Bu yazıyı yazmak için filmin vizyonda bir süre kalmasını ve geniş kitleler tarafından izlenmesini bekledim. Filmle ilgili bol  bol yorum okudum. İzleyicinin ortak kanaatinin Cem Yılmaz’ın artık güldürmediği yönünde olduğunu gördüm. Sanatçının her çıkan yeni filminin bir ya da birkaç önceki filmiyle kıyaslanıp “Cem Yılmaz da çok bozdu” tadındaki yorumlara katılmadığımı belirtmem gerekir. Altını çizme zorunluluğu hissettiğim bir diğer husus ise, politik bir okuma başlığı altında değineceğim noktaların birebir Cem Yılmaz tarafından düşünülerek filme yerleştirildiğini iddia etmediğimdir. Ancak bunun bilinç dışının bir yönlendirmesinden bağımsız olarak gerçekleşmesi de elbette ki beklenemez. Film çekmek aslında bir nevi rüya görmek gibidir bilinçten bağımsız gerçekleşemez.

“Geleneksel sinemayla buluşan izleyici, gerçeği yaşamdakinden farklı olmayan bir şekilde, yani “olduğu gibi” algılamaktan öteye gidememekte ve yaşamı güdüleyen yasallıklar üzerinde etkinlik elde edebileceği bir konuma gelememektedir. Yani, filmdeki olaylar ve karakterlerle özdeşleşen seyirci, eleştirel bir bakış açısına sahip olamamakta, olayları, dolayısıyla yaşamı, olduğu gibi kabullenmeye itilmektedir. Sinema yaklaşık 100 yıllık tarihinden bu yana, göze batırılarak ya da gayet tadında yöntemlerle politikaya hizmet etmiştir.” Çünkü her bakış ideolojiktir. Cem Yılmaz da filmlerini belli bir hayat görüşü ve içinde bulunduğu ya da yakın hissettiği ideoloji bağlamında filmlerini çeker. Her filmin okunması gereken bir alt metni vardır ve genel anlamda beğenilmeyen bu filmi beğenmemi sağlayan bu sahip olduğu alt metindir.

Ali Baba ve Yedi Cüceler – İyiler ve Kötüler

Cem Yılmaz filmlerinde mutlak iyi ve mutlak kötü karakter oluşumuna tam anlamıyla rastlanmasa da, yani iyi karakterler saf bir kurnazlığa sahip olsa da özünde iyi ve naiftir, kötü karakterler ise mutlak kötülüğe daha yakın bir noktada konumlandırılırlar. Bir filmi izlediğimde hiçbir şey düşünmeden önce şunu anlamaya çalışırım. Bu filmin kötüsü ve iyisi kim?

Cem Yılmaz’ın kötü karakteri en net özellikleriyle oldukça zengin, kadına bir mal gözüyle bakan, insan avlayabilen yani gözünde insan hayatının hiçbir değeri olmayan ve “çalıyoruz ama çalışıyoruz” diyen bir karakter. Mikro bir bakış açısıyla kendi ülkemizden örnekler bulabilecek olsak da ben kötü karakteri tek bir kelimeyle tanımlamak istiyorum : kapitalizm.

Filmde halk temsili iyi karakterlerden oluşturulurken kapitalizmin karşısında duran, zor durumda olana yardım elini uzatan ve izleyicinin kötü karaktere nazaran çok daha kolay özdeşim kurabildiği karakter ise Zafer Algöz’ün canlandırdığı Soyvet askeri. Yani bu noktada kötünün karşısında duran iyi karaktere de kısaca sosyalizm diyebiliriz. Bu iyilik ve kötülük kavramlarının altını çizen unsurlar filmin ilerleyen dakikalarında da konuya serpiştirilerek ilerletiliyor.

Cem Yılmaz’ın değindiği bir diğer nokta ise, bundan komedi çıkarıyor olsa dahi, Sovyet Rusya yıkılmasına rağmen hala yer altında bulunan bir sosyalizm varlığı. Evet temsillerde kapitalizmin dijital ekranları, muhteşem teknolojilerine karşın yer altında hala “takoz” olarak adlandırabileceğimiz aletlerle işlerini yürütmeye çalışan bir Sovyet askeri olsa da, sıcak, bizden ve yardımsever gibi etiketlerle tanımlanabilecek sosyalizm hala derinlerde bir yerlerde gün yüzüne çıkmayı bekliyor.

Filmin, genel görüşlere bakıldığında saçma bulunan bölümlerinden biri olan insan avı aslında hiç de uzak olmadığımız bir bağlamda kurgulanıyor. Ben bu bölümü bir hiciv olarak değerlendiriyorum. Avın genelinde av olarak var olan beş kişi, aslında toplumun küçük bir temsili olarak değerlendirilebilir. İşini tamamen tanrıya bırakan, başına gelenleri kabullenen dindar kesimi temsil ettiği iddia edilebilecek bir karakterlein yanı sıra, kendisini herkesten üstün ve zeki gören beyaz Türk elitliği de ayrı bir karakter üzerinde toplanmış. Yanı sıra bir Anadolulu karakter ve kurnaz pazarlamacı tiplemesiyle halkın öne çıkan birçok kesiminin temsili bu grupta bir araya getirilmiş ve bu grubun yani halkın tüm gücü elinde bulunduran bir kişi tarafından rahatlıkla avlanabildiği vurgulanmış. Komedi tarafını bir yana bıraktığımızda günümüzde bu temsilden çok da farklı bir durum içerisinde yaşamadığımızı söylemek zor olmayacaktır ve kendisini bir diğerinden üstün gören de, başına geleni kabullenen de bu diktanın altında birini diğerinden ayırmaksızın öldürülebiliyor.

Cem Yılmaz’ın en çok eleştirildiği noktalardan bir diğeri ise filmde kullandığı ürün yerleştirmeydi, ancak Cem Yılmaz’ın kola kapağıyla Sovyet roketini çalıştırma girişimi de dikkat edilmesi gereken manidar noktalardan biri olarak görülebilir.

Filmi sahne sahne irdelemeden genel anlamda filmin politik olarak okunması bağlamında belli noktalara değinmeye çalıştım. Elbette ki bir feminist okumayla ya da psikanalitik bir yaklaşımla filmden apayrı sonuçlar da çıkarılabilir. Bense film hakkında fazlaca iyi-kötü yorumlarına girmeden Cem Yılmaz’a Türkiye’de türlü okumalara açık, altyapıya sahip bir komedi filmi yaptığı için teşekkür ediyorum.

* Parkan Mutlu, Brecht Estetiği ve Sinema, 1982, Dost Yayınevi

  • Azeri bir kişinin Sovyet Sosyalist Rusya tarafından kullanılması da bu politik açıklama da yer almalıdır bence özellikle cem Yılmaz’ın her taraftan bakıyorum demesine bakılırsa. Ayrı olarak Azeri Sovyet askeri, Türk birini görünce gardaşım deyip yardımı kabul etmesi de Türkü Türk’ten başkası yardım etmez sözüyle de bağdaştırılabilir. Sadece kapitalizm kötü komünizm iyi demek yeterli değil bence yorumlar da kendi görüşünüzün gömleğini çıkarın bence.

  • En azından hala boş beleş bir şekilde sanata bakmayanların olduğunu görmek sevindirici. Güzel yazmışsınız.

  • Batuhan

    Aynen “okumanız” gibi, fazla orasını burasını irdelemeden, kabaca bir yorum yapayım.Okuduğum en sığ film okumalarından bir tanesi olmuş.

  • gurur alp

    Ecem hanım sizin yoruma saygı duyuyorum ama film kötü kimse bu bakış açısıyla filmi izlemek zorunda değil insanlar bir komediden ne ister eğlence bu filmde cem yılmazdan beklenen eğlence yok kısaca film güldürmüyor film sıkıcı malesef sizin yorumunuz filmi değerli yapmıyor.

  • Erturanalp

    Bence yorum oldukca sığ ayrica sinema adlı sanat kendi icerisindeki unsurlara göre degerlendirilir. Sizin yorumunuz da oldukca zorlama bu gibi çıkarımlar Kusturicanın Underground filminde ziyadesiyle mevcut siz sinemayı elestirme iddiasında olan sayın yazar şu cem yilmaz fetişinin esiri olmayin lütfen pek yakinda col elestirilse de en azından sinemanin jendisinin başrolünde olduğu bir film olması bakımından gayet iyi kotarılmıştı ancak Ali baba saçmalığını böyle zoraki yorumlar bile kurtaramaz özetle olmamıs bir film ve olmamış bir yorum

  • Sina

    Tamamen kendi bakis acinla yaptigin bir yorum ve kurguladigin kaliba bu film oturmaz, arkadasa katiliyorum sig kalmis ayrica analizini yapmaya degmeyecek kadar hikaye devamliligindan yoksun kurgusu rezalet cem yilmazin seneyi bos gecmemek icin piyasaya surdugu bir film bence

  • okankoroglu

    Bu fazlasıyla kurgusal hayal gücünüze hayran kaldım. Cem Yılmaz bu garip yazınızı okusa “Vay be ben ne yapmışım böyle” diyecektir eminim ki… Kapitalizmin olmazsa olmazı ürün yerleştirmeleri ile dolu bir filmde Cem Yılmaz’ı neredeyse Che yerine koymadığınız kalmış… Bu filmden böyle sonuçlar çıkardıysanız Potemkin Zırhlısı’nı Bloody Sunday’ı filan izleseniz sanırım kızıl bere takıp ak saraya tek başınıza çıkartma yaparsanız siz…

  • Bir Mutlu Parkan öğrencisi olarak sizi tebrik ederim. Politik acindan gayret iyi okumussunuz filmi.O Pepsi sahnesini görünce aklıma Sovyetler Birliğine ilk açılan Pepsi fabrikası geldi.Neyse kahtarsisin dibine de vursa da film karakterlerin altyapısı çok doğru bir şekilde yaratmış.

  • Godard i izletsek çok kötü film dersiniz , çok kötü film iyi bir filmdir.Sizlerin geleneksel alıştığınız tarzda yapılmayan filme kötü demeniz ve eceme saldirmsniz anlaşılır maddi temellere bağlıdır.

  • Caner Horuz

    Yazıya katılmakla beraber şunu da eklemek istiyorum; seçilen Sovyet askeri karakteri aynı zamanda komunizm altında ezilen bir halkı(Azerbaycan) göstermektedir. Cem Yılmaz gibi bir adam bunları bilinç dışı elbette yapmamıştır fakat… Neyse açıklama dahi gerekmiyor o fakat kısmından sonrakilere.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi