Yol filmleri, genellikle keşfettirdikleriyle daha da çekici hale gelir.  Andrea Arnold, dördüncü uzun metraj filmiyle birlikte inşa etmek istediği sinema dili bağlamında, bu keşif yolunu özgün bir şekilde açıyor. Arnold’un karakteristik yönlerinden biri olarak yine 1:37:1 ölçeğinde izlediğimiz film, Amerikan Rüyası’nı ters ve aslında o kadar da parlak olmayan tarafından ele almak istiyor. Yol boyunca çizdiği rota ile bu rüyayı irdelemeye devam ediyor. Bireysel çıkış noktalarından daha geniş ve toplumcu çıkarımlara varabilen bir yolculuk American Honey. Tutku, aşk, hırs ve aidiyet arasında gezinirken savrulmamaya çalışan genç Star’ın evden kaçışını anlatan Amerikan Honey, yılın en dikkate değer filmlerinin başında geliyor.

Henüz 18 yaşını dolduran Star’ın (Sasha Lane) hayatı iki kardeşiyle birlikte çöpten yemek toplayarak ve babasının tacizlerine katlanarak geçiyordur. Yeni bir hayat için yalnızca bir işaret arıyordur ve o işareti yoldan arabasıyla geçen Jake’te (Shia LaBeouf) görür. Zaten kaybedecek bir şeyi olmadığını düşünerek “daha kötüsü olamaz” motivasyonuyla Jake’in iş teklifini kabul ederek ekibe katılır ve Amerika’yı keşfetmek için yola çıkar.

American Honey: Amerika’yı Tersten Keşfeden Cezbedici Bir Yol Hikayesi

Andrea Arnold, Star’ın çaresizliğini ve bıkkınlığını açılış sekansının ilk saniyeleriyle anlatmaya başlıyor. Mekanı kullanmaktaki ustalığı ve detaylara olan takıntısı ile, Star’ın çevresinde olup bitene kısa sürede hakim olmak mümkün oluyor. Arnold’un sinematografik tercihleri onun hikaye anlatımının en önemli noktasını oluşturuyor ve duyguları yansıtmakta çok etkili rol oynuyor. Bu tercihlerle duygunun aktarımı daha yumuşak bir şekilde gerçekleşiyor. Star’ın kapalı ve içe dönük karakterini çözümlemek zor bir meydan okuma olabilir ama, Arnold gibi karakterlerine fazlasıyla hakim olan ve onları kararları konusunda olabildiğince özgür bırakmayı seven bir yönetmen için, bu tarz bir karakter çok daha zengin bir hal alıyor. Film boyunca tek bir doğrultuda ilerlemeyen bir olay örgüsüyle bu zenginliği daha da beslemeyi ihmal etmiyor. Star’ın çabalarını ve kendini ispatlama arzusunu gözler önüne serildikçe, Jake ile arasındaki ilişkinin içinden çıkılamaz hali daha da belirginleşiyor. Aynı zamanda Star’ın bütün ekip içerisindeki yeri kesinleşmeye başladıkça, sürtüşmeler de artıyor. Bir yandan işler bir yere kadar iyi gidiyorken, diğer yanda asla kesinlikten bahsetmiyor Arnold.

Star ve beraber gezdiği ekibin yol boyunca uğradığı kasabaların demografileri genel olarak küçük bir Amerika özeti sunuyor. Beyaz yakalıların sokaklarından, kovboyların bozkırlarına; petrol sahalarından, sefaletin en acı yüzünün göründüğü kasabalara kadar uzanan bu yolculuk, Star’ın kendini keşfetmesi açısından önem taşıyor; kazanma uğruna sınırlarını zorluyor. Amerikan Rüyası’nın çizdiği görüntüyü bütün etkileyiciliği ile resmediyor. Fırsatlar ülkesinde yol kenarında bir iş fırsatıyla karşılaşabilir, fırsatı kullanarak yeni dünyalara yelken açabilirsiniz. Hayalini kurduğunuz hemen her şey gerçek olabilir; değer verdiğiniz insanlar, bir amaç ve para. Bütün bunların karşılığı ise hiç istenen gibi olmayabiliyor. İstenmeyen olaylara daha çok odaklanan Arnold, hayatta kalmanın zor taraflarını ön plana çıkarmayı istiyor.

Andrea Arnold, özellikle close-up çekimlerle karakterlerin dışavurumlarını, oyuncuların doğallıklarını korumalarıyla yakalıyor. American Honey özelinde, doğaçlama yapmanın daha mümkün olduğu bir senaryo ile oyuncuların daha rahat performans sergileyebildiklerini düşünmek olası ve bu rahatlık perdeye çok doğal bir şekilde yansıyor. Andrea Arnold, kendine bir amaç arayan, arzuları, hedefleri olan ve eğlenmek isteyen bir grup genç ile bir Amerikan Rüyası anlatıyor. Müziklerle beslediği sahnelerinin gücü, sinematografik tercihlerle iyice artıyor. Seyirciyi karmaşık duygularla baş başa bırakan American Honey, doğru hamlelerle izlemesi zevkli ve değerli bir yapım halini alıyor.

Yol filmleri, genellikle keşfettirdikleriyle daha da çekici hale gelir.  Andrea Arnold, dördüncü uzun metraj filmiyle birlikte inşa etmek istediği sinema dili bağlamında, bu keşif yolunu özgün bir şekilde açıyor. Arnold'un karakteristik yönlerinden biri olarak yine 1:37:1 ölçeğinde izlediğimiz film, Amerikan Rüyası’nı ters ve aslında o kadar da parlak olmayan tarafından ele almak istiyor. Yol boyunca çizdiği rota ile bu rüyayı irdelemeye devam ediyor. Bireysel çıkış noktalarından daha geniş ve toplumcu çıkarımlara varabilen bir yolculuk American Honey. Tutku, aşk, hırs ve aidiyet arasında gezinirken savrulmamaya çalışan genç Star’ın evden kaçışını anlatan Amerikan Honey, yılın en dikkate değer filmlerinin başında geliyor. Henüz 18 yaşını dolduran Star’ın (Sasha Lane) hayatı iki kardeşiyle birlikte çöpten yemek toplayarak ve babasının tacizlerine katlanarak geçiyordur. Yeni bir hayat için yalnızca bir işaret arıyordur ve o işareti yoldan arabasıyla geçen Jake’te (Shia LaBeouf) görür. Zaten kaybedecek bir şeyi olmadığını düşünerek “daha kötüsü olamaz” motivasyonuyla Jake’in iş teklifini kabul ederek ekibe katılır ve Amerika’yı keşfetmek için yola çıkar. American Honey: Amerika'yı Tersten Keşfeden Cezbedici Bir Yol Hikayesi Andrea Arnold, Star’ın çaresizliğini ve bıkkınlığını açılış sekansının ilk saniyeleriyle anlatmaya başlıyor. Mekanı kullanmaktaki ustalığı ve detaylara olan takıntısı ile, Star’ın çevresinde olup bitene kısa sürede hakim olmak mümkün oluyor. Arnold’un sinematografik tercihleri onun hikaye anlatımının en önemli noktasını oluşturuyor ve duyguları yansıtmakta çok etkili rol oynuyor. Bu tercihlerle duygunun aktarımı daha yumuşak bir şekilde gerçekleşiyor. Star’ın kapalı ve içe dönük karakterini çözümlemek zor bir meydan okuma olabilir ama, Arnold gibi karakterlerine fazlasıyla hakim olan ve onları kararları konusunda olabildiğince özgür bırakmayı seven bir yönetmen için, bu tarz bir karakter çok daha zengin bir hal alıyor. Film boyunca tek bir doğrultuda ilerlemeyen bir olay örgüsüyle bu zenginliği daha da beslemeyi ihmal etmiyor. Star’ın çabalarını ve kendini ispatlama arzusunu gözler önüne serildikçe, Jake ile arasındaki ilişkinin içinden çıkılamaz hali daha da belirginleşiyor. Aynı zamanda Star’ın bütün ekip içerisindeki yeri kesinleşmeye başladıkça, sürtüşmeler de artıyor. Bir yandan işler bir yere kadar iyi gidiyorken, diğer yanda asla kesinlikten bahsetmiyor Arnold. Star ve beraber gezdiği ekibin yol boyunca uğradığı kasabaların demografileri genel olarak küçük bir Amerika özeti sunuyor. Beyaz yakalıların sokaklarından, kovboyların bozkırlarına; petrol sahalarından, sefaletin en acı yüzünün göründüğü kasabalara kadar uzanan bu yolculuk, Star’ın kendini keşfetmesi açısından önem taşıyor; kazanma uğruna sınırlarını zorluyor. Amerikan Rüyası’nın çizdiği görüntüyü bütün etkileyiciliği ile resmediyor. Fırsatlar ülkesinde yol kenarında bir iş fırsatıyla karşılaşabilir, fırsatı kullanarak yeni dünyalara yelken açabilirsiniz. Hayalini kurduğunuz hemen her şey gerçek olabilir; değer verdiğiniz insanlar, bir amaç ve para. Bütün bunların karşılığı ise hiç istenen gibi olmayabiliyor. İstenmeyen olaylara daha çok odaklanan Arnold, hayatta kalmanın zor taraflarını ön plana çıkarmayı istiyor. Andrea Arnold, özellikle close-up çekimlerle karakterlerin dışavurumlarını, oyuncuların doğallıklarını korumalarıyla yakalıyor. American Honey özelinde, doğaçlama yapmanın daha mümkün olduğu bir senaryo ile oyuncuların daha rahat performans sergileyebildiklerini düşünmek olası ve bu rahatlık perdeye çok doğal bir şekilde yansıyor. Andrea Arnold, kendine bir amaç arayan, arzuları, hedefleri olan ve eğlenmek isteyen bir grup genç ile bir Amerikan Rüyası anlatıyor. Müziklerle beslediği sahnelerinin gücü, sinematografik tercihlerle iyice artıyor. Seyirciyi karmaşık duygularla baş başa bırakan American…

Yazar Puanı

Puan - 84%

84%

84

Seyirciyi karmaşık duygularla baş başa bırakan American Honey, doğru hamlelerle izlemesi zevkli ve değerli bir yapım halini alıyor.

Kullanıcı Puanları: 3.21 ( 8 votes)
84
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi