Sanatın evrenselliği bir yana dünyanın farklı yerlerinde farklı biçimlerde boy göstererek, tabiri caizse, öznel bir hale dönüşebilmesi en benzersiz özelliklerinden biri. Örneğin, müziğin kültürlerarası geçişlerini takip etmek şaşırtıcı olduğu kadar alışıldık ve keyifli bir uğraşken, toplumların alışkanlıklarını ve tercihlerini tanımak adına sinemanın bu tarz geçişlere sahip olması daha da sürpriz olabiliyor. Türkiye dışında sinema deneyimi yaşamak alışkanlıklar sebebiyle başta bir şaşkınlık yaratıyor haliyle, buna bir çeşit kültür şoku bile denebilir. Başka bir ülkenin sinema salonunda film izlemeyi tecrübe etmenin bu denli farklı olacağını hiç düşünmezdim. Belki de bu sebepten Almanya’da geçirdiğim zaman içerisinde karşılaştığım farklılıklar beni sürekli şaşırttı.

Almanya’da bulunduğum zaman içinde zincirleşmiş sinema salonlarında, bağımsız sinemalarda ve bir de film festivali kapsamında film izleme fırsatı buldum. Vizyon takip etmekten film izleme alışkanlıklarına kadar Almanya’da farklı bir kültürün hakim olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Örneğin, sık sık filmin kalitesini düşürdüğüne inandığımız dublaj burada olmazsa olmazlardan bir tanesi. Vizyona giren yabancı dildeki bir filmi görmek istiyorsanız ve Almancanız yeterli değilse, haftada bir ya da iki defa altyazılı/altyazısız seçenekleriyle orijinal sesli gösterimlerden birini yakalamalısınız; tabii ki, o filmin orijinal sesli seansı varsa. Bu duruma uzun bir süre alışamadım, hala da alışmış değilim. Dublajın bu denli yaygın olabilmesini anlamlandıramıyorum. Ayrıca, özel bir durum olmadıkça yabancı dildeki bir filmi sinema salonunda altyazısız izlememiştim, hatta ilk seferimde istemsizce altta yazılar belirmesini bile bekledim. Orijinal dili İngilizce’den farklı olan bazı filmleri altyazılı izlemek de mümkün oluyor. Örnek verecek olursam, Cem Yılmaz’ın son filmi Ali Baba ve 7 Cüceler altyazılı olarak gösterilirken, Macbeth gösteriminde herhangi bir altyazı bulunmuyordu. Bu uygulama genelde hoşuma gidiyor ama, yine de garipsememek elimde değil.

Almanya’da sinema salonları birbirinden pek de farklılık göstermiyor. Yaşadığım şehirdeki bağımsız salonlarla zincir salonların koltuk konforu, görüntü ve ses kalitesi birbirine oldukça yakın. Söz konusu bağımsız salonlar olduğunda konfor yönünden pek beklenti içine girmiyorum. Yapmaya çalıştıkları işin ne kadar güç olduğunu biliyorum. Üstüne üstlük daha uygun fiyatlarla hizmet vermeleri her daim saygıyı hak eden bir durum benim gözümde. Bu tarz sinemaların yedi tane salonu olabileceğini görmek de beni ayrıca mutlu ediyor. Başka Sinema gibi bir oluşum olmasa da bağımsız salonların film çeşitliliği ortaya çok güzel alternatifler çıkarıyor. Merakla beklediğiniz filmleri görmek için şehir merkezine gitmeye gerek kalmadan, mahalledeki sinemadan takip edebilmek bence bir lüks. 45 Yıl ve Amy gibi filmleri yalnızca bağımsız salonların tabelalarında gördüm. Ancak, her ne kadar bağımsız salonlar sayesinde çeşitlilik artsa da vizyon takviminin nasıl takip edileceğini bilmemek ortaya bir handikap olarak çıkıyor. Mesela, yalnızca takvimi takip edemediğim için iki ya da üç defa istediğim filme giremedim. Çünkü makul sebeplerle cuma günlerinde değişeceğini öngördüğüm takvim, meğerse perşembe günlerinde değişiyormuş. Bunun farkına varmam biraz zaman aldı ne yazık ki. Orijinal dilde izleyebilmek için cumayı beklerken, perşembe günü vizyondan kalktığını görmek üzücü olabiliyor.

Almanya’da Sinema: Film Festivalleri İnsanlara ve İsteklerine Göre Şekilleniyor

Film festivallerinin de belli farklılıklara ve kültüre sahip olduğuna şahit olmak şaşırtıcı bir deneyim oldu. Yurt dışındaki ikinci festival deneyimimde farkına vardım ki film festivallerinin tavırları da izleyicilerinin alışkanlıklarına göre değişebiliyor. Bir başka deyişle, Türkiye’de sürekli peşinden koştuğumuz ‘globallik’ algısının her festival için geçerli olmadığını söylemek mümkün. Bazı festivaller sinemaya daha yerel yaklaşarak keşfetmeyi ve gelişmeyi amaçlıyor. Bir süredir yaşadığım şehir olan Mannheim’da bu yıl 64.’sü düzenlenen Uluslararası Mannheim-Heidelberg Film Festivali’nin yaklaşımı bu yerellik anlayışına oldukça yakın. Düzenledikleri organizsayondan seçtikleri filmlere kadar bunu fark edebiliyorsunuz. Elbette uluslararası ve dünya prömiyerleri yapmak onların da birincil amaçlarından; ancak Türk Filmleri seçkisi ve şehrin bağlı olduğu Baden-Württenberg eyaletinden çıkmış sinemacıların filmlerinden oluşan bir seçki ile buluşmanız da kaçınılmaz. Bu yaklaşım, insanın yaşadığı bölgeye olan bakış açısını ve doğrudan etkilediği yerelliği iyice besliyor. Ama sanıyorum ki festivalde bile en çok dublajlı filmlerin yer almasına şaşırdım. Bu yıl festivalin onur konuğu olan Olivier Assayas’ın filmlerinden oluşan Master of Cinema seçkisindeki filmlerin ve daha birçoklarının orijinal alternatifinin olmaması oldukça şaşırtıcıydı. Bu durum belki dağıtımcılardan kaynaklanıyor olabilir, ama yine de festival kapsamında daha geniş bir kitle hedeflenebilirdi. Buna karşın 14. Filmekimi’nde de gösterilen An’ı burada yakaladığım için oldukça memnundum; Almanca’dan başka alternatifi olmadığını öğrenene dek.

Uluslararası Mannheim-Heidelberg Film Festivali’nin en şaşırtıcı yanlarından biri de televizyon dizileri için de ayrı bir seçki düzenlenmesi. Bu seçkide aday olan diziler, pilot bölümleri ya da ilk sezonu özetleyen özel çekimleri gösterilerek yarışmaya dahil ediliyor. Yalnızca drama dizilerine özel bu yarışma seçkisinin başka bir örneği olduğunu sanmıyorum. Festivalin şahsına münhasır özelliklerinden olan drama dizileri yarışması elbette çok farklı bir hava katıyor diyebilirim.

Genel olarak baktığımızda, insanların sinemayı bu denli farklı açılardan şekillendirmesine şahit olmak oldukça şaşırtıcıydı. Öte yandan, kendim de alışkanlıklarıma ne kadar bağlı olduğumu fark ettim. Aslında ulaşmayı istediğimizde her türlü şarta ve kurala ayak uydurabiliyoruz; tıpkı sinemada olduğu gibi. Dolayısıyla sinemanın kendi kitlesine ulaşmasına vesile olan araçların uygulamalarının farklılığı bölgeden bölgeye değişse de filmlerin etkisi ve büyüsü daima baki kalıyor diyebilirim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi