlemeyle karşı karşıya bırakıyor bizi. Hatta işin politik arka planını bırakalım, kızlarının kaybıyla bir anda çöken mükemmel aile kalıbı yine karşımıza çıkar diye düşündürtüyor. Burada da devreye Revolutionary Road giriyor, mükemmellikten tipik Amerikan ailesine iyi bir geçiş yapan filmi, American Pastoral filmini izlerken kendi adıma andığımı söyleyebilirim.

Oysa Merry’nin o gençlik ateşinin bir sıkımlık canı olduğunu, neredeyse hikayeden çekildiğini hissettiğimizde filme dair söyleyecek pek bir şey de kalmıyor; hikayenin kontrolsüzce dümdüz gidişatı ilgimizi bölüyor. Kızının kaybıyla tekrar ayağa kalkan, eski güzellik olgusuna saplanan ve dış görünüş mükemmelliğiyle bitik iç dünyasını onarmaya çalışan Dawn’ın ve kızının gizemli arkadaşının peşinde helak olan babanın değişimini değil de kızın yaşadığı değişimi daha merak eder hale geliyoruz. Çünkü spoiler vermek gibi olacak ama bulunan kızın değişimi gerçekten de ilginç! Zaten ne varsa küçük Merry de var. Çocukluktan başlayan tepkileri hayatının her yerine sızıyor.

Kısa sürse de inandığı, tepki duyduğu şeylerin şiddeti ve kuvveti en azından hikayenin geneli içinde daha inandırıcı duruyor. Hikayenin gizem kaynağı diyebiliriz onun için! Ama ona rağmen film ara ara yükselişler yaşıyor.

McGregor zannımca kitabın toplumsal harmanıyla bireylere kadar nüfuz eden şiddeti ve bu şiddetin mükemmel gibi görünen her yapıyı bir anda yok ettiğine dair güzel bir fikirle bu filmi çekmeye karar vermiş olmalı. Merry de ilginç bir kız, ailesine olan tepkiselliğinin onu bir eylemci kıvamına kadar getirmesi de anlaşılabilir. Ama ondan sonrası bayağı bir zorlama olmuş. Kızın bir anda sütliman bir kedi kıvamına dönüşmesi bile ilginç. Ama bunlar anlatımın eksikliğinden midir nedir yeteri kadar nüfuz etmiyor seyirciye. American Pastoral, kızın yemeyen, içmeyen, yıkanmayan, bir anda gençliğini söndüren şeyin detaylarını daha belirgin sunmalıydı hikaye. Baba öldükten sonra, sanki bu ölümün gücüyle toparlanmış gibi çıkıp gelen kızın değişimini de anlayabilmek isterdik açıkçası! Yoksa her şeyi ebeveyn nefretiyle açıklamak çok basit ve kolaycı duruyor ama işte ara öyküler de dolmuyor.

Kendi adıma daha fazla açıklama bekledim sanki, hikayeyi hop diye kaldıracak detaylarda tıkanmamış bir anlatım tarzı. Ama ilk yönetmenlik denemesiyle güzel bir konuyla  baş etmekte biraz zorlanmış bir oyuncu (yönetmen) görüyoruz karşımızda. Ama kostümler, dönem ruhu gibi dokular filme gayet iyi oturmuş, mekanlar iyi seçilmiş bu arada.

 

Philip Roth’un 1997’de yazdığı Pulitzer Ödüllü romanından uyarlanan American Pastoral filminde, Ewan McGregor’un ilk yönetmenlik denemesini gerçekleştirdiğini göz önüne alarak McGregor’a hak verip ne yapmak istediğini anlıyoruz ama aynı parlaklığı filmin satır aralarında göremiyoruz. American Beauty’nin seviyesine erişemediği gibi daha sert bir girizgahla yönetmen, bizi sınamaya ve Amerika’nın 50’li, 60’lı yıllar cinnetiyle yüzleştirmeye çalışıyor. Lise çağında bir kızın Vietnam Savaşı’na ve siyahilere yönelik şiddete karşı durmak için yaptığı protestoları hızlı bir yükselişten bir anda hayalet kıvamına indiriyor. Ama bu kıvamsız indirgeme hali hikayenin omurgasını bir hayli zedeliyor. Hikayenin içine sızacak olursak American Pastoral için, güzellik kraliçesi annesi ve başarılı bir iş adamı olan babasıyla yaşayan Merry’nin çocukluktan başlayan bir ‘sindirememe’ hikayesi diyebiliriz. Önceleri annesinin tescilli güzel olmasına, babasını annesinden kıskanmasına ve ilgiyi üzerine çekmek için kekelediğine tanık olduğumuz Merry, bir anda ergenlikle başlayan bir boyut değiştirme yaşıyor. Asiliğinin dengesi, anne ve babasıyla ters düşmesi, onları eleştirmesi gayet anlaşılacak tepkilerken hikaye bir anda boyut değiştiriyor. Merry ortadan kayboluyor, hem de adının bir bombalama eylemine karışmasıyla! Ailenin yıkımıyla çalkalandığımız uzun bir süreçte Merry’nin Rita adlı dava arkadaşının ortaya çıkmasıyla gizem perdesi çözülmeye başlıyor desek de çözülen bir şey olmadığını filmi izledikçe fark ediyoruz! American Pastoral: Yavan Bir Tarihi Çözümleme Film aslında çok güçlü durarak farklı bir hikayem var üslubuyla giriş yapıyor ama yavan bir tarihi çözümlemeyle karşı karşıya bırakıyor bizi. Hatta işin politik arka planını bırakalım, kızlarının kaybıyla bir anda çöken mükemmel aile kalıbı yine karşımıza çıkar diye düşündürtüyor. Burada da devreye Revolutionary Road giriyor, mükemmellikten tipik Amerikan ailesine iyi bir geçiş yapan filmi, American Pastoral filmini izlerken kendi adıma andığımı söyleyebilirim. Oysa Merry’nin o gençlik ateşinin bir sıkımlık canı olduğunu, neredeyse hikayeden çekildiğini hissettiğimizde filme dair söyleyecek pek bir şey de kalmıyor; hikayenin kontrolsüzce dümdüz gidişatı ilgimizi bölüyor. Kızının kaybıyla tekrar ayağa kalkan, eski güzellik olgusuna saplanan ve dış görünüş mükemmelliğiyle bitik iç dünyasını onarmaya çalışan Dawn’ın ve kızının gizemli arkadaşının peşinde helak olan babanın değişimini değil de kızın yaşadığı değişimi daha merak eder hale geliyoruz. Çünkü spoiler vermek gibi olacak ama bulunan kızın değişimi gerçekten de ilginç! Zaten ne varsa küçük Merry de var. Çocukluktan başlayan tepkileri hayatının her yerine sızıyor. Kısa sürse de inandığı, tepki duyduğu şeylerin şiddeti ve kuvveti en azından hikayenin geneli içinde daha inandırıcı duruyor. Hikayenin gizem kaynağı diyebiliriz onun için! Ama ona rağmen film ara ara yükselişler yaşıyor. McGregor zannımca kitabın toplumsal harmanıyla bireylere kadar nüfuz eden şiddeti ve bu şiddetin mükemmel gibi görünen her yapıyı bir anda yok ettiğine dair güzel bir fikirle bu filmi çekmeye karar vermiş olmalı. Merry de ilginç bir kız, ailesine olan tepkiselliğinin onu bir eylemci kıvamına kadar getirmesi de anlaşılabilir. Ama ondan sonrası bayağı bir zorlama olmuş. Kızın bir anda sütliman bir kedi kıvamına dönüşmesi bile ilginç. Ama bunlar anlatımın eksikliğinden midir nedir yeteri kadar nüfuz etmiyor seyirciye. American Pastoral, kızın yemeyen, içmeyen, yıkanmayan, bir anda gençliğini söndüren şeyin detaylarını daha belirgin sunmalıydı hikaye. Baba öldükten sonra, sanki bu ölümün gücüyle toparlanmış gibi çıkıp gelen kızın değişimini de anlayabilmek isterdik açıkçası! Yoksa her şeyi ebeveyn nefretiyle açıklamak çok basit…

Yazar Puanı

Puan - 50%

50%

Mükemmel olanın yıkımıyla karşı karşıya kalmak daha acılı olabilyor ama American Pastoral bu acıyı silik bir kayıp hikayesine dönüştürüyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
50
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi