87. Akademi Ödülleri’nden dört ödülle ayrılan Birdman’in yönetmeni Alejandro Inarritu Oscar’dan, filminden ve tören boyunca yaşadıklarından Variety dergisine bahsetti.

Birdman, prömiyerinin yapıldığı günden beri yarattığı dünyanın yanında çekim tekniğiyle de konuşulan bir film oldu. Variety dergisine verdiği röportaj esnasında kendisine bu derece cesur bir sinematografi yaratmanın getirdiği endişeler sorulduğunda, “Korku hayatın kondomudur, keyif almanızı engeller.” diyen yönetmen, “Ben de kondom kullanmadan yaptım ve sonuç buydu, samimiydi. Tıpkı sevişmek gibi.” diyor.

Birdman’in bu alışılmadık, yontulmamış üslubu ve Michael Keaton’ın düşünce gücüyle objeleri oynatışı, soyunma odasında oturur pozisyonda havalanışı ve New York’u uçarak gezişi ile bizleri içine çeken büyülü sürrealizmi, Inarritu’nun filmine son derece hak edimiş dört Oscar kazandırdı: En İyi Yönetmen, En İyi Film, En İyi Özgün Senaryo, En İyi Sinematografi.

Alejandro Inarritu Oscar töreninde isminin üç kere söylenişini hatırladığında, keyif için yaptığı işin Hollywood’un en büyük gecesinde yüceltildiğini görmeyi “beden dışı deneyim”e benzetiyor. Ama geceye dair en sevdiği anısı, tören bittikten saatler sonra Madonna’nın Oscar partisinde gerçekleşmiş.

Jay-Z geldi ve, ‘Seninle tanışmam gerekiyor’ dedi,” diye anlatıyor Inarritu. Daha sonra şarkıcıyı “ağızları açık bir şekilde orda duran” 17 yaşındaki oğlu, Eliseo ve 20 yaşındaki kızı, Maria ile tanıştırıyor ve Jay-Z yönetmenin çocuklarına dönerek, “Babanızla gurur duyuyor olmalısınız.” diyor. Inarritu hikayeyi  Jay-Z sayesinde, hayatında ilk defa oğlunun saygısını kazandığını” söyleyerek bitiriyor.

alejandro-inarritu-variety-oscar-cover-filmloverss

Daha önce çektiği dört filmi (“Amores perros”, “21 Grams”, “Babel”, “Biutiful”) de en az bir dalda Oscar’a aday olmuş olan yönetmen, Birdman’in bu kadar fazla insanı etkileyeceğini hiç düşünmediğini söylüyor. Bunun kendisi için yeterli olduğunu ve daha zarflar açılmadan bile kendisi kazanmış gördüğünü söyleyen yönetmen, “Dürüst olmak gerekirse, dün oraya gittiğimde hiçbir şey beklemiyordum.” diyor ve gerginlikle ilgili bir anısını anlatıyor, “Küçükken annem beni ve kardeşlerimi dişçiye götürürdü. Kardeşlerim bütün gün, bütün hafta boyunca gergin olurlardı, ben ise son derece sakin dururdum. Ama içeri girmeden beş dakika önce tam anlamıyla çıldırmaya başlardım.”

Oscarlarda da durumun aynı olduğunu söyleyen yönetmen, kırmızı halıda son derece sakin olduğunu söylüyor. Törene manevi Oscarlarım dediği, eşi, Maria Eladia Hagerman, iki çocuğu, kardeşi ve iki arkadaşından oluşan bir grupla gelen Inarritu, aday olduğu ilk kategorinin sonuçlarının açıklanmasından beş dakika öncesine kadar eğlendiğini ve oldukça rahat olduğunu söylüyor, “Birdenbire, onca insanın önünde sahneye çıkma düşüncesi korkunç göründü, işte o an gerilmeye başladım.”

Karışık duygular içerisinde olduğunu hatırlayan Inarritu, “Bir tutarsızlık var çünkü çok heyecanlısınız ama bir yandan da kendinizi gülünç duruma düşürmekten korkuyorsunuz ve utanıyorsunuz.” diyerek ekliyor, “Ayrıca tam olarak bir inanamama durumu söz konusu. Bir arkadaşım verdiğim tepkileri çok güzel anlatıyor. İlk ödül, ‘Teşekkür ederim.’ İkincisi, ‘İnanamıyorum.’ Üçüncü ödül ise, ‘E yok artık!'”

Inarritu zafere hazırlıklı olmadığını düşünüyor, “Doğruyu söylemek gerekirse, ben bir kazanandan ziyade iyi bir kaybedenim.” diyor, “Çünkü daha önce başıma geldi ve kaybetmek konusunda rahatım.”

alejandro-inarritu-filmloverss

Alejandro Inarritu Oscar’ın sunduğu tanınma ayrıcalığından ötürü hoşnut olduğunu belirtse de ödül yarışmalarını saçma bulduğunu söylüyor. “Bu kadar güzel filmi birbiriyle nasıl karşılaştırırsınız? Foxcatcher’ı Grand Budapest Hotel’in karşısına nasıl koyarsınız?” diye soruyor, “İnsanların istatistikler püskürttüklerini ya da gazetecilerin saplantılı bir biçimde açılış haftasındaki bir filme değer biçtiklerini duyuyorum. Bu filmlerin olması gereken gerçekten bu mu, kimin daha büyük bir s*kinin olduğu mu önemli olan? Durum buysa, dünyadaki en iyi restorant McDonald’s olmalı.”

Aday olan ya da olmayan meslektaşlarına övgüler yağdıran Inarritu, geçen yaz Boyhood’u izler izlemez, Richard Linklater’a mail attığını itiraf ediyor. “Onu tanımıyordum ama, ona ulaşmalıydım. Filmi oğlumla birlikte izlediğimi söyledim ve bu inanılmaz hediye için teşekkür ettim.”

Oscarlardaki bir başka unutulmaz anının Linklater’la ilgili olmasının sebebi bu olsa gerek. Inarritu iki filmin yarış içerisinde olduğuna dair bir izlenim olduğunun farkında, Boyhood’a karşı Birdman gibi bir ortam olması bekleniyordu ki bu çok saçma. En İyi Yönetmen ödülü açıklanmadan hemen önce otururken dedim ki, ‘Richard, bu ödülü sana karşı kaybetmek büyük bir onur olur.’ O da aynı şekilde hissettiğini söyledi.”

Inarritu’nun ismi açıklandığında, Linklater ve Foxcatcher’la aday olan Bennett Miller, yönetmeni kucakladı. “Bu gerçek arkadaşlıktı ve gerçek anlayıştı. Hepimiz yapmak istediğimizi yapabildiğimiz ve bunu paylaşabildiğimiz için şanslı insanlarız. İşte bunu asla unutmayacağım.”

Birdman, izleyenleri büyülemesine rağmen basın ve eleştirmenler tarafından Boyhood’la uzun süre başbaşa gösterilmedi. Hatta Altın Küre Ödülleri‘nde Boyhood’la aynı kategoriye girmek zorunda kalmamasına ve komedi kategorisinde yarışmasına rağmen ödülü bu sefer de Grand Budapest Hotel’e kaptırdı. Daha sonra Yapımcılar Birliği (PGA) Ödüllerinin açıklandığı gece her şey değişti. Yapımcılar Birdman’i en iyi film seçtiler. Eylül ayından beri Leonardo DiCaprio‘nun başrolünde olduğu yeni filmi “The Revenant”ın  setinde, dondurucu soğukta, yorucu saatler geçiren Inarritu PGA törenine katılmamayı bile düşünmüş. “Çok yorgundum ve gerçekten hastaydım. Kazanmayı beklemiyordum ve bu kadar yorgun olduğunuzda tek istediğiniz uyumak oluyor. İsmimizin açıklandığını duyduğumda birden panik hissettim. ‘Şimdi nasıl bu masadan kalkıp da sahneye gideceğim?’ paniği.”

Birdman, uzun ve kesintisiz çekimleriyle, içerdiği komedi unsurlarıyla ve insancıl yönüyle, Venedik Film Festivali’indeki ilk gösteriminden itibaren izleyenleri büyülemeye devam etti. Inarritu deneyimin değerini düşürebileceği korkusuyla, filmin çekilme yöntemi üstünde konuşmayı pek istemiyor. “Benim hayal ettiğim, kimsenin bilmemesiydi.” diyor, “Yani bu hissettiğiniz bir şey olacaktı ama farkına varmayacaktınız.” Oscar ödüllü yönetmen Mike Nichols da dahil olmak üzere birçok insan yönetmeni bu çekim yönteminden vazgeçirmeyi denemiş. Bütün bu karşı girişimlerden sonra “korkudan altına s*çtığını” itiraf eden yönetmen filmini gözüpek bir biçimde çekmek için insanlara karşı kulaklarını tıkaması gerektiğini söyleyenin filmin başrol oyuncusu Michael Keaton olduğunu söylüyor. “Herkese rağmen yaptı.” diyor Keaton, “Bunu nasıl sevmezsiniz?”

Hazırlayan: Öykü Teoman

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi