Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa

Sinema hayatın her yüzünü perdeye aktarıyor, bunlardan biri de yaşlılık, demans ve Alzheimer kaçınılmaz olarak.

 2011 yılında yer aldığı Terry Pratchett Choosing To Die belgeselini anımsayınca da artık sinema ve alzheimer hastalığı üzerine konuşmanın vaktinin geldiğini fark ettik. Zaten Oscar’larla Still Alice ve Glen Campbell’ın veda belgeseli Glen Campbell: I’ll Be Me ile film dünyasında alzheimer hastalığına dair yoğun bir farkındalık oluşmaya başlamıştı.

Demans 65 yaş üzerindeki insanların %5’inin başına gelebilen bir şey, yaş ilerledikçe risk artıyor. Alzheimer da bir demans biçimi. Yaş önemli bir etmen olsa da, yalnızca büyük bir travma bile buna sebebiyet verebilir. En beteri da bu hastalık uzaktan bize yalnızca “her şeyi unutmak” gibi gelse de, aslında demans hastaları sık sık içinde bulunduğu kondisyonu anlayıp, o durumda olmaktan nefret ediyor ve bu acizliği fark etmektense kalan zihinsel kapasitelerini yeniden unutmak için kullanıyorlar. Başka zamanlarda sizin kim olduğunuzu anımsamamaları, sizi hatırlayabildikleri zamanlardaysa hayata küstüklerinden susuyorlar. Geri kalan kimi zamanlarda kendilerine zarar verdikleri veya tuvaletini kendi başına yapamaz hale geldikleri için önlemler alıyorsunuz ve bu önlemlerden dolayı onu oraya mahkum ettiğinizi zannediyorlar.

Ama itiraf etmek gerekirse en beteri bunlar değil. Karşınızda güzel bir hayat geçirmiş, artık hayatının sonuna gelmiş, ve en iyi şekilde baktığınızdan emin olabildiğiniz biri varsa, ona bir bebek gibi bakmaya, altını değiştirmeye, yemek vermeye alışmışsanız, kalan zamanını güzelleştirmek için elinizden geleni yapıyorsanız, bunları çok sıkıntı etmiyorsunuz. Bu bir veda etme şekli ve veda etmek için vaktiniz var zaten. En beteri aslında iç dünyanızda yaşanıyor: bu kalıtsal bir rahatsızlık biçimi ve ailede bir defa bile çıkması halinde sizin de kendinizi orada bulma ihtimaliniz var. Ya da bunun durup dururken de başınıza gelebilen bir şey olduğunu biliyorsunuz. Ve sevdiğiniz insanları anımsayamamak, basit zevkleri geçin, nasıl çişinizi yapacağınızı unutmuş bir biçimde son zamanlarınızı geçirme ihtimali sizi deli gibi korkutuyor.

Tam olarak bu noktada alzheimer hakkında birkaç filmden bahsetmek istedik. Evet başımıza bu hastalık gelebilir ama asla sadece bizim başımıza gelmeyecek. İnsanlar alzheimer üzerine konuşmaya başladı. Göreceksiniz ki tanı ilk konulduğu zaman hayatında neler yapacağına karar verebiliyor insanlar. Kime dönüşeceklerini neleri unutacaklarını öğrenip, geriye insanların onları hasta halleriyle değil, bu hastalıkla savaşan halleriyle hatırlamalarını sağlayacak şeyler bırakıyorlar veya alzheimer teşhisi size yada çevrenizdeki birine konulduğunda, hastalığı uzaylı gibi karşılamanız gerekmiyor. Çok insancıl bir durumla karşı karşıya olduğumuzu ve her şeyin çok kötü sonlanmak zorunda olmadığını bize filmler anımsatıyor.

Ben ne desem mevzuya uzak duracağım için, bu dosyaya ilham veren Terry Prachett kendisi bunu deklare etsin size:

terry prachett dementia-filmloverss

Demans’la güzel bir hayat yaşayıp da çok satan kitaplar yazmak mümkün “Tıpkı binim yaptığım gibi”

Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi