Lewis Caroll’un 151 yaşındaki ünlü romanı Alice Harikalar Diyarında, sinema tarihinin en çok uyarlanan eserlerinden bir tanesi. Eserin beyazperdedeki geçmişi 83 yıla varıyor. Tim Burton’ın 2010 yılında çektiği uyarlamanın devam filmi olarak Alice Through the Looking Glass – Alice Harikalar Diyarında: Aynanın İçinden bu hafta sinemalara konuk oluyor. Bu defa yapımcı olarak projeye destek veren Tim Burton’ın bıraktığı yönetmen koltuğunda ise James Bobin oturuyor. Caroll’ın yazdığı Alice serisinin ikinci kitabı olan Through the Looking-Glass and What Alice Found There’den uyarlanan film, Alis’in Harikalar Diyarına yaptığı yeni yolculuğunu ve maceralarını konu alıyor. İlk bakışta ilk filmin gerisinde kaldığını rahatlıkla söyleyebileceğimiz devam filmi, Caroll’un yarattığı fantastik dünyayı renklerle süsleyerek aktarıyor ama üstüne daha fazlasını koymakta eksik kalıyor.

En iyi dostu Şapkacı’yı kurtarmak için Harikalar Diyarı’na dönen Alice, bu defa beklenenden farklı zorluluklarla karşılaşıyor. İmkansıza inanmayan ve her gün kahvaltıdan önce 6 imkansız şey yapmak isteyen küçük Alice’in, büyüdükçe yetişkinlerin dünyasına adapte olmaya başlaması onu Alice yapan özelliklerinden uzaklaşmasına sebep olur. Şapkacı’yı kurtarmak içinse bundan sıyrılması ve Zaman’a meydan okuması gerekir.

Alis Harikalar Diyarında: Aynanın içinden, senaryosal anlamda birçok konuda eksik ve sıkıntılı bir görünüm çiziyor. Zaman faktörüne odaklanan filmde, fizik kurallarını dert etmek gerekmemesi iyi bir avantaj. Bu olası sıkıntının yaratabileceği kopukluklar hakkında zaman harcamak zorunda kalmayan James Bobin, zamanda yolculuk konseptini filme iyi bir biçimde adapte ediyor. Sasha Baron Cohen’in canlandırdığı Zaman, kötü karakter olarak karşımıza çıkmıyor. Diğer taraftan Helena Bonham Carter’ın canlandırdığı Kırmızı Kraliçe de ilk filmdeki baskınlığa sahip değil. Kötü karakterin zayıflığı anlatılan maceranın heyecanını da azaltıyor. Aynı şekilde Alis’in dostlarının etkisini de en aza indiren Bobin, aslında fantastik bir kovalamaca sunuyor diyebiliriz. Senaryosunun bu denli zayıflaması filmi tamamen görselliğiyle ön plana çıkmaya zorluyor. Bu noktada iyi bir iş ortaya konsa da, çoğu zaman yeterli ve tatmin edici olmuyor. Senaryonun başarılı dokunuşlarla desteklendiği ve ilk filme gönderme yapan birkaç sahnesi dışında, film domino taşlarının devrilmesi gibi tıkır tıkır ilerleyip ve yan karakterlere önem vermemesi zayıf bir etki uyandırıyor.

Alis Harikalar Diyarında: Aynanın içinden – Özüne Yabancılaşan Bir Masal

Film önemli bir noktada da kendisiyle çelişiyor. Tim Burton’ın ilk filmde yarattığı gotik esintilerle süslü karanlık denebilecek atmosferini, iyice parlak renklerle süsleyip Burton’a göre daha yumuşak bir atmosfer yaratan James Bobin, bu şekilde filmin masal alt yapısını görsel olarak güçlendiriyor. Ama öte yandan, daha dramatik ve derin denebilecek bir hikayeyle karşımıza çıkıyor. Zaman’ın hikayeye dahil olmasıyla birlikte geçmişi, kayıpları ve pişmanlıkları odak noktasına alıyor. Bir çocuk hikayesi olup bu alanda özel bir yeri olan Alis’in maceraları, artık aksayan birer büyüme hikayesine dönüşüyor.

Dürüst olmak gerekirse, Alis Harikalar Diyarında: Aynanın içinden ilk filmin ardından bekleneni veremese de Joe Wright’ın Pan’ı kadar büyük bir hayalkırıklığı yaratmıyor. Klişe formüllerin varlığı filmin tahmin edilebilirliğini arttırıyor olsa da, çözüm noktasında ortaya çıkan doğrular filmin merak uyandırıcı halini biraz olsun güçlendirebiliyor. Ancak, yönetmen James Bobin fantastik bir evrenin sahip olması gereken gizemi ve derinliği küçümsüyor. Yalnızca birkaç sahnede ufak dokunuşlar yapmakla yetiniyor.

Sasha Baron Cohen’in varlığının filme kesinlikle olumlu yansıdığını söylemek gerek. Johnny Depp ile birlikte filme renk katan isimlerin başında geliyor. Anne Hathaway’in canlandırdığı Mirana karakteri hikaye içinde önemli bir yere sahip olsa da, Hathaway senaryonun kurbanı oluyor ve kendini gösterme şansını pek bulamıyor. Mia Wasikowska bu defa daha yalnız bir Alis olarak elinden geleni yapıyor ama senaryonun sınırları arasında sıkışıyor. Ancak, filmin en özel ismi elbette Absolem’i sesiyle yücelten Alan Rickman. Absolem’e sesiyle hayat veren Rickman ne yazık ki çok kısa bir bölümde filme katkı sağlayabiliyor. Aktörün dahil olduğu son proje olan Alis Harikalar Diyarında: Aynanın İçinden, film ekibi tarafından Rickman’a adanmış. Zamanın acımasızlığını aktörün sesini duyduğunuz o anda içinizde hissedebiliyorsunuz!

Özetle Alis Harikalar Diyarında: Aynanın içinden, renkleriyle ve görsel ögeleriyle öne çıkan ama hikaye açısından değerli bir anlatım ve olay örgüsü vadedemeyen bir film olarak karşımıza çıkıyor. Eğlenmek isteyenler için bir noktada tatmin edici olsa da, fantastik hikayelere önem verenler için beklentiyi karşılamayacaktır.

Lewis Caroll’un 151 yaşındaki ünlü romanı Alice Harikalar Diyarında, sinema tarihinin en çok uyarlanan eserlerinden bir tanesi. Eserin beyazperdedeki geçmişi 83 yıla varıyor. Tim Burton’ın 2010 yılında çektiği uyarlamanın devam filmi olarak Alice Through the Looking Glass - Alice Harikalar Diyarında: Aynanın İçinden bu hafta sinemalara konuk oluyor. Bu defa yapımcı olarak projeye destek veren Tim Burton’ın bıraktığı yönetmen koltuğunda ise James Bobin oturuyor. Caroll’ın yazdığı Alice serisinin ikinci kitabı olan Through the Looking-Glass and What Alice Found There’den uyarlanan film, Alis’in Harikalar Diyarına yaptığı yeni yolculuğunu ve maceralarını konu alıyor. İlk bakışta ilk filmin gerisinde kaldığını rahatlıkla söyleyebileceğimiz devam filmi, Caroll’un yarattığı fantastik dünyayı renklerle süsleyerek aktarıyor ama üstüne daha fazlasını koymakta eksik kalıyor. En iyi dostu Şapkacı’yı kurtarmak için Harikalar Diyarı’na dönen Alice, bu defa beklenenden farklı zorluluklarla karşılaşıyor. İmkansıza inanmayan ve her gün kahvaltıdan önce 6 imkansız şey yapmak isteyen küçük Alice’in, büyüdükçe yetişkinlerin dünyasına adapte olmaya başlaması onu Alice yapan özelliklerinden uzaklaşmasına sebep olur. Şapkacı’yı kurtarmak içinse bundan sıyrılması ve Zaman’a meydan okuması gerekir. Alis Harikalar Diyarında: Aynanın içinden, senaryosal anlamda birçok konuda eksik ve sıkıntılı bir görünüm çiziyor. Zaman faktörüne odaklanan filmde, fizik kurallarını dert etmek gerekmemesi iyi bir avantaj. Bu olası sıkıntının yaratabileceği kopukluklar hakkında zaman harcamak zorunda kalmayan James Bobin, zamanda yolculuk konseptini filme iyi bir biçimde adapte ediyor. Sasha Baron Cohen’in canlandırdığı Zaman, kötü karakter olarak karşımıza çıkmıyor. Diğer taraftan Helena Bonham Carter’ın canlandırdığı Kırmızı Kraliçe de ilk filmdeki baskınlığa sahip değil. Kötü karakterin zayıflığı anlatılan maceranın heyecanını da azaltıyor. Aynı şekilde Alis’in dostlarının etkisini de en aza indiren Bobin, aslında fantastik bir kovalamaca sunuyor diyebiliriz. Senaryosunun bu denli zayıflaması filmi tamamen görselliğiyle ön plana çıkmaya zorluyor. Bu noktada iyi bir iş ortaya konsa da, çoğu zaman yeterli ve tatmin edici olmuyor. Senaryonun başarılı dokunuşlarla desteklendiği ve ilk filme gönderme yapan birkaç sahnesi dışında, film domino taşlarının devrilmesi gibi tıkır tıkır ilerleyip ve yan karakterlere önem vermemesi zayıf bir etki uyandırıyor. Alis Harikalar Diyarında: Aynanın içinden - Özüne Yabancılaşan Bir Masal Film önemli bir noktada da kendisiyle çelişiyor. Tim Burton’ın ilk filmde yarattığı gotik esintilerle süslü karanlık denebilecek atmosferini, iyice parlak renklerle süsleyip Burton’a göre daha yumuşak bir atmosfer yaratan James Bobin, bu şekilde filmin masal alt yapısını görsel olarak güçlendiriyor. Ama öte yandan, daha dramatik ve derin denebilecek bir hikayeyle karşımıza çıkıyor. Zaman’ın hikayeye dahil olmasıyla birlikte geçmişi, kayıpları ve pişmanlıkları odak noktasına alıyor. Bir çocuk hikayesi olup bu alanda özel bir yeri olan Alis’in maceraları, artık aksayan birer büyüme hikayesine dönüşüyor. Dürüst olmak gerekirse, Alis Harikalar Diyarında: Aynanın içinden ilk filmin ardından bekleneni veremese de Joe Wright’ın Pan’ı kadar büyük bir hayalkırıklığı yaratmıyor. Klişe formüllerin varlığı filmin tahmin edilebilirliğini arttırıyor olsa da, çözüm noktasında ortaya çıkan doğrular filmin merak uyandırıcı halini biraz olsun güçlendirebiliyor. Ancak, yönetmen James Bobin fantastik bir evrenin sahip olması gereken gizemi ve derinliği küçümsüyor. Yalnızca birkaç sahnede ufak dokunuşlar yapmakla yetiniyor. Sasha Baron Cohen’in varlığının filme kesinlikle olumlu yansıdığını söylemek gerek. Johnny Depp ile birlikte filme renk katan isimlerin başında geliyor. Anne Hathaway’in canlandırdığı Mirana karakteri hikaye içinde…

Yazar Puanı

Puan - 58%

58%

58

Alis Harikalar Diyarında: Aynanın İçinden, renkleriyle ve görsel ögeleriyle öne çıkan ama hikaye açısından değerli bir anlatım ve olay örgüsü vadedemeyen bir film olarak karşımıza çıkıyor.

Kullanıcı Puanları: 4.7 ( 2 votes)
58
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi